YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6303
KARAR NO : 2021/12494
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım Kadastrosu sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 170 ada 9 parsel sayılı 796,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve … oğlu … ’ın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, beyanlar hanesindeki … ismi hükmen … olarak düzeltilmiştir.
Davacı …, satın alma iddiasına dayanarak dava açmış ve yargılama sırasında davalı … ve … davaya dahil edilmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/(1)-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 6292 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın hak sahipliği devrinin şekil şartına bağlandığı, adi yazılı şekilde yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindeki davaların, kayıt maliki Hazine ile varsa adlarına kullanım şerhi verilen kişilere husumet yöneltilmek suretiyle açılması zorunludur. Eldeki davada; davacı yalnızca, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde kullanıcı olarak adı geçen …’ı hasım göstermek suretiyle dava açmış ancak, kayıt maliki olan Hazine’ye husumet yöneltilmemiştir. Bu haliyle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, davasını çekişmeli taşınmazın kayıt maliki olan Hazine’ye yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkili tamamlandıktan sonra kayıt maliki Hazineden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nin 373/1. maddesi gereği kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (6.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise ilk derece mahkemesi … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.