Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6318 E. 2021/9049 K. 16.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6318
KARAR NO : 2021/9049
KARAR TARİHİ : 16.09.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro
…,…

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmiş olup, karar bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, İstanbul İli … İlçesi … Köyünde bulunan 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.443,55 metrekare yüzölçümlü olarak kendisi ve ve dava dışı … adına yazıldığını, kendisine satışı yapılan 380,95 metrekarelik kısmın ise ağaçlık vasfıyla 140 ada 8 parsel olarak davalı Hazine adına orman dışına çıkarıldığını ve bilahare diğer davalı … adına yazıldığını ileri sürerek, 140 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile kadastro kaydının düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazın Belediye’ye devredilmediğini belirterek, davanın usul ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/B maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevinin askı ilanı süresi içerisinde açılan davalara bakmak olduğu, dava konusu 140 ada 8 parselin kadastro tutanak örneğinden, taşınmazın 14.06.2010 ila 14.07.2010 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve dava açılmaksızın kesinleşerek tapuya tescil edildiği, eldeki davanın askı ilan süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna karar verilmiş ve hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-a.3 maddesinde, Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya Mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esası incelenmeden dosyanın görevli veya yetkili Mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği; aynı şekilde 362/(1)-c maddesinde de, yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 23/2. maddesinde ise, “Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtay’ca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler, amacına uygun olarak yorumlandığında; 6100 sayılı HMK’nın, Bölge Adliye Mahkemeleri’ne İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisine ilişkin olarak kesin nitelikte karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanıdığı, buna göre anılan Kanun ile görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, HMK’nin 355. maddesi kapsamında görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle HMK’nin 362/(1)-c maddesi karşısında temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır.
Diğer taraftan, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Kanun’la, İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkiye ilişkin kararları ile ilgili olarak 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinin (c) bendi değiştirilmiş, hüküm “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar” şeklinde daha açık hale getirilmiş, bu husustaki tereddütler de giderilmiştir. Yine 362. maddeye bir fıkra eklenerek, “353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı” hüküm altına alınmış, eklenen bu fıkra ile 353. madde hükmü arasında da uyum sağlanmıştır.
Somut olayda; kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olarak açılan davada verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğuna ve Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verildiğine göre, İlk Derece Mahkemesinin göreve ilişkin kararını, istinaf başvurusu üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK’nın 362/(1)-c maddesi gereği kesin nitelikte olup, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün olmadığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararına dair istinaf talebinin esastan reddine ilişkin karara yönelen temyiz dilekçesinin 6100 sayılı HMK’nin 362/(1)-c maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.