Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5031 E. 2022/8242 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5031
KARAR NO : 2022/8242
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, yine aynı taraf vekillerince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Uygulama kadastrosu sırasında, …., İlçesi ….,Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı eski 106 ada 419 parsel sayılı 15.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla ve 16.847,13 metrekare yüzölçümlü olarak; temyize konu olan ve tapuda Hazine adına kayıtlı eski 106 ada 475 parsel sayılı 604.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı ada ve parsel numarasıyla ve 608.570,45 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda … adına kayıtlı eski 106 ada 417 parsel sayılı 31.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı ada ve parsel numarasıyla ve 31.427,41 metrekare yüzölçümlü olarak, tespit edilmiştir.
Davacı … …, uygulama kadastrosunda taşınmazının sınırlarının yanlış belirlendiği; eksikliğin ve yanlışlığın davalılara ait taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;diğer davalı … dahili davalılara karşı açılan davanın ise kabulüne; davalı Hazineye ait 106 ada 475 parsel sayılı, davalı …’e ait 106 ada 417 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-A madde uygulaması sonucu oluşturulan komisyon tutanağının iptaline; 106 ada 475 parsel sayılı taşınmazın, 14.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide “B” harfi ile gösterilen 1149,25 m2’lik kısım çıkartılarak 607421,20 m2 yüzölçümü ile yine 106 ada 475 parsel olarak tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 106 ada 417 parsel sayılı taşınmazın aynı bilirkişi raporuna ekli krokide “D” harfi ile gösterilen 3280,80 m2’lik kısım çıkartılarak 28146,61 m2 yüzölçümü ile yine 106 ada 417 parsel olarak tapuya kayıt ve tesciline, davacıya ait 106 ada 419 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüne 14.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide “B” harfi ile gösterilen 1149,25 m2’lik kısım ve “D” harfi ile gösterilen 3280,80 m2’lik kısımlar ve temyiz dışı parsellere ait bölümler eklenmek suretiyle davacı taşınmazının neticeten 24919,48 m2 yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bu karar yine aynı taraflarca temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine ve çekişmeli taşınmazların ortak sınırlarında yer alan duvarların tesis kadastrosundan evvel var olduğu belirlendiğine göre, davacı …’in temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece, mülkiyeti Hazineye ait 106 ada 475 parsel sayılı taşınmazın 14.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide “B” harfi ile gösterilen 1149,25 m2’lik kısmı yönünden davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de bu bölüm yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir.
İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Ayrıca fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte; davacıya ait taşınmaz ile davalı Hazineye ait taşınmazın( ve temyiz dışı bir kısım taşınmazların) ortak sınırlarının taşların üst üste konulmak suretiyle belirgin hale getirildiği, onun haricinde zeminde herhangi bir sabit iz olmadığı belirtilmiş olup; beyanlarda, bu iki parsel arasında taş duvardan bahsedilmediği halde; Bölge İdare Mahkemesince aldırılan 20.2.2022 havale tarihli ek raporda davacı taşınmazını çevreleyen bir taş duvardan bahsedilerek, beyanlar ile rapor arasında çelişki hasıl olmuştur.
Yine İlk Derece Mahkemesince verilen hükme esas olan 14.01.2019 tarihli teknik rapor ve bu raporun özellikle 10. sayfasında yer alan kroki bir bütün olarak incelendiğinde ise; tesis kadastrosu ve yenileme kadastrosundaki sınırın aynı olduğu; davacının gösterdiği sınırın ise davalı Hazine parseli aleyhine olacak şekilde daha batıda olduğu krokide gösterilmiş ve raporun devamında müşterek sınırın sabit sınır tipinde olduğu belirtilmiştir. Bir an için, davacıya ait taşınmaz ile davalı Hazineye ait taşınmazın müşterek sınırını belirlediği bildirilen üst üste konulmuş taşların/ taş yığınının; tesis kadastrosu sırasında var olduğu düşünülse bile; salt taş yığmanın, müşterek sınırın sabit sınır olduğunu kabule yeterli olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmemiş olup bilimsel şekilde açıklamaktan uzak ve denetime elverişsiz rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz başında harita ve jeodezi mühendisi fen bilirkişilerinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kurulu ve yerel bilirkişi ve tanıklar eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte bilirkişi ve tanıklardan, davacıya ait 419 parsel sayılı taşınmaz ile davalı Hazineye ait 475 parsel sayılı taşınmaz arasında tesis kadastrosu sırasında sabit sayılabilecek bir sınır olup olmadığı, davacının zamanla Hazine parseline doğru genişleme yapıp yapmadığı özellikle sorulup saptanmalı;önceki keşifte alınan beyanlar ile çelişki doğması halinde; çelişki gerektiğinde yüzleştirme yapmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; çelişki giderilemezse, hangi beyana/beyanlara ve hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçede ayrıca ve açıkça tartışılmalı; teknik bilirkişilerden yukarıda belirtilen hususlarıda belirtir somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı,alınacak raporda; tesis kadastrosu tarihi veya en yakın tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılacak incelemede; davacı ile davalı Hazine parseli arasında sabit nitelikte sayılabilecek bir tesis, yapının (taş duvar vs.) var olup olmadığı hususunun özellikle irdelenmesi ve bu hususun hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi istenmeli; bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı … vekilinin yazılı temyiz itirazlarının reddine; (2.) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının ise yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 26,30 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 19.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.