YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5356
KARAR NO : 2023/1532
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1080 E., 2020/801 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosun itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Batman ili, … ilçesi, … Mahallesi, çalışma alanında bulunan, çekişme konusu davalı … adına kayıtlı bulunan eski 270 parsel sayılı ve 19.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 131 ada 4 sayılı parsel olarak ve 19.616,00 metrekare yüzölçümüyle ve tespit edilmiştir.
2. Davacı TCDD Genel Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde; dava dilekçesine ekli krokide A, B, C, D harfleri ile gösterilen kısımların 1945 yılında kamulaştırılmış olmasına rağmen uygulama kadastrosu sırasında bir kısmının davalı parsel içerisinde bırakıldığı iddiası ile taşınmazının eski yüzölçümü ile tespit edilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişilerin raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın tesis kadastro çalışmasının çizim yöntemi ile 1953 yılında takeometrik ölçü değerlerine göre yapıldığı ve kesinleştiği ve daha sonra hesap hataları, ölçü ve kroki düzenlemesinde hatalar bulunduğunun anlaşıldığı ve 2016 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi kapsamında kadastro çalışması yapıldığı, 1953 yılında tesis kadastrosu yapılırken sınırlandırma ve alan hesabında çizim yöntemi ile yapıldığı, ilk tesis kadastrosu sırasında ölçü teknik ve hesaplardan dolayı yüzölçüm hatalarının olabileceği, dava konusu taşınmazın tapu miktarı ile yenileme sonucu miktar farkının eski teknoloji ile hesap hatalarından ve planimetre katsayı farklılıklarından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarında ayrıntılı ve denetime elverişli bir şekilde izah edildiği üzere, TCDD vekilinin iddia edildiği gibi kamulaştırıldığı iddia edilen alanın 3 üncü şahıslar adına yazılmadığı, sınırlarda herhangi bir değişiklik olmadığı, TCDD adına kayıtlı olan 283 nolu parselin yenileme çalışması sonucunda 126 ada 1 nolu parsel olarak yine TCDD adına işlem gördüğü, Ek-2 planda sarı renkle gösterilen kısım eski 283 no’lu parsel sınırlarında kalmadığı, yenileme sonucu oluşan 131 ada 4 no’lu parsel içinde kaldığı, Ek-2 planda mavi renk ile (C ve D) gösterilen kısımlardan C ile gösterilen kısmın 1953 tarihli kadastro paftasında eski yol olarak geçen kısmın içinde kaldığı, Ek-2 planda mavi renk ile gösterilen kısımlardan D harfi ile gösterilen yer ise yine 1953 tarihli Kadastro paftasında değirmen arkı deresi olarak geçen kısmın içinde kaldığı, iddia edildiği gibi 3. şahıslar adına tespit görmediği, 3402 sayılı Kanun’un 47/F ve 47/D maddeleri gereği çıkarılan Taşınmazların Tespit Ve Kontrol İşleri Yönetmeliğinin 14-a/4 maddesine göre TCDD ve Karayolları gibi kuruluşların kamulaştırma planlarının aynen yenileme kadastrosu çalışmalarında uygulandığı ve günümüzde kullanılan teknolojik aletlerin özelliği dikkate alındığında 22/a çalışmaları sonucu oluşan sınır ve yüzölçümünün gerçek duruma uyduğunun anlaşıldığı görülmekle; …’a karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; davaya konu Batman ili, … ilçesi, … Köyü, … Mahallesinde, kain eski 270 parsel (yeni 131 ada 4 parsel), sayılı taşınmaza karşı açılan davanın reddi ile dava konusu taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanunu’nun 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin uyarınca ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.