Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4476 E. 2023/2119 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4476
KARAR NO : 2023/2119
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davalarda davacı Hazinenin davasının kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davalarda davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … ve davalı … ile davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … Köyü çalışma alanında bulunan 132 ada 2, 14, 22, 24, 42, 43 ve 52 parsel sayılı, sırasıyla 28.561,31 , 566,83 , 8.024,95 , 8.353,34 , 13.969,85 , 7.563,92 , 2.036,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 132 ada 2 sayılı parsel …, 132 ada 14 sayılı parsel … , 132 ada 22 sayılı parsel …, 132 ada 24 sayılı parsel …, 132 ada 42 sayılı parsel …, 132 ada 43 sayılı parsel …, 132 ada 52 sayılı parsel ölü … ve … … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine temsilcisi 2016/20 Esas sayılı ana dava ve birleşen 2007/8364, 2007/8375, 2007/8376 Esas sayılı dosyalar için mahkememize sunduğu dilekçesinde özetle; … ilçesi, … Köyünde bulunan dava konusu 132 ada 2, 14, 22, 24, 42, 43, 52 parsel numaralı taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmaları yapıldığını, kadastro ekiplerince 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 18/2 nci maddesi kapsamına giren mütegayyip ve firari kişilerden kalan yerlerin dikkate alınmadığını, taşınmazların bulunduğu mahale ilişkin kayıtların bulunduğunu, bunların 1936 yılında umumi tahriri yapılarak Hazine kayıtlarına geçtiğini açıklayarak, dava konusu taşınmaza ait tespitlerin iptali ile Hazine adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2011 tarihli ve 2007/8346 Esas, 2011/518 Karar sayılı kararı ile Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişme konusu 132 ada 2, 22, 14, 52 sayılı parsellerin mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, kadastro tespitine herhangi bir kayıt ve belge esas alınmayan taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek 132 ada 24, 42 ve 43 sayılı parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine temsilcisi ve davalı … … mirasçıları temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarihli ve 2015/9085 Esas, 2015/15889 Karar sayılı kararıyla, 132 ada 2, 22, 14 parsel sayılı taşınmazların onandığı, 132 ada 24, 42, 43 parsel sayılı taşınmazların ise taşınmazların bulunduğu yerde varsa mera tahsis karar, ekleri ve haritaları ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmeli, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, mera tahsisi yoksa, komşu 132 ada 58 sayılı mera parselinin öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemenin, taşınmazların konumu ve niteliğine ilişkin gözlemi tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı, hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanaktan ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde ve komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmazların meradan açılan bir yer olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, taşınmazların etrafında bulunan komşu parsellere ilişkin dava dosyalarındaki ziraat bilirkişi raporları ve komşu taşınmazların kesinleşme durumları da nazara alınmalı, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmesi, ve 32 ada 52 sayılı parselin tespit maliki … …’a dava dilekçesi ve duruşma günü için çıkarılan tebligat her ne kadar 24.09.2007 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş ise de dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğine göre … … tebliğ tarihinden önce 25.04.2004 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda ölü kişi adına bizzat yapılan tebligat geçersiz olup, … … mirasçıları usulüne uygun olarak davaya dahil edilmediğinden taraf teşkilinin sağlanmadığı gereğine değinilmiştir.

Dava konusu 132 ada 52 parselle ilgili bozmadan sonra bu dosyadan tefrik edilip, aldığı yeni esas üzerinden karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay 2016/11712 Esas ve 2016/10094 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve karar düzeltme yoluna başvurulmayarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların mera bütünlüğünü bozmadığı, taşınmazların meradan açılarak elde edilmediği, alınan bilirkişi raporlarına göre de dava konusu taşınmazların mera vasfında olmadığı, çekişmeli taşınmazların öncesinde kaçak ve yitik kişilere aitken yasalar gereği Hazineye kalan yerlerden olmadığı, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğu, taşınmazın meradan açılarak elde edilmediği, ziraat bilirkişi raporunda kuru tarım arazisi olduğu belirtilse de İl Özel İdaresi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün muhabere üzerinden gönderdiği yazılarında; … köyünde sulama tesisinin bulunduğunun belirtildiği dolayısıyla Toprak Koruma Kanunu hükümlerine göre sulama suyu tesisi olan mahallerin sulu arazi niteliğinde kabul edildiği ve davalılar …, … ve …’ın belgesizden aynı kadastro bölgesinde 40.000 metrekare sınırını geçmiş oldukları dosya kapsamından anlaşıldığından, dava konusu taşınmazlarda başkaca hak iddia eden bulunmadığından, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen edinme koşullarının oluşmadığı saptandığından, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 18 inci maddeleri gereği Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … ve davalı … ile davalı … vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … temyiz dilekçesini özetle: 132 ada 24 parsel sayılı taşınmaz mahalli bilirkişi beyanında ve bilirkişi raporlarında tarla olarak kullanılır denmesine rağmen davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı … ve … temyiz dilekçesini özetle; davalıların aynı kadastro bölgesinde 40.000 metrekare sulu tarım arazisi sınırını geçmiş olmaları nedeniyle dava konusu taşınmazlar Hazine adına tespitine karar verilmiş ise de ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olduğu belirtildiğinden belgesiz sınırı aşılmadığı için kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların mera vasfında olup olmadığı, mera değil ise zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların sınırında 132 ada 58 sayılı mera parseli bulunduğu halde, yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler tam olarak getirtilmemiştir. Ayrıca tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait 3 ayrı tarihe ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilmemiştir. Yine 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen belgesiz zilyetlik yolu ile edinilebilecek taşınmaz miktarının belirlenmesi için yöntemine göre belgesiz araştırması yapılmamıştır. Dosya kapsamında yapılan belgesiz araştırması yeterli olmayıp davalıların belgesizden adına tespit gören evrakların kadastro tutanak evrakları istenmeli ve belgesizden adlarına tespit gören yerlerin kuru veya sulu tarım yapılıp yapılmadığı tereddütsüz olarak belirlenmelidir. Ziraat bilirkişisi Alaadin … 22.05.2009 tarihli raporunda, 132 ada 42 parsel yönünden sulu tarım arazisi, 132 ada 43 parselin ise kuru tarım arazisi özellikleri taşıdığını belirtmiş, ancak ziraat bilirkişileri …, …’nın 23.10.2019 tarihli raporunda ise 132 ada 24, 42, 43 parsel sayılı taşınmazların kuru tarım arazisi oldukları belirtilmiş olup bu iki rapor arasındaki çelişki de giderilmemiştir.

Bu nedenle, eksik evraklar dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ya da harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ve taşınmazların bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemenin, taşınmazların konumu ve niteliğine ilişkin gözlemi tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanaktan ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde ve komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmazların meradan açılan bir yer olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilmeli; hava ve uydu fotoğrafları üzerinde bilirkişilere bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleketi haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazların konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi ve hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle) inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların tarım arazisi olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve hava ve uydu fotoğraflarının çekildiği tarihlerde çekişmeli taşınmazlar ile mera parselleri arasındaki ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirlenilmesine çalışılmalıdır. Temyize konu taşınmazların kuru veya sulu tarım arazisi olup olmadığı tereddütsüz belirlenmelidir. Fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, taşınmazların etrafında bulunan komşu parsellere ilişkin dava dosyalarındaki ziraat bilirkişi raporları ve komşu taşınmazların kesinleşme durumları da nazara alınmalı, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı …’a iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.