YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8902
KARAR NO : 2022/8550
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine, … ve … vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, davacının …ilçesi …köyünde bulunan tapuda kayıtlı olmayan üç parça taşınmazı yaklaşık 45 yıldır zilyet edindiğini, ihya edip meyve bahçesi olarak kullandığını açıklayarak, taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, davalılardan Hazine vekili ile … vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.1.2017 tarihli ve 2016/7330 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamıyla; ” ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığının davada taraf olarak yer alması sağlanmaksızın, taraf teşkilindeki eksik giderilmeden ve eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine vekili, … vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713.maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ekip çalışmalarının 24.09.1975 tarihinde, itirazlı yerlerde ise 30.09.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 07.04.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1969 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların orman sınır noktalarının kuzeyinde kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, 2/B maddesine konu edilen yerlerden de olmadığı, taşınmaz üzerinde mera ve orman emvali sayılabilecek bitki örtüsü veya kök kalıntısının da bulunmadığı gibi mera ile de sınırının bulunmadığı, kuru tarım yapmaya elverişli olduğu, davacının da iş bu yeri bahçe olarak uzun yıllardır kullandığı ve dolayısıyla TMK’nin 713/1, 3402 sayılı Kanun’un 13 ve 14. maddeleri yönünden kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile uyumlu değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar 1971 yılında tespit harici bırakılmış olup, yargılama sırasında dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişiler, taşınmazların 1960 – 1970’li yıllardan beri davacı ve murisi tarafından kullanıldığını beyan etmiş iseler de, taşınmazların eğimlerinin % 26-70 civarında olduğu, teraslama işleminin yapıldığı, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden iken ağaç dikmek suretiyle imar ihya işleminin gerçekleştiği, ancak taşınmazlarda bulunan ağaçların yaşları, sayısı ve dağılımı gözetildiğinde, imar ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren dava tarihine kadar zilyetlikle kazanmaya yeterli 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Hazine vekili, … vekili ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden … ile …Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.