YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8030
KARAR NO : 2021/9597
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Sınır Düzeltme Çalışmasına İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 08.10.2019 tarihli ve 2019/279 Esas, 2019/458 Karar sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı Tecim Yapı Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Tecim Yapı Şirketi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … ve arkadaşları, … ilçesi Anadoluhisarı eski 37 ada 72 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak 6292 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 10. fıkrasına göre yapılan sınır ve harita düzeltme işlemlerinin iptali istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmışlar, Kadastro Mahkemesince davanın mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olduğu kabul edilerek davada genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince de eldeki davanın 6292 sayılı Kanun’un 11/10. maddesine göre açılan sınır düzeltme işlemine itirazdan ibaret olduğu gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup, hükme karşı davalı Tecim Yapı Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı Tecim Yapı Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 353/(1)-a.3 bendinde “mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde Bölge Adliye Mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği” belirtilmiş, aynı Kanun’un 362/(1)-c bendinde ise; yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Anılan yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, 6100 sayılı HMK’ de bölge adliye mahkemesine, dosyayı asıl yetkili ve görevli mahkemeye gönderebilme yetkisini de taşıyan görev ve yetki ile ilgili kesin karar verme ve görev ve yetki hususunda uyuşmazlık çıkması halinde ise bu uyuşmazlığı kesin olarak çözme yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kanunda görev ve yetki hususunun en geç bölge adliye mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği açıkça görüldüğünden, görev ve yetki hususunu inceleyen bölge adliye mahkemesi kararına karşı özellikle 362/(1)-c bendi hükmü de gözetildiğinde temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; genel mahkemece verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin göreve ilişkin kararını istinaf başvurusu üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olup, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün olmadığından, davalı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Şirket vekilinin temyiz dilekçesinin 6100 sayılı HMK’nin 362/1-c maddesi gereğince REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
28.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.