Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9108 E. 2022/9413 K. 24.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9108
KARAR NO : 2022/9413
KARAR TARİHİ : 24.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … İdaresi vekili, ilk tesis kadastrosunda Giresun İli Tirebolu İlçesi … Köyü 795 parsel olarak tespit edilen taşınmazın, ifraz sonucunda 1117 parsel numarası alan ve yenileme çalışmalarında ise 111 ada 38 parsel sayılı taşınmaz olarak tespit edilen taşınmazın orman sayılın yerlerden olduğu iddiasıyla, tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalı … vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk verilen kararda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle “kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, orman kadastro evrakları getirtilerek yapılan keşifte uygulanmadığı, orman bilirkişilerce sunulan raporlarda çekişmeli taşınmaz üzerinde eylemli olarak orman ağaçları olduğu ve çekişmeli taşınmazın 1959 yılı memleket haritasında çalılık ve fidanlık simgeli yeşil alanda olduğu açıklandığı halde raporların sonuç kısmında, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmesi sonucunda raporlarda çelişki oluştuğu, ancak mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verildiği; Dairenin iade kararı üzerine alınan teknik bilirkişi raporlarında ise çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kaldığının bildirildiği; bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve bilirkişinin yetersiz ve çelişkili raporları ile hüküm kurulamayacağı belirtilerek; Mahkemece taşınmazın konumunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceğinin düşünülmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği” hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazın orman sayılmayan yerden olduğundan bahisle yeniden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiş olup eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Şöyle ki; Mahkemece 28.09.2018 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu 111 ada 38 parsel üzerinde fundalık çalılık vasfında üzerinde bozuk orman statüsünde yapraklı yakacak odun sınıfından …, kestane, orman gülü, kızılağaç bulunduğu, eğimin %10-35 arasında olduğu, yine fen ve orman bilirkişilerinin ortak raporunda 111 ada 38 parselin kuzeybatı yönünde parsel sınırına yakın kısımları üzerinde genç kestane, çalı formunda …, 5-10 yaşlarında kızılağaç, münferit halde akçaağaçlar ile birlikte ormangülleri ve eğreltiler bulunduğu, taşınmazın tüm özellikleriyle aynı 37 parsel içerisinde kaldığı, orman bütünlüğü içerisinde kalmadığı, dava konusu alanın 1959 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu 37 parselin fidanlık ve çalılık alanları simgeleyen işaretin bulunduğu yeşile boyalı alan içerisinde kaldığı, dava konusu alanların 1955 yılı hava fotoğrafı incelendiğinde parselin bir bölümünün açıklık alan olarak göründüğü, bir bölümünün genç ağaç ve fidanlar olarak göründüğü ve memleket haritasında fidanlık ve çalılık olarak gözterilen yerlerin fındık plantasyonları ve münferit genç ağaçcıklar olabileceği kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu 1986 tarihinde yapılan orman tahdit çalışmalarında orman tahdit haritasında kadim sınırların dikkate tam olarak alınmadığı, bunun yerine mevcut parsellerin sınırlarının gözetildiği, söz konusu tarihlerde koordinatlandırma sisteminin hassas olarak yapılmadığı gözetildiğinde orman tahdit çalışmalarının eksik yapıldığı belirtilerek orman sınırlarının belirlenmesinde eski tarihli hava fotoğraflarının esas alınması gerektiği, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırı içerisinde kalmasına rağmen orman tahdit haritasının kadim sınırlara dayandırılmaması nedeniyle taşınmazın 3116 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1937 yılında orman sayılmayan yerlerden olduğu, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlarla ilgisinin olmadığı ve 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmişse de, ziraat bilirkişi raporuyla orman ve fen bilirkişilerinin hazırladığı raporlar arasında çelişki bulunmaktadır.
Kaldı ki, Orman İdaresi tarafından açılan dava orman tahdit hattının iptaline ilişkin olmayıp aksine taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından bahisle açılmış tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olduğuna göre bilirkişilerce orman tahdit haritasının kadim sınırlara dayandırılmadığı yönünde yapılan değerlendirme de doğru görülmemiştir.
O halde Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/1378 Esas, 2016/3625 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen bozma sebepleri yönünden araştırma inceleme yapılarak taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalması halinde davanın kabulüne, dışarısında kalması halinde ise reddine karar verilmesi gerekmekte olup yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.