Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6562 E. 2023/2706 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6562
KARAR NO : 2023/2706
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/51 E., 2020/11 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vasisi … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında; Van ili … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 108 ada 44, 47, 110 ada 21, 43, 112 ada 36, 97, 98, 108, 113 ada 54 parsel sayılı 10.684.92, 726.04, 25.172.13, 9.075.57, 6.149.31, 1.330.16, 896.50, 11.845.33 ve 36.664,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile oluşan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiş, 114 ada 4 parsel sayılı 56.627,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. Davacı dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.05.2014 tarihli ve 2009/482 Esas, 2014/897 Karar sayılı kararı ile, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarihli ve 2016/15198 Esas, 2017/3135 Karar sayılı kararıyla, “çekişmeli 114 ada 4 parsel sayılı taşınmazın edinme sebebine göre Toprak Tevzi çalışmaları sırasında Toprak Tevzinin 320 parsel numarası ile mera olarak haritaya bağlandığı, diğer parsellere ise Toprak Tevzi çalışmaları sonunda 4753 sayılı Kanun’a göre 1966 yılında Hazine adına tapu kayıtlarının uygulandığı, Mahkemece belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvellerinin getirtilmediği, kadastro paftası ile Toprak Tevzi haritalarının çakıştırılmadığı ve dayanak kayıtların kapsamlarının tayin edilmediği, davacı ve murislerinin taşınmazlardaki zilyetliğinin süresi ve taşınmazların vasfının da tam olarak anlaşılamadığı açıklanarak; temyiz konusu parsellere kadastro tespiti sırasında uygulanan Hazine tapuları, kayıtların dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvelleri, belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıt varsa kayıtların da tesisinden itibaren getirtilmesi, taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtların, Toprak Tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihten öncesine ve çalışmaların yapıldığı yıllara ait hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından istenilmesi, eski tarihli memleket haritaları ve uydu fotoğraflarının da getirtilerek dosya arasına konulması, komşu köylerden seçilecek, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, hayatta olmaları halinde belirtmelikte imzaları bulunan bilirkişiler, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve ayrıca jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılması, keşifte kayıt uygulaması yapılması, fen bilirkişisinden tapu kaydı haritası ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanmasının istenilmesi ve buna göre tapu kayıtlarının kapsamlarını gösterir krokili rapor alınması, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtların da zemine uygulanarak aynı yöntemle kapsamlarının belirlenmesi, yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınması, keşifte alınan beyanların komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmesi, teknik bilirkişi heyetine Toprak Tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihlerde ve öncesinde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak çekişme konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması, ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü, komşu parsellerle mukayesesi, komşu mera taşınmazları ile arasında doğal ya da yapay kadim bir sınırın bulunup bulunmadığı, mera taşınmazları ile aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı ve taşınmazların mera vasfında olup olmadığı hususlarında bilimsel verilerle desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, taşınmazların değişik yönlerden fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmesi, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtları kapsamında kalmaları halinde tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, tapu kayıtları kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin bulunması halinde davacı yararına tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak değerlendirilmesi, davacı ve murisleri adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yolu ile edinilen taşınmaz miktarı yönünden de araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1.Toprak Tevzi çalışmaları neticesinde Hazine adına oluşan tapu kayıt tarihi olan 1966’dan geriye 20 yıl boyunca davacı tarafın zilyetliğinin bulunmadığını, dava konusu ada parsellerin bir kısmının zilyetlilikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine,

2.Çekişmeli 112 ada 36 parsel nolu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (G) harfi ile gösterilen 1721,16 metrekare yüzölçümlü kısmının kadastro tutanak tespitindeki vasfının çayır olarak değiştirilip Hazine adına tespit gibi tesciline, (F) harfi ile gösterilen 4428,14 metrekare yüzölçümlü kısmının kadastro tutanak tespitinin iptal edilerek vasfının dere yatağı olarak belirlenip haritasında gösterilmesine,

3.110 ada 21 parsel nolu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (D) Harfi ile gösterilen 2404,64 metrekare yüzölçümlü kısmının kadastro tutanak tespitinin iptal edilerek vasfının dere yatağı olarak belirlenip haritasında gösterilmesine, (E) harfi ile gösterilen 22767,49 metrekare yüzölçümlü kısmının tarla vasfı ile Hazine adına tespit gibi tesciline,

4.108 ada 44 parsel nolu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2975,33 metrekare yüzölçümlü kısmının kadastro tespit tutanağındaki vasfının çayır olarak değiştirilerek Hazine adına tespit gibi tesciline, (C) harfi ile gösterilen 3513,71 metrekare yüzölçümlü kısmının kadastro tespit tutanağındaki vasfının çayır olarak değiştirilerek Hazine adına tespit gibi tesciline, (B) harfi ile gösterilen 4195,88 metrekare yüzölçümlü kısmının tarla vasfı ile Hazine adına tespit gibi tesciline,

5.108 ada 47 parsel nolu taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki vasfının mera olarak değiştirilerek ve taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine,

6. 112 ada 97, 98, 108, 113 ada 54 parsel nolu taşınmazların tarla vasfı ile Hazine adına tespit gibi tescillerine,

7.114 ada 4 parsel nolu taşınmazın kadastro tutanak tespitindeki vasfının tarla olarak değiştirilerek Hazine adına tespit gibi tesciline,

8.110 ada 43 parsel nolu taşınmazın kadastro tutanak tespitindeki vasfının çayır olarak değiştirilerek Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vasisi … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vasisi temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı süresince zilyetliklerinin bulunduğunu, kararın hatalı olduğunu ileri sürmüş; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 16, 17, 46/1 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bu bağlamda bozma ilamında belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvellerinin getirtilmesi istenildiği halde getirtilmemiş, belirtmelik tutanaklarında dayanak kayıtlar varsa belirlenip uygulanmamış, her bir taşınmaz başında ayrı ayrı tapu kayıt uygulaması yapılması gerektiği açıklandığı halde, her bir taşınmaz başında ayrı ayrı keşif yapılmadığı gibi tapu kayıt uygulamasında sınırlar ayrı ayrı okunmadan “tapu kaydı taşınmaza uyar” şeklindeki soyut beyanlara itibar edilmiş, alınan beyanların kopyala-yapıştır yapılmak suretiyle keşif zaptına yansıtıldığı görülmüş, yine ziraat bilirkişi raporunun da taşınmazların niteliğini açıklamayan ve raporun birçok bölümünde kopyala-yapıştır yapılmak suretiyle hazırlandığı anlaşılmıştır.

2.Ayrıca, 4753 sayılı Kanun ile davalı Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsaması halinde 3402 sayılı Kanun’un 46/1 inci maddesi, kapsamaması halinde ise aynı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddeleri gereği araştırma ve inceleme yapılması gerektiği halde, yetersiz kayıt uygulaması sebebiyle varılan sonuç da dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.

3.Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.

4.Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle taraf teşkilinin yöntemince sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede çekişmeli 114 ada 4 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış olup, meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy tüzel kişiliğine ait olduğundan mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmaz hakkında açılan davalarda husumetin Hazinenin yanında ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine de yöneltilmesi zorunludur. Davacı tarafından Hazineye husumet yöneltilmiş ise de, taşınmazın bulunduğu … Belediye Başkanlığı ile Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu itibarla Mahkemece öncelikle davacı tarafa, … Belediye Başkanlığı ve … Büyükşehir Belediye Başkanlığına da davasını yöneltmek için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan Büyükşehir Belediyesinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalıdır.

5.Bundan sonra çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları ile varsa dayanak kayıtları, kadastro tespiti sırasında uygulanan Hazine tapuları, kayıtların dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvelleri, belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıt varsa kayıtlarda tesisinden itibaren getirtilmeli, taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtlar, Toprak Tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihten öncesine ve çalışmaların yapıldığı yıllara ait hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından istenilmeli, eski tarihli memleket haritaları ve uydu fotoğrafları da getirtilerek dosya arasına konulmalıdır.

6.Akabinde komşu köylerden seçilecek, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, hayatta olmaları halinde belirtmelikte imzaları bulunan bilirkişiler, 3 kişilik önceki bilirkişilerden farklı ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve ayrıca jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır.

7.Yapılacak keşifte her bir taşınmaz başında Hazine tapuları tek tek yerel bilirkişi yardımı fen bilirkişi eli ile uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kaydı haritası ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanmasını ve buna göre tapu kayıtlarının kapsamlarını gösterir krokili rapor alınmalı, tapu kaydının haritasının fenni sıhhatte uygun olmaması halinde sınırları itibariyle uygulanarak, tek tek kapsamları krokide gösterilmeli, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlar da zemine uygulanarak aynı yöntemle kapsamları belirlenmeli; yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; teknik bilirkişi heyetine Toprak Tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihlerde ve öncesinde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazlar hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü, komşu parsellerle mukayesesi, komşu mera taşınmazları ile arasında doğal ya da yapay kadim bir sınırın bulunup bulunmadığı, mera taşınmazları ile aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı ve taşınmazların mera vasfında olup olmadığı hususlarında bilimsel verilerle desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; taşınmazların değişik yönlerden fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmeli, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtları kapsamında kalmaları halinde 3402 sayılı Kanun’un 46/1 inci maddesi gereğince tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, tapu kayıtları kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin bulunması halinde davacı yararına tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak değerlendirilmeli, davacı ve murisleri adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yolu ile edinilen taşınmaz miktarı yönünden, taşınmazın salt hayvan otlatmak suretiyle kullanılmasının Kanunda belirtilen ekonomik amaca uygun kullanım olmadığı da düşünülmelidir.

8.İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, dava; 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesinde düzenlenen resen araştırma ilkesine tabi davalardan olmadığına göre davanın reddi ile tespit gibi tesciline, mera olarak sınırlandırılan taşınmaz yönünden ise mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmesi ile gerektiği halde taşınmazların bir kısmının vasfının değiştirilerek, bir kısmının ise dere olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmesi dahi isabetsiz olup, davacı vasisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.