Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6440 E. 2021/11781 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6440
KARAR NO : 2021/11781
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ : Bartın Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Bartın Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü … mevkii çalışma alanında bulunan 160 ada 30 parsel sayılı taşınmaz 28.11.2007 tarihli tutanak ve 19.10.1989 tarihli harici satış senedi nedeniyle, … oğlu … adına tesbit edilmiştir.
Davacı asıl, çekişmeli taşınmazın babası … ait olduğunu, ancak kardeşi davalının sahte satış belgesi düzenleyip imzalayarak kadastro sırasında kendi adına tespit yaptırdığını açıklayarak davalı adına olan tespitin iptalini ve taşınmazın miraçılar adına tespit ve tescilini talep etmiştir.
Davalı asıl, taşınmazın tarafların babası tarafından davalıya parası karşılığında satıldığını, satışın ve senetteki imzanın gerçek olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmaza ilişkin dosyaya ibraz edilen kadastro tutanağına ekli 19.10.1989 tarihli senedin davalı parsele ilişkin olduğu mahalli bilirkişi beyanları ve fen bilirkişisi raporuyla sabit olduğu, davalı taşınmaz kadastrodan önce tapusuz bulunduğuna göre, taşınır mal hükmünde olduğundan satış sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkün olduğu, satış tarihi itibariyle tapusuz olan uyuşmazlık konusu taşınmazlar satış ve devir bakımından TMK’nin 762 ve 763.maddeleri uyarınca taşınır mal hükmünde olup, zilyetlik devir ve teslim edilmedikçe satış tamamlanmayacağı, bunun yanında bilindiği ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, mirasbırakanın asıl amacı bağış olduğu halde, mirasçısından mal kaçırmak için tapu sicilinde satış göstermek suretiyle yaptığı temliklerde görünürdeki satış akti muvazaa nedeniyle, gizlenen bağış akti ise şekil noksanlığı yönünden geçersiz olacağı, ancak, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliği ve zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir biçim koşuluna bağlı olamayacağı, bu nedenle de gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarrufun geçerli olacağı, mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri suretiyle gerçekleştirirken geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yerinin olmayacağı, somut olayda tapusuz olup kadastro tespiti sırasında miras bırakan tarafından davalıya temlik edilen çekişme konusu 160 ada 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulanma yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceğinin açık olduğu, keşifte dinlenen ve içeriğine itibar edilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile dava konusu 160 ada 30 parsel sayılı taşınmazın bilinen ilk sahibinin tarafların murisi … olduğu, … davalı taşınmazı … ile birlikte yaptırdığı, üzerindeki ev yapıldığından beri … ile burada birlikte yaşadıkları, … tarafından o zamandan beri taşınmazın aralıksız olarak kullanıldığı, dolayısıyla senet tarihinden itibaren davalı … tarafından kadastro tespitine kadar malik sıfatıyla aralıksız zilyet ve tasarruf edildiğinin doğrulanmasının yanında, taşınmaza ait vergilerin davalı tarafından ödendiği ve Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından tanzim edilen raporda da senetteki imzanın muris …’e ait olabileceği yönünde tespit yapıldığı da nazara alınarak 160 ada 30 parsele ilişkin davalıya yapılan satış geçerli olup, davalı … lehine eklemeli zilyetlik yoluyla 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşup satış tamamlandığından açıklanan tüm bu nedenlerle 160 ada 30 parsele ilişkin açılan davanın reddine, dava konusu 160 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve miktarı ile … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, boş bırakılan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, taşınmazın altındaki madenlerin Devlete ait olduğunun beyanlar hanesine şerhine, 160 ada 30 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan üç katlı kargir evin … oğlu …’e ait olduğunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince dava konusu taşınmazın öncesinde kök muris …’e ait olduğu, sağlığında 19.10.1989 tarihli satış senedi ile dava konusu taşınmazı davalı oğluna satıp, zilyetliğini devrettiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz tapusuz olduğundan taşınır mal hükmünde olup, zilyetliğin devri ve teslimle geçtiği, her ne kadar senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davalı tarafın dayandığı satış senedinde bulunan imzanın muris …’e ait olduğu kesin olarak belirlenememiş ise de, senet içeriği ve keşifteki beyanlardan taşınmazın davalıya devir ve teslim edildiği, taşınmazın davalı tarafından tespit tarihine kadar kullanıldığı, böylece davanın reddi yönünde mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak, 3402 sayılı Kanun’un 1.maddesi gereğince Kadastro Mahkemesi doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu, bu yükümlülük nedeniyle mahkemece, esas hakkında karar verilirken, çekişmeli parselin hangi nitelik ve miktarda kimin adına tapuya tescil edileceği, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceği tereddüde mahal bırakmayacak biçimde hüküm tesis edilmesi gerektiği, bu nedenle, mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine verilen şerhlerden sadece taşınmazın altındaki madenlerin Devlete ait olduğuna karar verilmesi, istimlak sahası içinde kaldığına ilişkin şerhin verilmemesi, ayrıca dava konusu taşınmazın davalı adına tapuya tesciline karar verildiği halde dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan evin davalıya ait olduğuna dair şerh verilmesi de isabetsiz olduğuna işaret edilerek HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden yargılama yapmaya gerek olmadan kamu düzenine ilişkin olan bu hataların düzeltilmesinin mümkün bulunduğu ve yeniden esas hakkında karar vermenin öncelikli koşulunun ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması olduğu gözetilerek, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin bu nedenlerle kısmen kabulü ile mahkeme kararı kaldırılarak, davacının davalı aleyhine açmış olduğu davanın reddine, dava konusu 160 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve miktarı ile … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, kadastro tutanağının beyanlar hanesine kadastro tespit tutanağında olduğu gibi “1. 3303 sayılı Kanun’un 3.maddesi gereğince idare ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamaz. 2.Tamamı istimlak sahası içinde kalmaktadır.” şerhinin verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nin 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 14.90 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 30.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.