Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5018 E. 2022/9773 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5018
KARAR NO : 2022/9773
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Aydın Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı asli müdahil Orman İdaresi vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine şeklinde karar verilmiş olup, bu kez asli müdahil Orman İdaresi vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, …., ili …., İlçesi ….., köyü / mahallesi çalışma alanında bulunan 216 ada 162 parsel sayılı taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak kestanelik vasfıyla, 28.07.2006 tarihinde davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, 216 ada 162 parsel sayılı taşınmazın ortak miras bırakan …dan kaldığını, ¼ payının kendisine ait olduğunu belirterek adına tescili istemiyle dava açtıktan sonra, yargılama aşamasında 11.12.2018 tarihinde mahallinde yapılan keşifte taşınmaza yönelik davasından feragat ettiğini beyan etmiştir.
Birleşen dosya davacısı Hazine vekili 29.01.2007 tarihinde Nazilli Kadastro Mahkemesine ibraz ettiği dilekçesi ile, …., ili …., İlçesi …., köyü / mahallesi 216 ada 162 parsel sayılı taşınmazın Türk Medeni Kanunu ve 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince özel mülke konu edilebilecek yerlerden olmadığını, büyük bölümünün meşelik olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın keşfen belirlenecek vasıfla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında müdahil davacı … İdaresi, davaya konu taşınmazın orman vasfında olduğunu belirterek, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacı …’ ın davasının feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın davacı Hazinenin ve müdahil Orman İdaresinin davasının fenci bilirkişi krokisinde B ve D harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden KABUL diğer kısımlar yönünden reddi ile,…., ili …., ilçesi ….., köyü 216 ada 162 parselin fenci bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 503,42 m²’ lik kısmının aynı adada en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, D harfi ile gösterilen 11.537,70 m²’ lik kısmının aynı adada en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, A harfi ile gösterilen 906,12 m²’ lik kısmın aynı adada en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle tespit gibi tapuya tesciline, C harfi ile gösterilen 10.003,12 m²’ lik kısmın aynı ada ve parsel numarasıyla tespit gibi tapuya tesciline
karar verilmiş, hükme karşı asli müdahil Orman İdaresi vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesince verilen kararda sair yönlerden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, kadastro hakimi açık ve infazı sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmakla yükümlü olduğu halde, kararın hüküm bölümünde esas alınan bilirkişi raporunun tarihinin belirtilmemesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine şeklinde karar verilmiş ve iş bu karar, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 216 ada 162 parselin A ve C harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının bulunması halinde tahdit haritası ve tutanaklarının uygulanmasıyla; sınırlandırma, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Kanuna göre yapılmış ve taşınmaz, tahdit sınırları dışında bırakılmış veya sınırlandırma hiç yapılmamış ise, en eski tarihli hava fotoğrafları, bu hava fotoğrafları esas alınarak düzenlenen memleket haritaları ile varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip bunlar üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle taşınmazın orman vasfında olup olmadığı belirlenmelidir. Temyize konu taşınmazların bulunduğu yörede yapılıp kesinleşen orman tahdit çalışması bulunmadığından, taşınmazların orman niteliğinde olup olmadıklar en eski tarihli hava fotoğrafları, bu hava fotoğrafları esas alınarak düzenlenen memleket haritaları ile varsa amenajman planının incelenmesi suretiyle belirlenmesi gerekir. Ne var ki Mahkemece, bu yönde yöntemine uygun şekilde araştırma yapılmamış; öte yandan zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, taşınmazın niteliğini ve tespit tarihi itibariyle kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava ve uydu fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava ve uydu fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazın niteliğinin, üzerinde sürdürülen kullanımın şeklinin ve süresinin ne olduğunun tespiti yönünden hüküm vermeye elverişli olmayan yetersiz ve soyut nitelikteki ziraatçi bilirkişisi raporu ile yetinilmiş ve çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde tespit tarihi itibariyle davalının ekonomik amaca uygun kullanımının bulunup bulunmadığı somut olarak ortaya konulmadan, yerel bilirkişilerin soyut ve yetersiz beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöreye ait “en eski” tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, temyize konu taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmaz bölümlerinin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri/ile orman bilirkişisi / bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, temyize konu taşınmaz bölümleri çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; temyize konu taşınmaz bölümlerinin gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmaz bölümlerinin nitelikleri ve kullanım durumları ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği, kestane ağaçların taşınmaz bölümleri üzerindeki dağılımları ile aşılı olup olmadıkları, aşı yaşlarının ne olduğu ve taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte kestanelik vasfını kazandıkları belirlenmeli; temyize konu taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde temyize konu taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen dosya davacısı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin dava konusu 216 ada 162 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda A ve C harfleri ile gösterilen bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 16.01.2020 tarih ve 2019/880 Esas, 2020/63 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.