YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4558
KARAR NO : 2023/1399
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/1 E., 2020/4 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 193 ada 2 parsel sayılı193.831,87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çamlık ve pınarlık vasfıyla; 195 ada 1 parsel sayılı 2.526,58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … temsilcisi 19.09.2007 tarihli dava dilekçesinde; … ilçesi … Köyü 193 ada 2, 195 ada 1 ve 196 ada 1 parsel sayılı taşınmazların orta malı vasfıyla köy sınırlarının içinde bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile kendi köyleri adına tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında dava konusu yapılan 196 ada 1 parsel hakkındaki dava iş bu dosyadan tefrik edilmiştir.
3. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1744 sayılı 6831 sayılı Kanun’un Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1979 yılında kesinleşen 2 nci madde uygulaması, 3302 sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun ) ile değişik 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1989 yılında kesinleşen 2/B madde uygulaması ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 01.10.2007 – 31.10.2007 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
II. CEVAP
Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2015 tarih ve 2007/85 Esas, 2015/33 Karar sayılı önceki kararı ile,davanın kısmen kabulüne, 193 ada 2 parselin tespit gibi tesciline, 195 ada 1 parselin tespitinin iptali ile aynı ada ve parsel numarası altında davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2015 tarih ve 2007/85 Esas, 2015/33 Karar sayılı önceki kararı, dahili davalı Hazine vekili tarafından 195 ada 1 parsel yönünden temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (20). Hukuk Dairesinin 17.10.2017 tarih ve 2016/1999 Esas, 2017/7918 Karar sayılı ilamıyla; “İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme sonucunda çekişmeli 195 ada 1 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline karar verildiği, taşınmazın kadastro tutanağında ham toprak vasfında olduğu mahkeme gerekçesinde ise tarla vasfında olduğundan bahsedildiği ancak hüküm kısmında taşınmazın niteliğinin belirtilmediği, nitekim bilirkişi raporlarında da taşınmazın tarla olarak kullanılma imkanı bulunsa da, halihazır durumunun tarla olmadığı, hayvan otlatılan alanlardan olduğunun belirtildiği, bu nedenle davacı köy yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, ne varki taşınmazın mera olup olmadığı yönünde de yeterli araştırma yapılmaksızın karar verildiği, bu doğrultuda öncelikle çekişmeli parselin bulunduğu yerde mera teknik ekibinin çalışıp çalışmadığı, mera tahsis kararı, mera nitelikli vergi kaydı veya tapu kaydının bulunup bulunmadığı ilgili yönetimlerden sorularak var ise ilgili karar, kayıt ve haritaların getirtilmesi, çekişmeli taşınmazların bulunduğu köy ile ilgisi olmayan ve yöreyi bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişilerin yöntemince saptanması, daha sonra çekişmeli taşınmazların başında yeniden bir harita mühendisi, bir fotoğrafçı bilirkişi ve üç ziraat uzmanı bilirkişi vasıtasıyla yapılacak keşifte eski tarihli haritalardan ve resmi nitelikli tüm belgelerden yararlanılarak, taşınmazın mera olup olmadığı, ne şekilde kullanıldığı konusunda açıklamalarının dinlenmesi, toprak bilgisine yeterince sahip ziraat uzmanı bilirkişilere, taşınmazların değişik bölümlerinden toprak numuneleri alınmak suretiyle inceleme yaptırılarak, taşınmazın üzerinde mera bitkileri bulunup bulunmadığı mera olup olmadığı yönünde bilimsel verileri içeren detaylı rapor ve kroki düzenlettirilmesi, fotoğrafçı bilirkişiye taşınmazın değişik yönlerinden fotoğraflarının çektirilmesi, fotoğrafların, çekişmeli taşınmazın hangi yönünden hangi yönüne bakılarak çekildiğini gösteren kroki düzenlettirilmesi, yapılan araştırmalar neticesinde taşınmazın mera olmadığı belirlendiği taktirde davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu taşınmazda mera bitkileri bulunduğunun ve komşusu olan meralar ile bir bütünlük oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 195 ada 1 parselin ham toprak olan kadastro tespitinin iptaline, sözkonusu parselin mera olarak sınırlandırılmasına ve bu parselin mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mera vasıflı olmadığını, ham toprak vasfıyla tespit edilmesinin doğru olduğunu ve bu vasfını koruduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 16/B maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.