Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9059 E. 2022/7332 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9059
KARAR NO : 2022/7332
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapusuz Taşınmazın Tescili

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili, davalı … ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Asıl dava davacısı… vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … İli Merkez Karagözler Köyü, Tevlike mevkiinde bulunan altı parça taşınmazın; birleşen davanın davacısı ….. vekili, aynı mevkideki beş parça taşınmazın; yine birleşen dava davacısı … vekili ise, aynı mevkideki beş parça taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, öncesinde müvekkilleri olan davacıların miras bakanlarının zilyetliğinde olan taşınmazlar üzerinde yaklaşık 50 yıldır nizasız fasılasız davacıların zilyetliklerini sürdürdüklerini ileri sürerek, davacılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle ayrı ayrı dava açmışlar ve yargılama sırasında davacılar vekili, davacıların dedesine ait T.evvel 1335 ve 70 sıra numaralı tapu kaydını sunmuştur.
Mahkemece, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile asıl dava dosyasında, 14.10.2015 tarihli kroki ve fen bilirkişi ek raporuna göre kırmızı renkte boyalı olan 1 B ile gösterilen 14.837,543 m2 alanlı taşınmazın davacı … adına tesciline; birleşen dava dosyasında (2009/207), yine aynı raporda mavi renk ile boyanan 2 no ile gösterilen 20.554,727 m2 alanlı ve mavi renk ile boyanan 3 D no ile gösterilen 1.346,549 m2 alanlı taşınmazların birleşen davacı … adına tesciline; birleşen bir diğer dava dosyasında (2009/206), aynı raporda yeşil renk ile boyanan 4 F ile gösterilen 18.866,906 m2 alanlı ve yeşil renk ile boyanan F ile gösterilen 3.172,101 m2 alanlı taşınmazların birleşen davacı …’in mirasçıları (…, …, …, …, …) adına veraset ilamındaki hisseleri oranına göre tapuya tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalı … İdaresi ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713’üncü maddesine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman tahdidinin 1940 yılında, aplikasyon ve 2/B uygulama çalışmalarının ise 1992 yılında; arazi kadastrosunun ise 1953 yılında yapıldığı ve dava konusu yerlerin orman olarak tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu yerlerin bir kısmının orman sınırları içinde kaldığı, orman sınırları dışında kalan kısımlar bakımından ise davacılar yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un uyarınca, tescil davası yönünden ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan … Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve çekişmeli taşınmazların bulunduğu İlçe Belediye Başkanlığının davada taraf olarak yer almaları gerektiği gözden kaçırılmış ve böylelikle yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Öte yandan; işin esasına ilişkin olarak, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1940 yılında orman tahdidi yapıldığı halde, bu tahdide ilişkin tahdit tutanakları ve tahdit haritası dosya arasına getirtilmemiş; orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporlarda, orman sınır noktalarının Orman Bölge Müdürlüğün’den alınan koordinatlara göre belirlendiği belirtilmiş olup, bu doğrultuda usulünce tahdit uygulaması yapılmamış; dava konusu yerlerin orman tahdit hattına göre konumları tereddütsüz saptanmadığı gibi, orman tahdidinin 1945 yılından, 4785 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 1940 yılında yapıldığı gözönüne alındığında, alınan bilirkişi raporlarına göre orman sınırları dışında kaldıkları belirtilen kısımların orman sayılan yerlerden olup olmadıklarının tespiti açısından eski tarihli hava fotoğrafı incelemesi de yapılmamış; ayrıca davacılar vekili tarafından sunulan tapu kaydı tedavülleri ile birlikte getirtilerek mahallinde yöntemince uygulanmadığı gibi, bu tapu kaydının revizyon durumu da araştırılmamış; yine çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek komşu parsel uygulaması yapılmamış ve dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yararlanılmadığı gibi, bu hususta ziraatçi bilirkişiden rapor da aldırılmamış ve ayrıca hükme esas alınan fen bilirkişi ek raporu dava konusu yerlerin koordinat noktalarını gösterecek şekilde infaza elverişli şekilde düzenlenmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, davalarını, 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un uyarınca, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin eldeki dava yönünden ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım konumunda bulunan … Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve taşınmazların bulunduğu İlçe Belediye Başkanlığına da yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlamaları hususunda süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan belediyelerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirmeleri halinde delilleri toplanmalı; ayrıca işin esası yönünden; kural olarak, 4785 sayılı Kanun gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp, kesinleşmişse; bir yerin orman olup olmadığının kesinleşmiş tahdit haritasının orman mühendisi aracılığıyla yerine uygulanması yoluyla çözümleneceği, şayet orman tahdidi, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Kanun’a göre 1945 yılından önce yapılmış ve taşınmaz tahdit sınırları dışında kalmakta ise, bu durumda ilgili yerin orman olup olmadığının en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasının incelenmesi suretiyle belirleneceği ve somut olayda, dosya kapsamına göre orman tahdidinin 1940 yılında yapıldığı gözetilerek; orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir orijinal renkli orman tahdit haritası ilgili yerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yapılacak keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Dava konusu yerin alınan bu rapor çerçevesinde orman sınırları dışında olduğunun anlaşılması durumunda, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde, bu defa taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafındaki ve memleket haritasındaki durumunun saptanması gereceğinden, bu doğrultuda Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yapılacak keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Dava konusu taşınmazların orman tahdidi dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması durumunda; T. Evvel 1335 tarih ve 70 sıra numaralı tapu kaydının başkaca taşınmazlara revizyon görüp görmediği de sorularak, tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmaz ya da taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile; taşınmazlara komşu bulunan tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve uygulanan kayıtlar, ayrıca Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 2009 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya ikmal edildikten sonra taşınmazlar başında elverdiğince yaşlı, tarafsız, taşınmazı iyi bilen kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılma ve bu keşif sırasında tapu kaydındaki sınırlar tek tek okunarak varsa revizyon gördüğü parseller de dikkate alınmak suretiyle zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlar fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, tapu kaydında bilinmeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, tapu kayıtlarının haritasının bulunması halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince haritası ile zemine uygulanarak kapsamı belirlenmeli böylece tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; taşınmaz bölümlerinin dayanılan kayıt kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde yerel bilirkişiler ve tanıklardan, çekişme konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kimin ne zamandan beri hangi suretle zilyet olduğu hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı; fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve tapu kaydının uygulamasını gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat bilirkişisi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, zilyetlikle edinilebilecek kültür arazisi olup olmadığını açıklayan, taşınmazların toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısını mukayese eden, taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar-ihyaya konu edilmişse, imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden de yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; ayrıca 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, eldeki dava TMK’nin 713.maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tesciline yönelik olmasına rağmen Mahkemece TMK’nin “712.maddesi” uyarınca tescil hükmü kurulması ve fazlaya ilişkin taleplerin reddedilmesi nedeniyle her bir davanın davacısı aleyhine belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, birleşen davalar yönünden de vekalet ücretinin asıl dava davacısı …’den tahsili yönünde hüküm kurulması ve ayrıca hükümde atıf yapılan 14.10.2015 tarihli fen bilirkişi ek raporunda 4 rakamı ile numaralandırılan taşınmazın (F) harfiyle işaretlendirilen kısmının yüzölçümünün 18.866,906 m2 olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, sanki bilirkişi tarafından (4F) ve (F) diye ayrım yapılmış gibi, (4F) ile gösterilen kısmın 18.886,906 m2, (F) ile gösterilen kısmın ise 3.172,101 m2 olduğu değerlendirilerek ayrı ayrı hüküm kurulması suretiyle atıf yapılan rapor ve kroki ile hüküm arasında çelişki yaratılması de usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı … İdaresi ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.