YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5852
KARAR NO : 2021/12719
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacılar …, …’nun davasının reddine, … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş’nin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … ve birleşen dosya davacısı … vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise Hazine vekili ve … Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.12.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat …, … vekili Avukat …, … vekili Avukat … ile karşı taraftan … ve müşterekleri vekili Avukat …, Avukat …, Avukat …, … vekili Avukat … , … Değerler Tic. A.Ş. vekili Avukat … katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar … (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; “davalı Orman İdaresi ve Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının reddinin gerektiği; …, …, …ve arkadaşları ile Hazinenin temyiz itirazları bakımından ise, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, özellikle zilyetlikle edinme iddiasında bulunanların bir insan ömrünü aşan zilyetliklerini haber veren yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının teknik bilirkişi raporları ile denetlenmediği, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsüne ve kullanım şekline göre, zilyetliğin başlangıcı ve süresi konusunda teknik bilirkişi görüşlerine baş vurulmadığı, soyut yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri ile yetinildiği, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esasına kayıtlı dava dosyasında yapılan tapu kayıt uygulaması ve bu dosyada alınan bilirkişi raporlarının, bu dosyada taraf olmayan zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişileri bağlamayacağı, çiftlik tapu kayıtları değişebilir nitelikte sınır içerdiğinden, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince, kapsamının miktarına değer verilerek saptanacağının gözetilmediği, muris …’ ün mirasının paylaşılıp paylaşılmadığının yöntemince araştırılmadığı, davaya konu parselin tespit ve dava tarihi itibariyle Medenî Kanuna aykırı düşmeyen hükümlerinin bu arada Arazi Kanunu’nun 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte bulunduğu, çiftlik tapu kayıtlarına dayanan davacılar adına tapuda yapılan intikallerin kanunî olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, … ile … arasındaki uyuşmazlık yönünden, uyuşmazlığın … mirasının paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkin olduğu açıklanarak;
1. Dayanak çiftlik tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınması;
2. Tapu kayıtlarının revizyon gördüğü ya da hükmen bu tapu kayıtlarının uyduğu belirlenen taşınmazlar saptanarak, tespit tutanaklarının, tespitleri kesinleşmişse tapu kayıtlarının ve hükmen kesinleşenlerin bilirkişi raporlarının dosya arasına alınması;
3. Belirlenen revizyon parselleri ile aynı şekilde dava edilen tüm parselleri birarada gösterir pafta örneklerinin getirtilmesi;
4. Vakıf taşınmazları ve Vakıf Hukuku konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtların ve belgelerin incelettirilmesi, … Vakfı’nın niteliği konusunda rapor düzenlettirilmesi;
5. Tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilebilecek ve bu davalarla ilgisi olmayan, olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tespit edilmesi, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimlerinin taraflardan istenmesi, önceki keşiflere katılmamış üç harita mühendisi bilirkişinin isminin yöntemince belirlenmesi;
6. Bilahare, kılavuz dosya üzerinden yapılacak keşifte; … Vakfiyesi ve 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: … Sancağında, … Kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı … ve bir tarafı … ve … Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik ve … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ve ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.18, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile, bu kayıtlardan önce oluşturulmuş ise bu kayıtların, Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları ve Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan yeni sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa onların dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, Hisarönü Çiftliği ve … Çiftliği tapularında … Gediği, … ve … sınırlarının ortak sınır, … (…), … (İçmeler) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırı olup olmadığı irdelenerek, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olması ve bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunması, bir kısım sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olması, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle, değişebilir nitelikte sınır içerdiği, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parsellere uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun … Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere de uygulandığı gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerın yöntemince giderilmesi; revizyon parselleri ile … (…) ve … (…) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında … Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek, sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtların 3402 sayılı Kanun’un 20. ve 21. maddeleri hükmüne göre sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, genel kadastroda revizyon gördüğü çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi; harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere, tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren farklı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmesi;
7. Çekişmeli parselin, çiftlik tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde; Medenî Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 yılından en az 10 yıl önceden başlanarak, malik sıfatıyla, iyi niyetle, çekişmesiz ve aralıksız zilyet edilip edilmediğinin yöntemince araştırılması, bu cümleden, çekişmeli taşınmazda ziraat uzmanı bilirkişiler ve jeolog bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, özellikle eski tarihli ve yakın tarihli hava fotoğraflarındaki görüntüleri dikkate alınarak çekişmeli parsellerin imar ve ihya görüp görmediği, görmüş ise, tarihi ile imar ve ihyanın şekli, ne zaman bittiği, kaç yıl süreyle ne şekilde zilyet edildiği, kimden kime geçtiği, bu kullanımın şeklinin taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı konularında, ziraat uzmanı ve jeolog bilirkişilere bilimsel verileri içeren raporlar düzenlettirilmesi; aynı konularda, özellikle zilyetliğin başlangıcının ve süresinin ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı yönünde somut olgulara ve olaylara dayalı yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının alınması; 1926 yılından en az 10 yıl önceden başlayan zilyetliğin tanıkla ispatlanma imkansızlığı karşısında, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları ve teknik bilirkişi raporları ile bir insan ömrünü aşan zilyetliğin ispatlanması halinde, 1926 yılından en az 10 yıl önce başlayan zilyetlik olgusunun ispat edildiğinin kabul edilmesi; yerel bilirkişi ve tanıklardan, çiftlik tapu kayıtlarına tutunan davacı tarafın sunduğu delillerle ilgi bilgilerinin de sorulması; teknik bilirkişi raporları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının, yöreye ait eski ve yeni tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarındaki görüntüleriyle bağdaşıp bağdaşmadığının saptanması;
8. Davacı …’ün iddialarına göre, muris …’ün terekesini oluşturan, bu kişiden kalan yada bu kişiye aitken mirasçılarından birisi ya da bir kaçı tarafından üçüncü kişilere satılan, bağışlanan veya çeşitli amaçlar için devredilen taşınır ve taşınmazların ve haklarının tümünün tespiti yoluna gidilmesi, ortak murisin tüm malları ve malların değerleri yöntemince saptanması, ortak murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında, tüm mirasçıların katılımı ve hür iradesi ile mirasın paylaşılıp paylaşılmadığı, yapılmış ise hangi mirasçının payına hangi taşınmaz ya da taşınmazlar ile taşınır malların düştüğü hususlarını saptanması;
9. Oluşacak sonuca göre, çekişmeli parselin dayanılan tapu kaydının yüzölçümleri ile geçerli kapsamı içinde kaldığı, zilyetlikle edinme iddiasında bulunanların Medenî Kanun’un yürürlüğünden önce en az 10 yıl önce başlayan, malik sıfatıyla ve iyi niyetli zilyetliğinin bulunmadığı saptandığı takdirde, tapu malikleri adına; çekişmeli parselin çiftlik tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamı içinde kaldığı, ancak, zilyetlikle edinme iddiasında bulunan davacı ve murisleri ile bayileri tarafından Medenî Kanun’un yürürlüğünden önce en az 10 yıl önce başlayan, malik sıfatıyla ve iyi niyetli zilyetliğinin bulunduğu ya da tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kaldığı ve davacı veya katılanlar yararına dava tarihine kadar Medenî Kanun’un 713. maddesinde öngörülen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği belirlendiği takdirde, muris …’ün tüm mirasçılarının katıldığı bir taksim yapıldığı ve bu taksimin bozulmadığı belirlenirse taksime göre karar verilmesi; muris …’ ün mirasının taksim edilmediği belirlendiği takdirde ise, taşınmazın payları oranında muris …’ün tüm mirasçıları adına; taşınmazın, tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamında kalmadığı, zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyecek yerlerden olduğu belirlendiği yada zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği belirlendiği takdirde ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
… bozma ilamı sonraSI yapılan yargılama sırasında, müdahil … Değerler Ticaret A.Ş., çiftlik tapusuna dayanan davacıların tapudaki paylarından bir kısmını satın aldığını belirterek, taşınmazın payı oranında adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar … ve …’nun davasının reddine, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …nin davasının kabulüne, Hisarönü Mahallesi 315 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tamamı 3840 pay kabul edilerek payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, birleşen dosya davacısı …, davacı …, davalılar Hazine ve … Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorunda olup, ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim … İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, gerekçesi daha sonra açıklanmak üzere kısa kararda, “Davacılar …ve arkadaşları ile müdahil davacı …nin davasının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine” hükmedildikten sonra, gerekçeli kararda, “Davacılar …, …’nun davasının reddine, … ve Arkadaşları ile müdahil davacı …nin davasının kabulüne, Hisarönü (Köyü) Mahallesi 315 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş. adına tespiti ile dava konusu taşınmazın 3840 pay kabul edilerek payları oranında davacılar adına tapuya tesciline” karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … ve birleşen dosya davacısı … ile davalılar Hazine ve … Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı … Başkanlığı’na, birleşen dosya davacısı …’e ve davacı …’e ayrı ayrı iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.