YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5422
KARAR NO : 2023/525
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusu esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 120 ada 1 parsel sayılı 2.656.703,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfı ile Hazine adına tespit görmüştür.
2.Davacılar …, …, … ve … dava dilekçeleri ile, çekişmeli taşınmaz içinde kalan 60.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın Temmuz 313 cilt:4, sayfa:20 nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 20/60 hissesinin davacı …, 17/60 hissesinin …, 23/60 hissesinin eşit hisselerle … ve … adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
3.Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz sınırları içinde kalan 21.700,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın Temmuz 313 cilt:4, sayfa:20 nolu ve Aralık 1945 yılı, 80 sıra numaralı tapu kayıtları ile irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
4.Asli müdahil … ve müşterekleri, asıl dosya davacılarından … ve …’in dava konusu yaptığı taşınmaz bölümünün kök murislerinden kaldığı iddiasıyla davaya müdahil olmuşlardır.
II. CEVAP
Davalılar Hazine ve … vekilleri davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Temmuz 313 tarihli ve Cilt 4, Sayfa 20, No: 2 de kayıtlı tapu kaydının güney ve batı hudutları değişir nitelikte ‘cebel’ okuduğundan miktarı ile geçerli olarak kapsamının belirlendiği, buna göre tapu kaydının birleşen dosya davacısı tarafından talep edilen D harfiyle gösterilen alanın içerisinde kalan 11.194,11 metrekarelik kısmı kapsamına aldığı, kayıt kapsamı dışında kalan 805,89 metrekarelik bölüm ile diğer A, B ve C olarak gösterilen taşınmaz bölümlerinde ise davacılar yararına senetsizden zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; davacılar, birleşen dosya davacısı ve müdahil davacıların davalarının kabulüne, dava konusu 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 30.03.2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 16.334,100 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarım arazisi vasfıyla davacı … adına; B harfi ile gösterilen 14.882,314 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarım arazisi vasfıyla davacı … adına; C harfi ile gösterilen 22.030,830 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarım arazisi vasfıyla dosyada mevcut İslahiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/497 Esas – 1987/434 Karar sayılı ilamı doğrultusunda 28 pay kabul edilerek miras payları oranında davacı …, davacı … ve asli müdahiller … ve müşterekleri adına; D harfi ile gösterilen 20.648,600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarım arazisi vasfıyla birleşen dosya davacısı … adına; davalı taşınmazın geri kalan bölümünün ise tespit gibi orman vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, orman vasıflı taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere zilyetliğin gerçekleşmediğini, memleket haritalarında taşınmazın dört tarafının orman ile çevrili orman içi açıklık olduğunun görüldüğünü belirterek, açıklanan ve resen ele alınacak nedenlerle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, fiili durum amenajman dikkate alınmadığını, Yargıtay kararlarında yer alan hususların incelenmediğini belirterek, açıklanan ve resen ele alınacak nedenlerle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine vekili ile … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesine göre esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Hazine vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanun’un (3402 sayılı Kanun) 13, 14, 15, 16, 17, 18, 20, 21, 30 uncu maddeleri
3. Değerlendirme
1.Mahkemece, dava konusu taşınmazın temyize konu bölümlerinden D harfi ile gösterilen bölümün kısmen tapu kaydı ile geri kalan bölümünün ve A, B ve C harfi ile gösterilen bölümler yönünden davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
2.Şöyle ki, hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından taşınmazların bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli dahil stereoskopik hava fotoğraflarının tamamı üzerinde usulünce inceleme yapılmamıştır.
3.Ayrıca orman bilirkişi raporunda, incelendiği belirtilen en eski tarihli hava fotoğrafında A, B ve C harfi ile gösterilen bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu ifade edilmişse de rapor ekindeki hava fotoğrafı belirsiz olduğundan raporun denetlenemediği ve bu hava fotoğrafı ile orman bilirkişinin taşınmazların evveliyatlarına ilişkin değerlendirmesini de sağlıksız olduğu görülmektedir Kaldı ki harita mühendisi tarafından incelenen en eski hava fotoğraflarında A, B ve C harfi ile gösterilen bölümlerin büyük bölümünün ağaçlarla kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık raporda bu ağaçların yaşı, cinsi ve kapalılık durumları dahi incelenmeden, bu bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı değerlendirilmeden, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılması doğru olmamıştır. Yine incelenen hava fotoğraflarında taşınmazların kullanım sınırlarının incelenen her hava fotoğrafında farklı olduğu anlaşılmakla bu farklılığın neden kaynaklandığı açıklanmadığı gibi, her bir bölümün de kendi içinde zilyetlikle kazanma koşullarını sağlayan veya sağlamayan kısımları belirlenmeden davaya ve temyize konu bölümlerin tamamında zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılması da doğru değildir.
4.Ek olarak, taşınmaz bölümlerinin çevresinin fiili durumunun ne olduğu raporlarda açıklanmamış, çekişmeli taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsel olup olmadığı varsa bu komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ve oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilerek mahalline uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri bu yönüyle denetlenmemiştir.
5.Diğer taraftan davacılar …, …, … ve …’in dava dilekçelerinde dayandıkları Temmuz 313 cilt:4, sayfa: 20 nolu tapu kaydı ile birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde dayandığı yine Temmuz 313 cilt:4, sayfa:20 nolu tapu ile Aralık 1945 tarih, 80 sıra numaralı tapu kayıtlarının tedavülleri ile tüm geldi ve gittileri dosya arasına alınmadan, uyduğu kabul edilen sınırlarda keşif sırasında zemin üzerinde somut olarak uygulanmadan doğusu: bağdaş, batısı: cebel, kuzeyi: uzun çağıl ve güneyi: cebel olan Temmuz 313 cilt:4, sayfa:20 nolu tapu kaydının bu belirsiz sınırlarına rağmen ek rapor ile D kısmının bir bölümüne uyduğu sonucuna ulaşılması doğru olmamıştır.
6.Yine davacıların tapu kaydı ve irsen intikale dayandıkları ve taşınmazların kök murislerden geldiği hususunda kendi ve mahalli bilirkişi beyanlarının bulunduğu, ayrıca Temmuz 313 cilt:4, sayfa:20 nolu tapu kaydının maliklerinin ”Seydo ve Dediko oğlu Mahmut ve İbrahim ve Seydi ve Mehmet” olmasına rağmen taraflar arasında usulüne uygun bir taksim olup olmadığı araştırılmadan sadece davayı açan davacılar adına tescil kararı verilmesi de hatalıdır.
7.Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri; tarafların dayandığı tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüş ise ifraz haritalarının ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritalarının, kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
8.Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanunu’na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2 inci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
9.Öte yandan dava konusu taşınmazlara ait olduğu ileri sürülen tapu kayıtları mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritası uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek kayıtlar mahalline uyuyor ise kayıtların kapsadığı taşınmazları sınırları ile birlikte gösterir teknik bilirkişiler tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, kayıt malikleri ile bu kayıtlara dayanan davacılar arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
10.Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak temyize konu taşınmaz bölümlerini sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; davacıların kök murislerinin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksimin olup olmadığı, taksim yapılmışsa ne zaman ve nerede yapıldığı, taksime tüm mirasçıların veya yetkili temsilcilerinin katılıp katılmadığı, her bir mirasçının payına karşılık ne aldığı, payına karşılık taşınmaz mal almayanların paylarına karşılık ne aldıkları, her bir mirasçının payına karşılık aldıkları taşınır ve taşınmaz mallarının akıbetlerinin ne olduğu, mirasçılar arasında üçüncü kişilere satış veya devirlere konu taşınmaz olup olmadığı, olmuşsa hangi taşınmazlar yönünden ve hangi pay oranları üzerinden olduğu, tespit gününe kadar taksimin bozulup bozulmadığı ve çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, taşınmazların kim tarafından, ne zamandır, ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taksime dayanan tarafın taksim olgusunu ispatla yükümlü olduğu gözetilmeli; ziraatçi bilirkişiden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 inci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.