YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/709
KARAR NO : 2022/10264
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Vakıf Üyeliğinin ve Prim Miktarının Tespiti İstemli
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında … Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacı …’nın Türkiye İş Bankası A.Ş.’de güvenlik görevlisi olarak 15.07.1982 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, 31.01.2002 tarihinde emekli olduğu, davacının davalı Vakfa üyeliğinin ve davacının ödemekle yükümlü olduğu prim borcunun tespiti istenmiş, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının davalı Vakfın üyesi olduğu ve davalı Vakfa ödemesi gereken prim tutarının 1.439,73 TL ve dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 4.998,42 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı Vakıf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının emekli olduğu tarihten itibaren dava açma tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine ise Dairemizce, somut uyuşmazlıkla zamanaşımı süresinin geçmediği, işin esasının incelenmesi gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinde bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın ilk derece mahkemesi hükmünde olduğu şekli ile kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vakıf vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı Vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının Vakıf üyesi olduğu ile davalı Vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Vakıf hukukunda aslolan yürürlükte bulunan vakıf senedi ile buna göre yapılan düzenlemelerin tüm üyelerine doğru ve eşit biçimde uygulanmasıdır. Yürürlükte bulunan, değiştirilmedikçe vakfı ve vakıf üyelerini bağlayan mevcut vakıf senedi ile vakıf senedine istinaden düzenlenen Yönetmelik hükümlerine göre somut uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Dava konusu vakfa ait yönetmelikte yapılan değişiklik ile davacı gibi daha önce vakfa üyelik hakkı tanınmayanlara üyelik hakkı tanınmış bunun içinde belirlenen süre içerisinde vakfa yazılı müracaat şartı getirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu vakfın 30.09.2005 günlü olağan genel kurulunda kabul edilip 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliğine eklenen geçici 3. madde ile, Türkiye İş Bankası A.Ş.de koruma ve güvenlik görevlisi olarak süreli sözleşmeli çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere Bankadaki görevinden ayrılmış ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli işgöremezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma nedeni ile tespit edilen aidatlarının tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödenmesi halinde vakıftan emeklilik aylığı bağlanabileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, davacının 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığından, yönetmelikte yapılan değişiklikten davacının haberdar olup olmadığı ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı hususları üzerinde durularak eğer davacının Yönetmeliğe eklenen geçici 3. madde ile vakfa üyelik hakkı tanınması ve yazılı müracaat şartından haberdar olduğu ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatta bulunduğunun anlaşılması halinde yönetmelikte düzenlenen sürenin hak düşürücü süre olmadığı da dikkate alınarak şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi, aksi durumda yani davacının 30.12.2005 tarihinden önce vakfa yazılı olarak müracaat etmediğinin anlaşılması halinde ise, davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının dava tarihine kadar ödemesi gereken prim tutarına işleyecek faiz tutarı hesap edilirken dava tarihi 02.03.2015 olmasına rağmen hesaplamada dava tarihinin 15.06.2014 kabul edilerek davalı Vakıf aleyhine olacak şekilde eksik faiz hesap edilmesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Vakıf vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi (4.) Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.