YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6988
KARAR NO : 2022/3651
KARAR TARİHİ : 18.04.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kesinleşen Kullanım Kadastrosuna İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında … İli Mezitli İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 1764 parsel sayılı 165 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1976 tarihinden itibaren Mercan Efe’nin fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak kargir ev ve arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 01.11.1996 tarihli imar işlemi ile 1 ada 5 parsel ve 221,70 metrekare yüzölçümü ile şerhler korunarak kayden Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine 07.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen kısmının …’nin kullanımında olduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan evin davacıya ait olduğu ve uzun yıllardan beri taşınmazın kullanıcısı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Belirtmek gerekir ki çekişmeli taşınmazda kullanım kadastrosu 1992 yılında yapılmış ve 25.06.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı dava konusu taşınmazın kullanıcısı olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece gerçekleştirilen keşif sonucu alınan inşaat bilirkişisi raporuna göre davacının kullanımına konu yapının 25 yıllık olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının kullanımının 1992 yılından önceki nedenlere dayandığı anlaşılmakta olup davanın açıldığı 25.06.2014 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın dinlenilme olanağı yoktur. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ile 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 18.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.