YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9160
KARAR NO : 2022/8552
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine temsilcisi ile davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
…..,ili ….., ilçesi ….., Köyü çalışma alanında 2015 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 5. maddesine göre yapılan çalışmada, Yolçalı Mevkii 105 ada 1 parsel sayılı 5.088.582,60 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … Kocaman, 28.09.2015 havale tarihli dava dilekçesiyle, 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazda sınırlarını bildirdiği kısmın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın sunacağı veraset ilamına göre tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında müdahil …, nizalı taşınmazın kendisine ait olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.
Davacılar …, …, …, … ve … ise birleştirilen 2015/8 Esas sayılı dava dosyasında, 28.08.2015 havale tarihli dava dilekçesi ve sonradan verdiği dilekçelerinde, Sinop ili Boyabat ilçesi … Köyü Yolçalı mevkii 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile sınırlarını bildirdikleri kısmının payları nispetinde adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece verilen, asıl davada davacı … …yönünden davanın reddine, asli müdahil …yönünden ise davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne ve kısmen ilişkin önceki hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/10724 Esas, 2018/7172 Karar sayılı ilamıyla; “sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacılar …, …, …, … ve … adına tesciline karar verilen kısmın 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesine göre orman içi açıklık vasfında olup olmadığı araştırılmaksızın ve kabule göre de, eldeki davanın 105 ada 1 sayılı parsele ilişkin olarak askı ilan süresinde açılan kadastro tespitine itiraz davası olup, asıl ve birleşen dosyalarda dava konusu 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olarak tespit edildiği, kabulüne karar verilen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 5.074,46 m2’lik kısım dışında kalan yerlerle ilgili tespit gibi tescil ve tamamı hakkında sicil oluşturulması gerektiği açıklanarak, taşınmazın bir kısmı hakkında sicil oluşturulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun’la değişik 3402 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre genel kadastro çalışmaları ile birlikte orman kadastro çalışmaları da yapılarak 28.08.2015 tarihinde askıya çıkarılmıştır.
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/10724 Esas ve 2018/7172 Karar sayılı bozma ilamına uyulmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, asıl davaya ilişkin temyiz itirazları ret edildikten sonra, birleşen davaya ilişkin olarak, “Mahkemece, birleşen 2015/8 Esas sayılı dosyada davacılar adına tesciline karar verilen 13.05.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.689,04 m²’lik kısmın, 6831 sayılı Kanun’un 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, orman içi açıklık niteliğinde ise bu tür yerlerin 20.11.2012 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 16. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğundan, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanımının mümkün olmadığının gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” işaret edildiği halde, bozma sonrası yapılan yargılamada dosyaya sunulan 21.2.2019 tarihli bilirkişi raporunda, bozma ilamında belirtilen ve B harfi ile gösterilen alanın üç tarafının açıklık olduğu, bitişiğinde ve yakınında tarım arazileri ve iskan sahalarının bulunduğu, eskiden beri kullanılan ulaşım yollarının mevcut olduğu, dolayısıyla orman içi açıklık olmadığı belirtilmesine rağmen, bu hususların hiçbiri raporda gösterilmediğinden raporun denetime elverişli olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, birleşen 2015/8 Esas sayılı dosyada davacılar adına tesciline karar verilen 13.05.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.689,04 m²’lik kısmın, 6831 sayılı Kanun’un 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda araştırma yapılarak, taşınmazın konumunun orman kadastro haritası, memleket haritaları, kadastro paftası ve hava fotoğrafları üzerinde ve ayrıca büyük paftada geniş alanlı olarak gösterildiği rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine temsilcisi ile Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.