YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9133
KARAR NO : 2022/10347
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili… ilçesi ….., Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 1 parsel sayılı 20.581.271,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle, Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı …, kendisine ait taşınmazın, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilen 101 ada 1 parsel içerisinde taşınmazı kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile bu bölümün kendi adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kabulü ile 101 ada 1 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 12.620,56 m2’lik kısmına ilişkin kadastro tespitinin iptali ile bu kısmın davacı … adına fındık bahçesi vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline ilişkin hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi’nin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2014 tarih ve 2014/5870 Esas, 2014/7760 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırı olduğu, dava dışı …’ın aynı parsel hakkında açtığı davanın Kadastro Mahkemesinin 2011/17 Esas sayılı dosyasında halen derdest olup, aynı gün Dairede temyiz incelemesinin olduğunun anlaşıldığı, kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması, çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesinin ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulmasının usûl hükmü gereği olduğu açıklanarak, aynı parselin dava konusu olduğu dava dosyalarının HMK’nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, davacı adına tesciline karar verilen çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü açısından davacı taraf herhangi bir kayıt ya da belgeye dayanmaksızın salt zilyetlik iddiasına dayandığı halde, taşınmazın dört tarafının da 101 ada 1 sayılı orman parseli ile çevrili olduğu hususu gözönünde bulundurularak 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık konumunda bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmamış olmasının ve taşınmazın (A) harfi dışında kalan bölümü yönünden sicil oluşturulmamış olmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Yargıtay bozma ilamında belirtilen Kadastro Mahkemesinin 2011/17 Esas sayılı dosyasında ise, davacı …, 03.03.2011 tarihli dilekçesiyle, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde bırakılan yaklaşık on dönümlük yerin kadimden beri murislerinin zilyetliğinde olduğunu, kendisine dedelerinden intikal ettiğini, kadastro tespitinin hatalı yapıldığını ileri sürerek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile dava konusu parselin dava konusu ettiği bölümün kendi adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış olup, Mahkemece, verilen iki haftalık kesin süre içinde davacının gerekli olan gider avansını yatırmadığı gerekçesi ile davanın usûlden reddine karar verilmiş, hükmün, davalı Hazine vekili tarafından vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2014 tarih ve 2014/5871-7756 Esas Karar sayılı ilamıyla; “Verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, dava dışı …’ın aynı parsel hakkında açtığı davanın Kadastro Mahkemesinin 2011/16 Esas sayılı dosyasında halen derdest olup aynı gün Dairede temyiz incelemesinin olduğunun anlaşıldığı, kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması, çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesinin ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulmasının usûl hükmü gereği olduğu açıklanarak, aynı parselin dava konusu olduğu dava dosyalarının HMK’nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, dava reddedildiği halde taşınmaz hakkında sicil oluşturulmamış olmasının ve davalı Hazine vekili yararına 3402 sayılı Kanun’un 31/son maddesi gereğince vekâlet ücreti takdir edilmemiş olmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamları doğrultusunda davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama neticesinde verilen, fen bilirkişisinin hazırladığı ekli krokide (A) harfi ile gösterilen dava konusu 101 ada 1 nolu parsel içerisinde yer alan 12.620.56 m²’lik kısma ilişkin açılan davanın reddine, taşınmazın orman vasfı ile kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 2015/4 esas sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddine, a) Fen bilirkişisinin hazırladığı ekli krokide 101 ada 1 nolu parsel içerisinde yer (B) harfi ile gösterilen alan 3.561.86 m2’lik alana ilişkin açılan davanın kabulüne, bu kısma ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla Halil Yılmaz mirasçıları adına dosya içerisinde bulunan veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, (C) harfi ile gösterilen 113.815,77 m2’lik kısma ilişkin açılan davanın reddine, taşınmazın orman vasfı ile kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 3561.86 m² dışında kalan Çifteköprü köyü 101 ada 1 nolu orman parselinin kadastro tutanağının yüzölçümü kısmı 2.057.7709.93 m² olacak şekilde düzeltilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki hüküm, davacılar … ve … ile davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarih ve 2016/4219 Esas, 2017/9521 Karar sayılı ilamıyla; ” davalı Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazları yönünden, davacı … tarafından açılan davada Kadastro Mahkemesince “verilen kesin süre içinde davacının gerekli gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine” ilişkin verilen ilk kararın, davacı tarafından temyiz edilmediği, sadece davalı Hazine tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edildiği ve Yargıtayca bu kararın, aynı parseller hakkında kadastro mahkemesinde açılan davaların birleştirilmesi gereğine değinilerek bozulduğu, karar davacı tarafından temyiz edilmediğinden onun aleyhine kesinleşmiş olduğu, başka bir deyişle, davalı Hazine ve Orman İdaresi lehine usulü kazanılmış hakkın söz konusu olduğu açıklanarak, Mahkemece, davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın tamamının yukarıda açıklanan olgular göz önünde bulundurulmak suretiyle, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, usulü kazanılmış hak ihlali olacak şekilde (B) harfli bölümü ile ilgili olarak davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş olmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 35.90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 44.80 TL’nin temyiz eden İshak Yılmazdan alınmasına, 19.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.