YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8883
KARAR NO : 2022/7607
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın ve birleşen 1993/115 ve 116 Esas sayılı dosyalar üzerinden açılan davaların reddine, birleşen 1993/126 Esas sayılı dosya üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Hazinesi vekili, 01.03.1993 havale tarihli asıl ve birleşen dosyalara sunduğu dava dilekçelerinde özetle, … ili Bodrum ilçesi Mumcular Bucağında kadastro tespit işlemlerinin 1981 yılında yapıldığını ve 14 pafta 1566, 1563, 1569, 1564, 1571, 1562 ve 1570 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit gördüğünü, Bodrum Mal Müdürlüğünün kadastro tespitine yapmış olduğu itirazların Kadastro Komisyonunca reddedildiğini, taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, yolsuz kaydın iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, 29.12.1994 tarihli davanın reddine ilişkin hüküm, davacı … vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.12.1997 tarih ve 1997/15313 Esas, 1997/16163 Karar sayılı bozma ilamıyla; “Dosyada fotokopisi bulunan tapu kaydının geçerli kayıt olup olmadığı üzerinde durulup araştırılmadığı gibi, kadastral yöntemlere göre de uygulanmadığı, öte yandan, 3402 sayılı Kanun’un 14.maddesinin öngördüğü sınırlama hakkında da araştırma yapılmadığı açıklanarak, öncelikle fotokopisi dosya içinde bulunan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi, gitti kayıtlarının yüz ölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara ve miktara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan ve dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınırın yerel bilirkişilerden ayrı ayrı sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi, gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı, doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan infaza elverişli rapor ve kroki alınması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanın ve birleşen 1993/115 ve 116 Esas sayılı dosyalar üzerinden açılan davaların reddine, birleşen 1993/126 Esas sayılı dosya üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne ve Bodrum ilçesi ….., Mahallesi 323 ada 74 parsel (eski 1563 ) sayılı taşınmazın 21/05/2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen 404,13 m²’ lik kısmının davalı … adına olan kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, ilamın gerekleri yerine getirilmemiştir. Oysaki, bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağından bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi zaruridir. Mahkemece, bozma ilamında işaret edilmesine rağmen, tapu kaydının uygulandığı tüm parsellere ilişkin tutanaklar, tapu kayıtları ve başka davanın konusu olmaları durumunda ilgili dava dosyaları getirtilerek, yerel bilirkişi ve tanıklar yardımıyla yerine uygulanıp fen bilirkişisine tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerle birlikte sınırlarını gösterir kroki düzenlettirilmemiş ve böylelikle tapu kaydının kapsamı yöntemine uygun şekilde belirlenmemiştir.
Öte yandan, davacı …, temyize konu taşınmazların nitelikleri itibariyle zilyetlik yoluyla iktisaplarının mümkün olmadığını ileri sürdüğü halde, taşınmazların niteliklerinin ve davalılar lehine zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi hususunda da yeterli araştırma ve inceleme de yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; yörede yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve bulunması halinde orman tahdidine ilişkin ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek dosya arasına alınmamış, orman tahdidinin bulunmaması durumunda taşınmazların öncesi itibariyle orman vasfında olup olmadıklarının en eski tarihli hava fotoğrafı ve buna dayanılan oluşturulan memleket haritası üzerinde inceleme yapılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilerek en eski tarihli hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ile varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmemiştir. Ayrıca, bir taşınmazın niteliğinin ve üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin şeklinin ve süresinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş üç adet hava fotoğrafı üzerinde bu konuda uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınmamış; taşınmazların niteliği, imar – ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları ve böyle yerlerden iseler imar – ihyalarının tamamlanıp tamamlanmadığı ve hangi tarihte tamamlandığı, ayrıca üzerilerinde bulunan zeytin ağaçlarının dikme mi aşılı mı olduğu ve zeytin ağaçlarının kaç yaşlarında olduğu hususlarına ilişkin yeterli ve somut verilere dayalı bilgi içermeyen ziraatçi bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve davalılar adına zilyetlik yoluyla senetsizden tescil edilen taşınmaz miktarı araştırılıp belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında değinildiği gibi, davalıların dayandıkları tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri Tapu Arşiv Daire Başkanlığı ile mahalli Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı getirtilip, öncelikle söz konusu tapu kaydının geçerli kayıt olup olmadığı üzerinde durulmalı; tapu kaydının miktar ve hudutlarında değişiklik olup olmadığı belirlenmeli; gitti kayıtlarının yüz ölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgeler incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara ve miktara itibar edilmesi gerektiği düşünülmeli; mevcut ise taşınmazların bulunduğu yöreye ait tüm orman tahditlerine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek dosya arasına konulmalı, yine en eski tarihli hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ile varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmeli;
kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı ile aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı; çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar ile başka davanın konusu olanlar bulunmakta ise ilgili dava dosyaları celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte öncelikle, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişilerden ayrı ayrı sorulup arazi üzerinde tespit edilmeli, gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı, doyurucu bilgiler alınmalı, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu taşınmazlara ait tespit tutanakları ve dayanak kayıtları da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli ve böylelikle dayanılan tapu kaydının taşınmazlara uyup uymadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli; tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığının anlaşılması durumunda, kaydın sınırları değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmeli, ayrıca teknik bilirkişiden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan infaza elverişli rapor ve kroki alınmalı; ayrıca, dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından temyize konu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, evveliyatı itibariyle mera, yaylak, otlak gibi kamunun ortak kullandığı yerlerden ya da imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ihya çalışmalarına en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazlar üzerinde bulunan evin kim tarafından hangi tarihte yapıldığı, kadastro tespiti sırasında bu evin mevcut olup olmadığı, taşınmazların üzerilerindeki ağaçların kim tarafından hangi tarihte dikildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, temyize konu taşınmazların eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, evveliyatı itibariyle mera, yaylak, otlak gibi kamu orta mallarından ya da imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, imar – ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp tamamlandığını, ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, taşınmazların kullanım durumlarını ve varsa taşınmazları üzerinde bulunan ağaçların cinsini, yaşını, adedini ve aşılı iseler aşı yaşlarını kesin olarak belirleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı ve komşu taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmeyi içeren gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazlar ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde taşınmazların sınırlarının kabaca işaretlenmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, taşınmazların hava fotoğrafı, memleket haritası ve uydu fotoğrafları üzerinde konumlarının gösterilmesi suretiyle, temyize konu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğini, mera, yaylak ya da otlak gibi kamu orta malı niteliğinde olup olmadığını, sınırlarını, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini, varsa imar – ihyanın tamamlanma tarihini, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan evin tespit tarihi itibariyle mevcut olup olmadığını açıklayan rapor düzenlettirilmeli; dosya arasına getirtilen belgeler orman mühendisi bilirkişisi eliyle temyize konu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli ve orman mühendisi bilirkişisinden, temyize konu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığını bildirir, orman yasaları karşısında taşınmazların durumunu açıklar, ayrıntılı rapor ve harita düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden, yapılan keşfi ve kayıt uygulamasını takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; yapılan araştırma ve inceleme neticesinde temyiz konusu taşınmazların öncesi itibariyle orman yada kamu orta malı niteliğinde olmayıp, zilyetlik yoluyla kazanılabilecek ancak imar – ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, iktisap edilebilmesi için emek ve para sarf edilerek tarıma elverişli hale getirildikten sonra, kadastro tespit tarihine kadar yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davalı taraf lehine nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla geçmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle kazanım şartlarının davalılar lehine gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; ev ve avlu yapmak suretiyle sürdürülen bir kullanımın öncesi imar – ihyaya muhtaç olmayan yerler bakımından ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak kabul edileceği düşünülmeli; bundan sonra davalılar adına zilyetlik yoluyla senetsizden tescil edilen taşınmaz miktarı ilgili tapu müdürlüğü, kadastro müdürlüğü ve mahkeme yazı işleri müdürlüklerinden sorulup belirlenmek suretiyle, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.