Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6292 E. 2021/12493 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6292
KARAR NO : 2021/12493
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, davacı … vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.08.2018 tarih ve 2017/721 Esas, 2018/366 Karar sayılı ek kararıyla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… ili … ilçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Köyü çalışma alanında bulunan 203 ada 1 ve 2 parsel sayılı 14.074,67 ve 1.243,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmişlerdir.
Davacı …, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına gerçekleşmediği iddiasına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hükmün davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, isteminde bulunulmuş, anılan Dairenin 10.08.2018 tarihli ek kararıyla, davacı Hazinenin temyiz dilekçesinin, HMK’nin 366/1. maddesi yollamasıyla HMK’nin 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasa’nın Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince, müddeabihin miktarı itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle, davacı Hazinenin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
1. Öncelikle temyiz dilekçesinin reddine dair ek kararın incelenmesi gerekmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 6. maddesi uyarınca, Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin kararı miktar itibariyle kesin nitelikte olmayıp istinaf ve temyiz kanun yolu açık nihai karar olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 10.08.2018 tarihli ve 2017/721 Esas, 2018/366 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2. Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazlarda davalı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıkların ayrı ayrı ve somut olgulara dayalı beyanları alınmamış ve taşınmazın önceki niteliğine ve zilyetlik durumuna ilişkin kanaat vermekten uzak, soyut içerikli beyanlarıyla yetinilmiş; çekişmeli taşınmazların sınırında dere bulunduğu halde jeoloji mühendisi bilirkişiden rapor alınmamış; taşınmazların niteliğinin ve zilyetlik durumunun tespiti amacıyla hava fotoğraflarından usulünce yararlanılmamış ve taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğu açıklandıktan sonra tarımsal faaliyet yapılabilir şeklinde tespit içeren ve bu haliyle kendi içinde çelişki barındıran, taşınmazların niteliğini belirlemekten uzak ziraatçi bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazların tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, orman bilirkişisi, jeolog bilirkişisi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; orman ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişisilerine hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların önceki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlandığı ve tamamlandığı, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine en erken ne zaman başlanıldığı ve imar–ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine göre 20 yıllık sürenin davasız-aralıksız geçip geçmediği, taşınmazların ne şekilde kullanıldığı, üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, dağılımı, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraatçi bilirkişi kuruluna, çekişmeli taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazların niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan rapor hazırlattırılmalı ve hangi taşınmaza ait olduğuna dair gerekli açıklamanın yapıldığı fotoğrafların raporlara eklenmesi istenmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazların aktif dere vasfında olup olmadığı, dere yatağında kalıp kalmadığı veya derenin aktif etkisi altında bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 10.08.2018 tarihli ek kararının ve 11.06.2018 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın … Kadastro Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.