YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5577
KARAR NO : 2023/493
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/220 E., 2020/263 K.
KARAR : İstinaf Talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki yüzölçümü düzeltimi istemli davadan aktarılan uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca 253 nolu parsel maliki …’in talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında Çömlekçi Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … ve … adına kayıtlı olan 253 parsel sayılı 9.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 17.126,76 metrekare …., … adına kayıtlı olan 252 parsel sayılı 25.050,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 17.622,90 metrekare olarak, tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.
2. 3402 sayılı Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında davalılar adına kayıtlı eski 253 parsel sayılı yukarıda yüzölçümü belirtilen taşınmaz 114 ada 6 parsel numarasıyla, 9.515,20 metrekare yüzölçümlü olarak, davacıların murisi …, adına kayıtlı eski 252 parsel sayılı yukarıda yüzölçümü belirtilen taşınmazın 114 ada 7 parsel numarasıyla 25.398,29 metrekare olarak tespit edilmiştir.
3. Davacılar vekili Milas Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; düzeltme işlemi sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini öne sürerek yüzölçümünün düzeltilmesi işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 3402 sayılı Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu nedeniyle dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve çekişmeli taşınmazlara ait uygulama tutanaklarının Kadastro Müdürlüğünce mahkemeye gönderilmesi üzerine açılan 2014/149 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde; pasif husumet yokluğundan ve düzeltme işleminin hukuka uygun olması nedeniyle de esastan davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … cevap dilekçesinde; dava konusu 253 ve 252 parsellerin ortak sınırında tapulama tarihinden çok önce var olan kuru duvar esas alınarak düzeltme işleminin yapıldığını davacıların murisinin kendi parseli içerisinde bulunan kısma düzenli bir sıra ile zeytin ağaçları dikerek sınırı kabullendiğini, kadastro öncesi veya sonrasında hiçbir sınır ihtilaflarının olmadığını,Kadastro Müdürlüğünce dava konusu parsellerde yapılan düzeltme işleminin usulüne uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; çekişmeli sınırda tapulama esnasında sınırlandırma hatası yapıldığı, tapulamanın fotoğrafametrik yöntemle yapılmasına rağmen çekişmeli sınırın, tapulama tarihindeki teknolojik yetersizlikten dolayı çözünürlüğü düşük hava fotoğrafı üzerinde kuru duvar sınırının gözlemlenememesi sebebiyle elle çizilerek oluşturulduğu, elle çizilerek oluşturulan çekişmeli sınırın 1964 tarihli hava fotoğrafında gözlemlenen kuru duvar sınırıyla örtüşmediği, kuru duvar sınırının tapulama öncesi 1964 yılına ait hava fotoğrafında ve tesis sonrasına ait 1972 yılına ait hava fotoğrafında gözlemlendiği, 1972 tarihli hava fotoğrafında kuru duvara müteakip kullanım sınırının belirgin olduğu, taşınmazlar arasındaki doğru sınırın tesis öncesinde mevcut olan kuru duvar sınırı olması gerektiği gerekçesiyle;
1. 2014/129 Esas sayılı dosya yönünden; davanın esastan reddine, … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, çekişmeli yeni 114 ada 6 parsel (eski 253 parsel) ve yeni 114 ada 7 parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında düzenlenen uygulama tutanaklarının iptali ile bilirkişi raporunun ekli krokisinde; yeni 114 ada 7 parsel içerisinde sınırlandırılıp (A) harfiyle gösterilen 7.382,26 m² yüzölçümündeki bölümün bu parselden çıkartılarak yeni 114 ada 6 parsele eklenmesine, neticeten; yeni 114 ada 6 parselin 16.897,46 m² olarak, yeni 114 ada 7 parselin 18.016,03 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline,
2. 2015/149 Esas sayılı dosya yönünden; davanın esastan reddine, … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine,çekişmeli yeni 114 ada 6 parsel (eski 253 parsel) ve yeni 114 ada 7 parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında 2014/129 Esas sayılı dosyada karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın iddia ettiği ve Kadastro Müdürlüğü’nün 41. madde uygulamasına dayanak yaptığı taş duvarın kadastro sırasında zeminde mevcut olmadığının tapulama tutanakları ile sabit olduğunu, mahkemece bu hususun tam olarak aydınlatılmadan, bilirkişi raporlarının farklı yorumlanarak karar verildiğini, davalının, tapu iptali ve tescil davasına konu edilmesi gereken iddialarını 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında ileri sürdüğünü, düzeltme işleminde mahalli bilirkişi olarak dinlenen kişilerin, davacı tarafça tanık olarak dinletildiğini, mahkemece davacı tanıklarının farazi, soyut beyanlarına itibar edilerek karar verildiğini, dosya kapsamına göre, taraflar arasında mülkiyete ilişkin bir uyuşmazlık doğduğunu, davacının talebinin 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi ile bir ilgisinin olmadığını, idarece yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazın geometrik durumunun değiştirildiğini, bu değişiklik ile taraflar arasında mülkiyet aktarımına neden olunduğunu, oysa 3402 sayılı Kanun’un 41 inci madde uygulaması ile mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların düzeltilmesinin mümkün olduğunu, dava konusu taşınmazda, ölçü, tersimat, sınırlandırma veya hesap hatası bulunmadığını, ayrıca 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında düzeltme işlemi yapan ve aynı yasanın 22/a maddesi uyarınca çalışma yapan kurumun Kadastro Müdürlüğü olması nedeniyle, davalı … Müdürlüğünün dava konusu işlemlerden doğrudan sorumlu olduğunu, bu nedenle davalı … yönünden husumet yokluğundan ret karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin yerinde olup olmadığı; zeminde mevcut taş duvarın sabit sınır olarak kabul edilip edilemeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/a ve 41 inci maddeleri .
3. Değerlendirme
Dava, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istemiyle açılan davanın yörede yapılan uygulama kadastro çalışmaları nedeniyle düzenlenen çekişmeli taşınmazlara ait uygulama tutanaklarının Kadastro Müdürlüğünce Mahkemeye gönderilmesi üzerine uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olup, gerek Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi, gerekse de 41. madde uygulamasında, tesis kadastrosuyla belirlenen mülkiyet durumunda herhangi bir değişiklik yapılması veya bu işlemlere karşı açılacak davalarda mülkiyete yönelik iddiaların ileri sürülmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar arasındaki doğru sınırın tesis öncesinde mevcut olan kuru duvar sınırı olması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; her ne kadar mahkemece alınan teknik raporlar sonrasında kuru duvar sınırının tapulama öncesi 1964 yılına ait hava fotoğrafında ve tesis sonrasına ait 1972 yılına ait hava fotoğrafında gözlemlendiği, 1972 tarihli hava fotoğrafında kuru duvara müteakip kullanım sınırının belirgin olduğu belirtilmiş ise de dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarının anılan hususta denetime elverişli olmadığı, ölçü krokisinde kuru taş duvar sınırının gösterilmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; tesis kadastrosu ile belirlenen sınır, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uygulaması ile belirlenen sınır ve anılan Kanun’ un 41 inci madde uygulaması ile belirlenen sınır yerlerinin tamamını gösterecek şekilde harita düzenlettirilmeli, hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçen sabit sınır, geçerli sınır, çekişmeli sınır yerine, uygulama kadastro sınırı, tesis kadastro sınırı, yüzölçümü düzeltim sınırı gösterilmeli, 1953, 1964, 1972 tarihli hava fotoğraflarında denetime elverişli şekilde kuru taş duvar işaretlettirilmeli ve ölçü krokisi de uygulanarak ,sınırlandırmada kuru taş duvarın esas alınıp alınmadığının ölçü krokisi ile denetimi yapılmalı, çekişmeli taşınmazlar arasındaki pafta sınır değişikliklerinin veya haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, neden ileri geldiği hususu bilimsel metodlara uygun şekilde açıklattırılmalı, yapılacak değerlendirmede taşınmazlar arasındaki doğru sınırın tespiti konusunda, tesis kadastrosu ile belirlenen sınırda mülkiyet değişikliğine izin verecek uygulamalardan kaçınılması gerektiği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.