Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8192 E. 2023/1801 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8192
KARAR NO : 2023/1801
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/1 E., 2019/9 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 95 parsel sayılı 32.604,98 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla niteliğiyle davalı adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; … ilçesi … Köyü 101 ada 95 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptal ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 30-40 yılı aşkın süredir müvekkili olan davalının zilyetliğinde bulunduğunu, lehine zilyetlikle mülkiyet iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2015 tarih ve 2011/60 Esas, 2014/266 Karar sayılı önceki kararı ile, bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 101 ada 95 parselin davalı … adına yapılan tespitinin iptal edilerek fen bilirkişisi …’ın 08.12.2014 tarihli ek raporunda A harfi ile göstermiş olduğu 8041,62 m2 lik kısmın adanın son parsel numarası verilmek sureti ile orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, taşınmazın geriye kalan 24563,36 m2 lik kısmının ise davalı … adına tarla vasfı ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2015 tarih ve 2011/60 Esas, 2014/266 Karar sayılı önceki kararı, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.10.2016 tarih ve 2015/9922 Esas, 2016/9543 Karar sayılı ilamıyla; “Çekişmeli taşınmaz dereye bitişik olduğundan yapılacak keşifte jeolog bilirkişi eliyle inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığına ilişkin rapor alınmadığı, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, dosya kapsamına alınan kadastro tutanaklarının incelenmesinden davalı oldukları belirlenen komşu taşınmazlara ilişkin davaların akıbetlerinin araştırılmadığı açıklanarak, anılan eksikliklerin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek, lirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın tespit maliki …’in babasından itibaren eklemeli olarak zilyetliğinin devam ettiği, söz konusu taşınmazlarda buğday, fiğ, arpa ve yonca ekildiği, 80’li yıllardan itibaren köyün terör olayları nedeniyle boşaltıldığı yani zorunlu terklerin yaşandığı, zilyetliğin kesintisiz olduğu, fen bilirkişisinin raporunda memleket haritası ölçeği, kadastro paftası ölçeğine ve kadastro paftası ölçeği memleket haritası ölçeğine çevrilerek, krokide A harfi ile gösterilen 8.041,62 m² miktarındaki kısmın orman sayılan alanlardan olduğunun saptandığı, bu alanın dava konusu 101 ada 95 nolu parselden ifrazı ile geriye 24.563,36 m²lik kısmın kaldığı, orman olgusu orman mühendisinin raporunda açıkça belirtildiği, taşınmazların kullanımı yani zilyetlik olgusunun ise jeodezi mühendisinin eski ve yeni hava fotoğrafları üzerinden stereoskop aleti ile yaptığı üç boyutlu çalışmaları sonucu sunduğu raporun fen bilirkişisince güncel kaydı çakıştırılması neticesiyle belirlenen raporlardan doğrulandığı, ayrıca bu alanların ziraat bilirkişisince tarım yapılabilecek alanlar ve orman dışında kalan yerler olarak raporunda doğrulandığı, orman dışında kalan söz konusu tarıma elverişli ve davacıların eklemeli zilyetliğine konu alanın ormandan kazanılan ya da orman içi boşluk olarak değerlendirilebilecek alanlardan olmadığı, taşınmaza komşu derenin bir taşkına sebebiyet vermeyeceği olgusunun jeoloji mühendisinin raporundan anlaşıldığı” gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulü ile 101 ada 95 parsel sayılı taşınmaz üzerinde fen bilirkişisinin 19.11.2018 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 8.041,62 m²lik kısmın davalı … oğlu … adına olan tespitinin iptali ile davacı Hazine adına ilgili adanın son parsel numarası verilmek üzere tesciline, 101 ada 95 parsel sayılı taşınmazın 24.563,36 m²lik kısmının davalı … adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine temyiz dilekçesinde; davalının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığını, kesintiye uğradığını, davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflara arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır.
Şöyle ki; öncelikle dava konusu taşınmazın 19.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmıyla ilgili olarak bir önceki kararda tespitin iptali ile adanın son parsel numarası verilmek suretiyle orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiği ve bu kararın da davalı tarafından temyiz edilmediği sabit olduğuna göre, bu yerin orman olduğu kesinleştiği halde İlk Derece Mahkemesince anılan bölümle ilgili kurulan hükümde taşınmazın niteliği belirtilmeden sadece Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan; fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısımdan geriye kalan 101 ada 95 parselin 24.563,36 m2’lik kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş olması da hatalıdır. Zira, davalının ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığının, kadastro tespit tarihinden değil, davalının beyanı doğrultusunda terör nedeniyle yerin kullanımının bırakıldığı 1992 yılından geriye doğru araştırılması gerektiği ve bu çerçevede dosya kapsamında alınan 28.11.2018 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu olan ve tespit gibi davalı adına tesciline karar verilen 101 ada 95 parselin 24.563,36 m2’lik kısmında 1985 tarihli hava fotoğrafında kullanımın olmadığının ve ham toprak vasfında olduğunun belirtildiği gözetilerek, çekişme konusu yerle ilgili davacı Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.