Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4676 E. 2023/1437 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4676
KARAR NO : 2023/1437
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/9 E., 2020/16 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı … ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda, hükmü temyiz eden …, dava konusu taşınmazların tespit maliki olmayıp bağımsız hak talebi ile çekişmeli taşınmazlar hakkında açılmış bir davası ya da yargılama sırasında eldeki davaya katılma talebi bulunmadığından davanın tarafı olmadığı gibi İlk Derece Mahkemesince davaya dahil edilmek suretiyle karar başlığında mirasçı olarak gösterilmiş olması da taraf sıfatı kazandırmayacağından, kararda aleyhine bir hüküm de kurulmadığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan …’in temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı Hazine vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında Kars ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 114 ada 3, 4, 5 ve 32 parsel sayılı sırasıyla 5.671,41, 6.882,19, 5.834,01 ve 5.752,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, mera vasfıyla sınırlandırılmışlardır.

2. Davacı … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların, kendisi ve kardeşlerinin müşterek malik oldukları 03.12.1986 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını, taşınmazları ekip biçmek suretiyle tasarruf ettiklerini ve mera olmadıklarını açıklayarak, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve tapu kaydında adları yazılı bulunan kişiler adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2012 tarihli ve 2005/1 Esas, 2012/54 Karar sayılı kararı ile; “Temyize konu taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kaldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 114 ada 3, 4, 5 ve 32 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, 114 ada 4, 5 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar ile 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hükme dayanak yapılan fen bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterilen 1.531,09 metrekare yüzölçümündeki bölümünün veraset ilamındaki payları oranında davacı ve mirasçılar adına tesciline, 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın aynı raporda (A) harfiyle gösterilen 4.140,32 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.02.2013 tarihli ve 2013/888 Esas, 2013/1210 Karar sayılı kararı ile; “Yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli olmadığı belirtilerek; davacının dayandığı tapu kaydının miktarının 20.000 metrekare olmasına ve hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda tapu kaydının 114 ada 4, 5, 32 parseller ile aynı ada 3 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünü kapsadığı belirlenmesine rağmen, mahkemece miktar ve rapora aykırı olarak toplam 25.029,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığının kabul edilmesinin isabetsizliğine ve davacı tarafın dayandığı tapu kaydı Hazinenin de taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğundan çakıştırmak suretiyle zemine uygulanması, kapsamının haritasına göre belirlenmesi, çekişmeli taşınmazların sınırında mera olması nedeniyle yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılması ve davanın tapu kaydındaki davacının payı ile sınırlı olarak görülmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 2013/130 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararı ile; “davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 114 ada 4, 5 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar ile 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.531,09 metrekarelik bölümünün kadastro tutanağının davacının tapudaki payı ile sınırlı olarak iptaline ve 1/9 pay ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacı … ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2016/12043 Esas, 2019/7955 Karar sayılı kararı ile; dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Hazine vekilinin dava konusu 114 ada 4, 5 ve 32 sayılı parsel sayılı taşınmazlar ile aynı ada 3 parsel sayılı taşınmazın 23.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak, kadastro hakiminin çekişmeli taşınmazlar hakkında sicil oluşturmakla yükümlü olması nedeniyle, taşınmazın tamamının hangi paylarla kimin adına tescil edileceğine ilişkin anlaşılır ve infazı kabil hüküm kurulması gerekirken, davacı adına tescil edilen 1/9 pay dışında kalan ve davaya konu olmayan diğer payların tespit gibi tesciline karar verilmemiş olmasının isabetsizliğine değinilerek bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dava konusu taşınmazların davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 114 ada 3, 4, 5 ve 32 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 114 ada 4, 5 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar tarla vasfıyla ve ayrı ayrı tamamı 288 pay kabul edilerek, 32/288 payın hüküm yerinde payları gösterilen ve yargılama sırasında ölen davacı … mirasçıları adına; kalan 256/288 payın ise Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine; çekişmeli 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 23.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.531,09 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla ve tamamı 288 pay kabul edilerek, 32/288 payın hüküm yerinde payları gösterilen ve yargılama sırasında ölen davacı … mirasçıları adına; kalan 256/288 payın ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; taşınmazın aynı raporda (A) harfi ile gösterilen 4.140,32 metrekarelik bölümünün ise aynı ada ve parsel numarası ile mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı … ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında ve mera vasfındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, meradan açma nedeniyle mera bütünlüğünün bozulduğunu ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 20 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. …’in Temyizi Yönünden
…’in hükmü temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davalı Hazine Vekilinin Temyizi Yönünden
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.