YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6671
KARAR NO : 2022/8428
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili ve davalı-asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle “çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu belirlenerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak Mahkemece verilen ilk kararda 103 ada 225 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 6000 m2’sinin …mirasçıları adına tesciline karar verildiği ve bu hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği, böylece davalılar Orman İdaresi ve Hazine lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu belirtilerek; bu nedenle Mahkemece davacının talebi ve davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek 19.07.2001 tarihli fen bilirkişisinin raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 6000 m2’lik taşınmaz bölümünün çapı ile bağlı kalınmak suretiyle fen bilirkişisince infaza elverişli koordinatlı kroki düzenlettirilerek bu taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu” hususuna değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı … …’nin …., İli … İlçesi … Köyünde kain 103 ada 225 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına ilişkin açmış olduğu davanın kabulü ile fen bilirkişisi Süleyman Arar’ın 02.01.2020 tarihli krokili raporunda kırmızı ile boyalı A harfi ile işaretli 6.906,42 m²’lik kısmın tespitinin iptali ile bu kısmın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, asli Müdahil … davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı-asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmişse de önceki bozma ilamında da uygulanması gerektiği belirtilen A kısmının 6.000 m2 olarak gösterildiği 19.07.2001 tarihli fen bilirkişisi raporunun dosya arasında bulunmadığı, her ne kadar hükme esas raporda 19.07.2001 tarihli rapor krokisi ile çakıştırma yapıldığından bahsedilmişse de bahsedilen rapor dosya arasında bulunmadığından raporun denetime elverişli olmadığı, ayrıca dosya kapsamında alınan 2020 tarihli fen bilirkişi raporunda 103 ada 225 parselin 103 ada 297 parsele doğru çıkıntı yapan kısmı A rumuzuyla belirtilen alanın çapı dışında gösterilmiş iken 2017 tarihli orman bilirkişi raporu ekindeki krokide A rumuzlu alanın çapı içerisinde gösterilmediği ve bu şekilde oluşan çelişkinin giderilmediği görülmektedir. Yine …’nın çapında olmadığının anlaşılması halinde A kısmının kişiler adına tesciline karar verilmesi sonucu 103 ada 297 parsele doğru çıkıntı oluşturan kısmın 103 ada 225 parsel bütünüyle bağlantısının kesilmesi nedeniyle ayrı parsel numarası altında tesciline karar verilmesi gerekeceği de düşünülmemiştir. Bunun yanı sıra davacının talebinin kendi adına tescil değil muris …mirasçıları adına tescil olduğu da göz önünde bulundurulmadan … adına tesciline karar verilmiş olması da hatalı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece, A kısmının 6.000 m2 olarak gösterildiği 19.07.2001 tarihli fen bilirkişisi raporu araştırılarak dosya arasına alınmalı, daha sonra bir fen bilirkişisi refakatinde yeniden keşif yapılarak 2001 tarihli rapor krokisi fen bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp; krokinin ölçeği kadastro paftası ölçeğine, (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte gösterildiği, önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir rapor alınmalı, kadastro hakiminin infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar verme yükümlülüğü bulunduğu da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ve davalı-asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 24.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.