Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8120 E. 2021/11613 K. 24.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8120
KARAR NO : 2021/11613
KARAR TARİHİ : 24.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 17 parsel sayılı 4.759,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliğiyle orta malı olarak 07.10.2007 tarihinde tespit edilmiştir.
Davacı …, 09.12.2007 havale tarihli dava dilekçesinde, taşınmazın 20 yıldır nizasız fasılasız kendisinin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın belirlenen vasfı dikkate alınarak Mahkemece, Orman Yönetiminin davada taraf olarak yer alması sağlanmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, davalı Orman Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2015 tarihli ve 2014/7893 Esas, 2015/141 Karar sayılı ilamı ile, ” davaya usulüne uygun bir katılımı veya açılmış bir davası bulunmadığından bahisle Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyiz istemi yönünden, önceki bilirkişiler dışında görevlendirilecek bir orman, bir jeolog ve bir fen bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, taşınmazı geniş çevresiyle bir arada gösteren kadastro paftası ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve tespit tarihinden 15-20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenmesi, bu belgeler dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, taşınmazın konumunun memleket haritaları ile hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, bu belgelere göre orman ya da 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı hususlarının belirlenmesi, uygulamada komşu parsel kayıtlarından yararlanılması, jeolog bilirkişiye inceleme yaptırılarak taşınmazın dere yatağında kalıp kalmadığı, derenin taşkınlarından etkilenip etkilenmediği konularında ayrıntılı rapor alınması ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın geçmişten bu yana 50-60 yılı aşkın zamandır nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla davacı ve babasının zilyetliğinde bulunduğu, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olduğu, kamu orta malı yaylak, kışlak, mera, orman gibi niteliğinin bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazda davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm verme için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; yargılama aşamasında aldırılan 26.02.2018 havale tarihli orman bilirkişi raporunda, 1943, 1973 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarının yorumlamasından, dava konusu taşınmazın üzerinde herhangi bir bitki örtüsünün ve tarımsal faaliyetin bulunmadığının anlaşıldığı; 13.02.2018 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda ise, 1973 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, dava konusu taşınmazın sürülü ve ekili olduğu, tarım arazisi olarak kullanıldığı ve tasarruf edildiğinin belirlendiği bildirilmiş olup, bu haliyle anılan raporlar arasında taşınmazın niteliği ve kullanım durumu konusunda çelişki oluştuğu halde, söz konusu çelişki giderilmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğünün web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait başkaca hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre taşınmazın mera olarak ilk tespit tarihi ve 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, taşınmaza komşu durumda bulunan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler celbedilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen, orman ve jeodezi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, öncesi itibariyle orman yada mera niteliğinde olup olmadığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli; orman mühendisi bilirkişiden, dava konusu taşınmazın niteliğini, orman sayılan yerlerden olup olmadığını ve orman yasaları karşısındaki durumunu açıklayan, önceki orman bilirkişi raporunu irdeleyen ve çelişkileri gideren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten, önceki jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunu irdeleyerek, çelişkiyi giderecek içerikte rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çekişmeli taşınmazın niteliği ve tespit tarihine kadar davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı tereddütsüz olarak belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.