YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6580
KARAR NO : 2023/2736
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında Ağrı ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 7 parsel sayılı 182.495,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz toprak tevzi çalışması sonucu oluşturulan tapu kaydı nedeni ile tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacı … ve … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın tapuda murisleri Abdülmenaf ile … adlarına kayıtlı olup, bu kişilerin ölümü ile kendilerine intikal ettiğini ve halen zilyetlik ve tasarrufları altında bulunduğunu ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli ve 2011/377 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tespite esas olup, toprak tevzi çalışması sonucu oluşturulan 13.12.1961 tarih ve 165 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı, diğer yandan davacıların murisleri adına kayıt 20.11.1937 tarih ve 174 tahrir numaralı vergi kaydının da sabit sınırlar itibari ile çekişmeli taşınmazı kapsamakta olup, davacılar yararına eklemeli zilyetlik yoluyla 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 46/1 ve 14 üncü maddesinde belirtilen koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile çekişmeli 109 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 1/2 payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 2016/2811 Esas, 2018/6530 Karar sayılı kararıyla davacıların dayandığı “1 hektar” yüzölçümlü vergi kaydının; doğu ve batı sınırının “dere”, kuzey sınırının “hark” ve güney sınırının ise “…” okumakta olup, keşif sonucu alınan beyanlara göre vergi kaydının sınırlarında okunan “dere” sınırının taşınmazın doğu ve batısında zeminde bulunan kuru dere olduğu, kuzey sınırında okunan “ark” sınırının zeminde mevcut ark olduğu ve güney sınırında okunan “…” yerinin ise taşınmazın güneyinde bulunan 109 ada 26 parsel sayılı taşınmazın maliki evveli olduğunun anlaşıldığı, şu halde davacı tarafın dayandığı vergi kaydının sınırları itibariyle gayri sabit sınırlı olup; kaydın kapsamının güney sınırında bulunan 109 ada 26 parsel sayılı taşınmazdan başlanarak “1 hektar” olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, dolayısı ile Mahkemenin vergi kaydının sabit sınırlı olduğu yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, diğer taraftan vergi kayıt maliki Abdi oğlu Bekir’in ölümü ile davacılar dışında başkaca mirasçılarının da kaldığı anlaşılmakta olup; davacı tarafın da dava dilekçesinde taşınmazın öncesinde murislerine ait olduğu ve ölümü ile kendilerine intikal ettiğini ileri sürdükleri halde taşınmazın kendilerine ne şekilde geçtiği (taksim, satış, bağış vs.) hususunda açıklama yapmadıkları gibi, Mahkemece de bu hususta açıklama istenmediği, keşif sırasında da bu hususun mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile aydınlatılmadığı açıklanarak Mahkemece, öncelikle davacı tarafa ne sebeple (taksim, bağış, satış vs.) adlarına tescil istediklerinin açıklattırılması, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, kadastro tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile kadastro fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif icra edilmesi, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından davacı tarafından dava sebebi olarak ileri sürülen sebep yönünden beyan alınması, taşınmazın özellikle vergi kayıt miktar fazlasının öncesinin kime ait olduğu, taşınmazın gerek vergi kaydının kapsamındaki gerekse de kapsam dışındaki kısmının kimden kime hangi hukuki sebeple kaldığı, taşınmaz üzerinde bulunduğu iddia olunan zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, zirai bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların toprak yapısı ve niteliği hususunda fark bulunup bulunmadığını irdeleyen, çekişmeli taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen rapor alınması, taşınmazın dört hududunu gösterir şekilde ve taşınmazın hangi bölümüne ait olduğuna dair gerekli açıklamanın yapıldığı fotoğrafların raporlara eklenmesi, fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor düzenlemesinin istenilmesi, bu şekilde 3402 sayılı Kanun’un 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığının kesin olarak belirlenmesi, davacılar lehine iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde taşınmazın davacılara intikal ettiği tarihler göz önünde bulundurularak davacı … bayiileri üzerinden belgesiz araştırması yapılması, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın dayandığı vergi kaydının gayri sabit sınırlı olup miktarı ile taşınmazı kapsadığı ve çekişmeli taşınmaz üzerinde irsen intikal ve taksim yoluyla davacılar yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 46 ncı maddelerinde belirtilen iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davacı … ve …’ın davalarının kısmen kabulüne, çekişmeli 109 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın fen bilirkişisinin 13.08.2020 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 10.000,00 m2 yüzölçümündeki kısmının 1/2 payları nispetinde … ve … adına; (B) harfi ile gösterilen 87.196.63 m2 yüzölçümündeki kısmının … adına; (C) harfi ile gösterilen 82.446.71 m2 kısmının … adına; (D) harfi ile gösterilen 2.852.07 m2 yüzölçümündeki kısmın ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ileri sürerek ve resen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 46 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.