Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8783 E. 2022/9424 K. 24.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8783
KARAR NO : 2022/9424
KARAR TARİHİ : 24.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Kadastro sırasında …..,Kuyu Köyü 590 parsel sayılı 3.120 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, komşu 519 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle, senetsizden tarla ve meyve bahçesi niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın tapusunun iptali ile adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında 22-a çalışması yapılmış ve taşınmaz 126 ada 9 parsel numarasıyla 3.082,79 m2 yüzölçümüyle, tarla ve meyve bahçesi niteliği ile Hazine adına tescil edilmiştir. Taşınmazın tapu kaydında DSİ lehine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca belirtme şerhi bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece ilk olarak davanın kabulüne dair verlen karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.05.2000 tarihli ve 2000/2340 Esas, 2000/2251 Karar sayılı kararı ile Kadastro sırasında tapu kaydının 519 parsele revizyon gördüğü ancak tapu kaydının dayanağı olan belirtmelik ile haritasının getirtilmediği ve mahalline uygulanmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A ve Medenî Kanun’un 645. maddeleri gereğince krokisi olan kayıtların haritasına göre belirlenmesinin zorunlu olduğu ve tapu kaydının batı sınırının değişebilir nitelikte olup, batı sınırının “Çamlık ve Fundalık” okuduğu, taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdidi yapıldığının belirlendiği ve Mahkemece tahdit harita ve mazbatalarının getirtilmediği, yerel ve ormancı bilirkişiler aracılığı ile mahalliline uygulanmadığı, taşınmazın Hazine’ce ileri sürüldüğü üzere 2/B uygulaması ile orman dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, kayıt miktar fazlasının zilyetlikle iktisap edilip edilmeyeceği hususunun değerledirilmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak devam eden yargılama neticesinde, davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2013 tarihli ve 2012/11523 Esas, 2013/1519 Karar sayılı kararı ile, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi sebebiyle, davacının dayandığı tevzi tapu kaydı kapsamının belirlenmesi, dava konusu parselin sınırında bulunan dereden toprak kazanımı olup olmadığı hususunun incelenmesi, çekişmeli parselin yüzölçüm fazlasının üzerinde zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve orman araştırmasının usulüne uygun yapılması gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak devam eden yargılama neticesinde yine davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 26.05.1988 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışması ile 18.12.1996-16.01.1997 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman tahdidine ilişkin tüm tutanak ve haritalar eksiksiz biçimde getirtilmemiş, dava konusu taşınmazın orman tahdidindeki durumu net bir şekilde belirlenmemiş, orman ve ziraat bilirkişisinin 26.07.2018 hakim havale tarihli ortak raporunda dava konusu taşınmazın sarı renkli orman sayılmayan alanda olduğunun belirtilmesine karşın, rapor ekindeki orman kadastro haritasında dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda mı yoksa 2/B madde ile orman sınırları dışına çıkarılan alanda mı kaldığı hususunda tereddüd hasıl olmuştur. Ayrıca aynı raporda en eski tarihli hava fotoğrafının uygulanmadığı anlaşılmıştır. Orman bilirkişisi yine ayı raporda 2008 yılı baskılı memleket haritasında…Deresi’nin taşınmaz içerisinden geçtiğini belirtmesine rağmen jeolog bilirkişinin 30.10.2018 hakim havale tarihli ek raporunda…Deresi’nin yatak değiştirdiğini dava konusu parsele mücavir olduğunu ancak hiç bir zaman dava konusu parselin içerisinden geçerek parseli aktif dere yatağı olarak kullanmadığını ve DSİ tarafından dere yatağı ıslah çalışmaları yapıldığını belirtmiş, ancak raporuna tespit tarihinden geriye 20 yıl öncesinde dere ile dava konusu taşınmazın birlikte konumu gösterir herhangi bir belge, kayıt vs. eklememiştir. Bu haliyle dereden kazanım olup olmadığı ve zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda yeterli araştırma yapıldığını söyleme imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca her iki bozma kararında da tapu kaydının dayanağı olan belirtmelik ve haritası, tablendikatif, komisyon haritasının, yani tevzi çalışmasına ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi gerektiği belirtildiği halde dosyada belirtmelik tutanağı, belirtmelik haritası, tablendikatif, komisyon tutanak ve haritası bulunmamaktadır. Bu durumda yöntemince tapu kaydı kapsamının belirlenmediği sabittir.
O halde Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidi ve 2/B çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtildikten sonra; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir orman, bir ziraat, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeolog aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman kadastrosu ve 2/B çalışması karşısındaki durumu tereddüde mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmalıdır. Dava konusu taşınmazın orman tahdidi dışında olduğu belirlendiği takdirde, davacının dayandığı tapu kaydı kapsamı usulüne uygun olarak belirlenmelidir. Bunun için de öncelikle dosyada bulunmayan dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri, toprak tevzi çalışmasına ilişkin olan tüm belgeler, belirtmelik tutanak ve haritası, tablendikatif cetveli, komisyon tutanak ve haritası ve varsa tevzi kroki ve haritaları ile revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, revizyon görmemiş ise neden revizyon görmediği, komşu parsel tutanak ve dayanakları, çekişmeli taşınmazı, komşuları ve geniş çevresini gösterir orijinal kadastro paftası, yörede 1936 yılında Fransızlar tarafından yapıldığı belirtilen kadastro paftası, komşu parsel tutanak ve dayanakları ile tapu kaydında görülen kamulaştırma şerhine ilişkin tüm belgeler getirtilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A ve Türk Medeni Kanunu’nun 645. maddesi gereğince krokisi olan kayıtların haritasına göre belirlenmesi zorunlu olduğu dikkate alınmalı ve kroki kapsamında kalan kısım davacıya verilmelidir. Kroki kapsamı dışında kalan kısım bakımından ise zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir. Bu bağlamda keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca jeolog bilirkişiden de dereden kazanım olup olmadığı hususunda, dava konusu taşınmaz ve derenin tespit tarihinden 20 yıl önceki konumlarını birlikte gösterecek şekilde bilgi, belge, kayda dayanarak hazırlanan, denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine’nin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
24.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.