Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5702 E. 2023/1257 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5702
KARAR NO : 2023/1257
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/696 E., 2020/1066 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/205 E., 2018/215 K.

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 209 ada 7 parsel sayılı 2.083,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve iş bu bahçe ve üzerindeki kargir 3 binanın 1991 yılından beri (… evlatları) …, …, …, …’lar ile (… evladı) …’lerin müştereken kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacılar … ve … vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın evveliyatında babaları olan …’e ait olup onun tarafından kullanıldığı, babaları Sezgin tarafından; kardeşi olan … ‘in ev yapmak için bir miktar yer ricasında bulunması üzerine, taşınmazın 100 m2 lik kısmının zilyetliğini 1986 yılında …’e devredildiği ve …’in bu yerde 100 m2 lik ev yaptığını, kadastro tespiti sırasında da … eşi …’in zilyetliğinin tespit edildiğini, davacıların babası …’in 1990 yıllarında davacılara ve kızları olan diğer davalılar … ve …’a 400’er m² olacak şekilde zilyetlik hakkını devrettiğini, kendi üzerinde 383,39 m2 lik kısmın zilyetliğini tuttuğunu, daha sonra da …’in bu yeri davacı iki oğluna bölüştürerek devrettiğini, kadastro çalışmaları sırasında bütün zilyetlerin sanki eşit oranlarda ve müştereken bu yerin fiili kullanımında olduğu şeklinde zilyetliğin tespit edildiğini ve bu tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, beyanlar hanesindeki şerhin “591,69 m2 lik bölümü Sezgin’den olma …’in, 591,70 m2 lik bölümü Sezgin’den olma …’in, 400 m2 lik bölümü Sezgin’den olma …’nın, 400 m2 lik bölümü Sezgin’den olma …’ın ve 100 m2 lik bölümü Hasan’dan olma …’in fiili kullanımındadır” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacıların iddia ettiği gibi 100 m2 sinin değil 250 m2 sinin 1992 yılında … tarafından satın alındığını; ancak satın alınan bu 250 metrekarelik alan dışında da fiilen kullandığı alan bulunduğunu, bir kısmına bina yaparak, bir kısmını ise ağaç dikip bahçe olarak kullandığını açıklayarak, fiili zilyetlik hususunun dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

2. Davalılar … ve … cevap dilekçelerinde özetle, açılan davaya bir itirazlarının olmadığını, davacıların davasında haklı olduğunu beyan etmişlerdir.

3. Davalı Hazine vekili, davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu, yasal hasım durumunda olduklarından aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “….dosya kapsamında alınan bilgi, belge ve beyanlardan davalı … ‘in eşi … tarafından dava konusu olan taşınmazdaki 250 m² yerin davacıların babası …’den 10.000 TL bedel karşılığında satın alındığı ve bu bedelin de …’e ödendiğinin sabit olduğu, krokide B1 ile gösterilen yerdeki evin … tarafından kullanıldığı ve geçmişte kardeşi … tarafından …’e verildiği, daha sonra buraya … tarafından ev yapılarak kullanılmaya başlandığı, ev haricindeki kalan alan bakımından keşifte yapılan gözlem ve tespitlere göre fiili bir sınırın bulunmadığı, diğer davalıların ise kendilerine düşen alan bakımından itirazlarının bulunmadığı, taraflara ilişkin emlak vergi beyan değerleri de incelendiğinde de fiili duurmun tanıkların beyanı ile örtüştüğü..” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile çekişmeli 209 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesinde “İş bu taşınmaz bahçe ve üzerindeki kagir 3 bina 1991 yılından beri … evlatları …, …, …, …, … evladı …’lerin müşterek kullanımındadır.” şerhi düzeltilerek fen bilirkişisinin sunmuş olduğu 24.11.2017 tarihli rapor ve krokisinde dikkate alınarak “İş bu taşınmaz üzerindeki B1 harfi ile gösterilen alanın 117,58m² ‘sinin … tarafından, 400m² ‘sinin … tarafından, 400m² ‘sinin … tarafından, 582,905m² ‘sinin … tarafından, 582,905m² ‘sinin … tarafından 1991 yılından beri fiili kullanımındadır.” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili ile davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar … ve … vekili istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; tarafların fiili kullanım alanlarının yöntemince belirlenmediğini, keşifte alınan beyanlar ile davalı …’in taşınmazda sadece 100 metrekarelik bir alanı kullandığının sabit olduğunu, sunulan vergi beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde; çekişmeli arsanın 250 metrekaresini satın aldıklarını, 1992 tarihli vekaletname ile 1999 tarihli devir sözleşmesinin dikkate alınmadığını, bilirkişi beyanlarının yanlı olduğunu ve çelişkili beyanlara dayanarak hüküm kurulduğunu, arazide fiili kullanım sınırı olmadığını ve kullandıkları alanın satın alma miktarı olan 250 metrekare olduğunun belgelerle sabit olduğunu, öne sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve zilyet oldukları alanın 250 metrekare olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… taşınmazın tarafların kullanımında olduğunun uyuşmazlık dışı olmasına, kadastro tespitinde tarafların müştereken kullanıcı olduklarına dair tespitin hatalı olmasına, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda tarafların tespit esnasındaki fiili kullanım durumları tespit edilerek karar verilmiş olmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekili ile davalı … vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … vekili ile katılma yoluyla davacılar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, lehlerine zilyetlik şerhi verilen davacı ve davalı tarafın fiili kullanım alanlarının tespitte belirlendiği gibi eşit mi olduğu, yoksa davalı tarafın kullandığı alanın daha az bir bölüme mi isabet ettiği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı … vekili ile katılma yoluyla davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

179,90 TL onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz eden davalı …’den alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.