Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9083 E. 2022/10596 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9083
KARAR NO : 2022/10596
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : 10 Yıl İçinde Açılan Orman Kadastrosuna İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
Davacı vekili, müvekkiline ait 100 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 19.11.2007 tarihinde ilan edilen orman sınırlaması sonucu orman sınırları içerisine alındığını belirterek, bu uygulamanın iptal edilmesi ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre genel mahkemede 10 yıllık sürede açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulama çalışmaları bitirilerek 19.11.2007 tarihinde askı yoluyla ilan edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza ilişkin 14.03.1983 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağı, taşınmazın vergi kaydına istinaden … … vereseleri adına tespitinin uygun olacağı kanaati ile Komisyona sunulmuş ve Komisyonca 26.11.1984 tarihinde dava konusu 100 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile 8.000 m2 yüzölçümünde tamamı … … oğlu… …, oğlu …, kızı …, kızı … adlarına verasette iştirak olarak tesciline dair verilen karara Osman … ve Sinekli Orman Bölge Şefliği tarafından itiraz edilmiş ve Ek Komisyon kararı ile bahsi geçen itirazların reddine dava konusu 100 ada 37 parsele ilişkin 26.11.1984 tarihli Komisyon kararının mülkiyet yönünden iptaline ve söz konusu parselin 766 sayılı Kanun’un 33. maddesinin 1. bendi gereğince senetsizden Hazine adına tesciline, parselin kısmen Osman …’ın fuzuli zilyedinde olduğuna yönelik beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiştir. Bu karar sonrasında dava konusu 100 ada 37 parselin 1987/47 Esas, 1987/79 Karar sayılı ilamla ek Komisyon kararının iptali ile dava konusu 100 ada 37 parsel sayılı taşınmazın Osman … adına tapuya tesciline karar verilmiş ve derecattan geçerek kesinleşmiş, tapu kaydı böylelikle hükmen oluşmuştur.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, 6831 sayılı Kanun’un 2/A veya 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde şerh olduğu görülmüştür.
Yukarıda ifade edildiği üzere dava konusu 100 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının hükmen oluştuğu ve tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanun’un 2/A veya 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirtildiği ancak Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın 2/A veya 2/B ile orman sınırları dışına çıkarıldığının belirtildiği ancak dosya kapsamında bulunan orman tahdit haritasında taşınmazın orman sınırları içerisinde görüldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazın tapu kaydının oluşumuna esas dava dosyasının getirilmesi, verilen kararın eldeki dosya açısından kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının tartışılması ve ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro çalışması, 2/B uygulaması ve aplikasyon çalışmasına ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi, arazi kadastrosuna ait kadastro paftası ve orman tahdit haritasının çakıştırılması ve keşfi izlemeye imkan verecek şekilde, her birinin ayrı ayrı renklerle gösterildiği uygulamaya dayalı krokili rapor alınarak dava konusu taşınmazın orman kadastro çalışmalarındaki durumunun net olarak ortaya konulması ve aynı zamanda komşu parsel tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip, bu parseller hakkında benzer mahiyette görülmüş veya görülmekte olan dava bulunup bulunmadığının araştırılması ve varsa bu dava dosyalarından da yararlanılması gerekir.
Öte yandan; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma, taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleme noktasında yeterli değildir. Şöyle ki; 28.05.2013 tarihinde yapılan keşif sonrası orman bilirkişileri tarafından düzenlenen 10.07.2013 tarihli raporda nizalı parselin doğusu, batısı ve güneyinden orman parseline komşu olup, güneyinde bulunan orman parseli ile arasında doğal sınır olarak dere yatağı bulunduğu, parselin kuzeyinin tarım arazisi olduğu, taşınmazın üzerinde … dip kökleri ile yeni sürgünleri bulunduğu, toprağın işlenmemiş olduğu, dava konusu taşınmazın yaklaşık %15 eğim düzeyinde olduğunun gözlemlendiği, orman muhafaza karakteri taşıdığı, toprağının az kumlu, killi-tınlı yapıda orta taşlı, içerisinde humus kalıntıları taşıyan orman toprağı karakterinde olduğu, keşifte taşınmazın kuzey bölümünde boylu ve kısmen genç … bireylerinden oluşan ağaç topluluğu gözlemlendiği, taşınmazın güney kısmının Domuzdere Devlet Ormanı olduğu, parselin geneli değerlendirildiğinde davalı parselin Devlet Ormanı ile bütünlük arz ettiğinin gözlemlendiği, 59 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan ve 19.11.2007 tarihinde askı yoluyla ilan edilen orman tahdit çalışması ve 2/B uygulama çalışmasında dava konusu 100 ada 37 parselin Domuzdere Devlet Ormanı sınırları içinde tescillenerek orman sayılan yerler arasında gösterildiğinin ifade ediliği ve sonuç kısmında dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun düşünüldüğü ancak kesin kanaate varılabilmesi için eski belgelerin incelenmesi gerektiği ve dosya kapsamında hava fotoğrafı olmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Akabinde aynı orman bilirkişi kurulu tarafından 14.07.2014 tarihli ek rapor düzenlenmiş ve bu ek raporda herhangi bir çakıştırma yapılmadan ve stereoskopla incelendiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadan doğrudan 1956 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın üzerinde yer yer ağaç görülen orman toprağı vasfında olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere alınan rapor dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığını belirlemekten uzaktır. Sadece 1956 tarihli hava fotoğrafının incelenmesi ve Net-cad veya benzeri bir programla çakıştırma yapılmaması, hava fotoğrafının stereoskopla incelenip incelenmediğinin anlaşılamaması sebebiyle dosya kapsamı taşınmazın gerçek durumunu ortaya koymaktan uzak ve yetersizdir. Yetersiz rapor ve incelemeye göre hüküm kurulamaz.
Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.