Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6392 E. 2021/12838 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6392
KARAR NO : 2021/12838
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararıyla temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından ek karar temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, … İli … İlçesi B. … Caddesi … Sokak No:2 ‘de bulunan 251 ada 1 parsel sayılı 333,26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bahçe ve üzerindeki kargir evin 1992 yılından beri Hasan evladı … ve … oğlu …’ların fiili kullanımında olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın yıllardır kendisi tarafından kullanıldığını belirterek söz konusu tapu kaydının beyanlar hanesindeki davalı kaydının terkini ile lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin talebi davanın değire itibariyle kesin olarak reddedilmiş, davacı vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararıyla, temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, 3402 sayılı yasanın Ek-4. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkenesince verilen 04/10/2018 tarihli karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak, temyiz talebinin esastan incelenmesine geçildi.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalılar vekilinin 21.02.2017 ve 07.11.2017 tarihli celselerde, müvekkillerin taşınmazın 258 metrekaresini kullandıklarını 75 metrekarelik kısmın ise müvekkillerine ait olmadığını beyan ettiği; davacı vekilinin ise, 11.07.2017 tarihli celsede taşınmazın 258 metrekaresinin davalılar tarafından kullanıldığı konusunda sulh olduklarına dair beyanda bulnduğu, bunun üzerine taraf beyanları uyarınca fen bilirkişisinden alınan 28.04.2017 tarihli ek rapor ekindeki krokide taşınmazın tamamının 333,27 metrekare olup, (A) harfiyle gösterilen 258 metrekarelik kısmının davalılar tarafından kullanılan alan olduğunun, (B) harfiyle gösterilen 75,26 metrekarelik kısmın ise davacı tarafından kullanılan olduğunun belirtildiği, 02.06.2015 tarihli keşif sırasında dinlenen taraf tanıkları ile mahalle muhtarının beyanlarından, davalıya ait arazinin sınırının binanın bittiği yer olduğu ve dava konusu yola bakan kısmının davalı tarafından kadastrodan sonra kullanılmaya başlandığı ve bu nedenle davacının davalı tarafından yapılan balkona da itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, gerek tarafların kullanıma dair anlaşmalarına ilişkin beyanları ve tarafların taşınmazdaki kullandıkları kısma dair anlatımları, gerek tanık beyanları ve bilirkişiden alınan ek rapor uyarınca davacı tarafından taşınmazın 75,26 metrekarelik kısmının kullanıldığının belirlenmiş olması dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret kararı verilmesi doğru olmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 04.10.2018 tarih ve 2018/436 Esas, 2018/966 Karar sayılı kararının HMK’ nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.