Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5185 E. 2022/9728 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5185
KARAR NO : 2022/9728
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Bursa Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, …Kadastro Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde; …., İli …. İlçesi …. Mahallesinde kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Orman kadastro haritasındaki 2/B hatlarına uyulmadığını belirterek, 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı … Yönetimi vekili davanın reddini savunmuştur.
Nizalı 106 ada 1 parsele ilişkin dava dosyası …Kadastro Mahkemesince 2010/12-2012/5 sayılı ve 14.06.2012 tarihli karar ile yine …ilçesi … beldesi 102 ada 5 parsele ilişkin 2012/20 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, birleşmeden sonra …Kadastro Mahkemesi kapatıldığından dosya birleşmiş halde Bursa Kadastro Mahkemesine devredilip, 2012/20 Esasına kayıt edilmiş daha sonra, davaya konu yerlerin farklı adalarda bulundukları ve bitişik olmadıkları anlaşıldığından … beldesi 106 ada 1 parsele ilişkin dava dosyasının tefrik edilerek, 2013/132 Esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda görev yönünden davanın reddine, dosyanın görevli ve yetkili Bursa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesince karşı görevsizlik verilmiş, dosya merci tayini için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmiş ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince 17.04.2019 tarihli ve 2019/475 Esas 2019/646 sayılı kararı ile “Bursa Kadastro Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine” karar verilmesi üzerine dosya bu Mahkemenin 2019/51 Esasına kaydedilmiştir.
Bursa Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yapılan keşif sonucunda uygulama alanının oluşturulan 2/B parselinden farklılık oluşturduğu, davacının davasının bu haliyle yalnızca 2/B parseli dışında kalan uygulama alanına yönelik olması karşısında, nizalı yerin orman kadastrosu sınırları içerisinde yer aldığı ve orman niteliğinde olduğu, bu nedenle 2/B kapsamına alınmadığı, bu konudaki değerlendirmenin orman kadastro komisyonunda olduğu, hak sahibi olduğunu iddia edenlerin de bu bağlamda idareyi zorlayıcı dava açma yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan ve toplanan delillerden 1997 yılında yapılan 2/B çalışması sırasında PVI numarasıyla orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın orman kadastro paftasındaki sınırlarının yersel ölçü yapılmadan 1/5000 ölçekli standart topografik haritalar kullanılarak yapıldığı, kullanım kadastrosu sırasında ise özalit kopya olan orman kadastro haritasının sayısal hale getirilerek çakıştırılması sonucu, taşımazın orman kadastro haritasındaki tersimatının zemindeki ve 2/B tutanaklarındaki durumuna uygun yapılmadığı, taşınmazın davaya konu edilen kısmının bir bölümünün de hızlı tren kamulaştırma alanı içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazın yüzölçümü 901,51 m² olarak tespit edilmişse de sonradan yapılan düzeltmede taşınmazın yüz ölçümü 472,76 m² olarak kadastro tutanağında düzeltildiği, paftasına sınırları da işlenerek askıya çıkartıldığı, ancak askı ilanında taşınmazın yüz ölçümünün düzeltilmediği ve 901,51 m² olarak ilan edildiği, gerçekte 2/B’ye ayrılan taşınmazın 472,76 m² olarak kadastro tespitinin yapıldığı, kadastro tespitine konu olan bu alanın tamamının 1997 yılında orman sınırları dışına çıkartılan kısımda kaldığı, davacı …’nin davasının bu gerekçeyle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru değilse de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bahisle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili temyize gelmiştir.
Kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda, Bursa İli …İlçesi … Köyünde kain 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla Maliye Hazinesi adına, 901,51 m2 yüzölçümüyle 28.05.2021 tarihinde tespit edilmiş, tutanakta bilgisi yer almayan bir tarihte miktar 472,76 m2 olarak düzeltilmiş ise de 901,51 m2 olarak 01.06.2010- 01.07.2010 arası askı ilanına çıkarılmış, askı ilan süresi içinde eldeki dava açılmıştır.
Dava kullanım kadastrosu tespitine itiraz isteğine ilişkindir.
1. HMK’nın 353/1-b maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesince davanın esasıyla ilgili olarak; incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar vereceği düzenlendiğine ve temyize konu kararda İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre; Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, gerçekte 2/B’ye ayrılan taşınmazın 472,76 m² olarak kadastro tespitinin yapıldığı ve kadastro tespitine konu olan bu alanın tamamının 1997 yılında orman sınırları dışına çıkartılan kısımda kaldığından bahisle davanın reddinin doğru olduğu kabul edilmiş ise de dosya kapsamında yapılan araştırma ve incelemeler ile bu sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Şöyle ki, fen bilirkişisi ve orman bilirkişisi tarafından hazırlanan 08.06.2017 tarihli müşterek raporda taşınmazın toplam alanının 901,54 m2 olduğu, taşınmazın ilk defa 1979 yılında orman kadastrosu sınırlarına alındığı, 1997 yılında PVI 2/B blok parseli içinde orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmazın krokide A: 294,92 m2 olarak gösterilen kısmın hızlı tren kamulaştırma sahası dışında, B: 606,59 m2 olarak gösterilen kısmın kamulaştırma sahasında kaldığı, orman kadastro haritası ile 2010 yılında yapılan kadastro tespiti arasındaki uyumsuzluğun, orman kadastro haritasının yersel ölçü yapılmadan 1/5000 ölçekli standart topoğrafik haritalar kullanılarak yapılmış olmasından, iki haritanın çakıştırılmasında ozalit kopya olan, orman kadastro haritasının sayısal hale getirilerek çakıştırılmasından hata oluştuğu belirtilmiş ise de, Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltmenin 1997 yılında yapılan çalışmalara uygun olup olmadığına dair bir tespite yer verilmemiştir.
Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işlemine esas belgeler dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmesl; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılan gerçek miktarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nın 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.