YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9326
KARAR NO : 2022/10343
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 183 ada 2 parsel sayılı 506.049,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yaylak niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı … ve arkadaşları vekili, kök kaydı Eylül 1929 tarih 18 numaralı tapu kaydı olan 3360/39200 paya ait Eylül 1975 tarih 16 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak, kadastro çalışmaları neticesinde … Merkez … Yatsıpınar mevkiinde kain, sınırları şarken: … gediği ve çukurhisar, garben: cebel, Şimalen: dökmetaş ve cenuben: bayırlık koyontaşı olan, 198 cilt 16 sıra numarasında kayıtlı 45 dönüm taşınmazın ırsen intikal nedeni ile müvekkilleri olan davacılar adına tespit edilmesi gerekirken, Hazine adına mera olarak tespit edildiğini, davacıların kadastro müdürlüğüne itirazen yaptıkları 23.08.2011 tarihli başvurunun, tapunun kapsadığı alanın eski tapulama alanında kaldığından bahisşle reddedildiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında müdahiller …, … ve …, tapu kaydında kendilerinin de pay sahibi oldukları iddiasıyla davaya katılmışlardır.
Mahkemece verilen, davacıların ve müdahillerin davasının kabulüne, çekişmeli 183 ada 2 parselin kadastro tespitinin iptali ile 23.09.2013 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfiyle işaretli 45.950,00 m²’lik bölümün tamamı 26.078.976.000 hisse kabul edilmek suretiyle 987.949.800 hissesinin Hazine adına, 25.091.026.200 hissesinin kararda gösterilen oranda tapu malikleri ve mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) harfiyle işaretli 460.099,03 m²’lik bölümünün aynı ada ve parsel numarasıyla düzeltilmiş haliyle tapuya tesciline ilişkin önceki hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/308 Esas, 2018/1238 Karar sayılı ilamıyla ” 6360 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince … Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile … ilçe Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu … ili Merkez … Köyü 183 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişinin 23.09.2013 havale tarihli raporunda B harfi ile gösterilen 45.950,00 m2’lik kısma yönelik davanın kabulü ile 23.09.2013 havale tarihli raporunda B harfi ile gösterilen 45.950,00 m2’lik kısmın aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ve müdahil gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığı, davacıların ve asli müdahillerin dayandığı, kök kaydı Eylül 1929 tarih 18 numaralı tapu kaydı olan sıra no:16, Eylül 1975 tarihli tapu kaydının taşınmaza uyduğu, ancak bu tapu kaydının gayri sabit sınırlar ihtiva etmesi nedeniyle miktarıyla geçerli olduğu, miktar fazlası kısmın davacılar tarafından dava tarihinden sonra kullanılmaya başlandığı ve lehlerine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, tapu kayıt uygulamasının yöntemine uygun şekilde yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, kadastro sırasında revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri ve revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları dosya arasına eksiksiz olarak getirtilmemiş, mahallinde yapılan keşifte tapu kaydında okunan sınırlar yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup zeminde gösterilmeleri istenilerek bu sınırların zeminde mevcut olup olmadığı tam olarak belirlenmemiş, komşu parsellerin tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin uygulanması suretiyle dava konusu taşınmaz yönünü ne şekilde okudukları tespit edilmemiş ve böylelikle mahalli bilirkişilerin komşu taşınmazlar hakkında söyledikleri bilgiler dava konusu taşınmaz için de söylenmiş gibi değerlendirilerek dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı ve kapsamının ne olduğu tereddütsüz olarak olarak belirlenmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonucu varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacı tarafın dayandığı (kök kaydı Eylül 1929 tarih 18 numaralı tapu kaydı olan) sıra no:16, Eylül 1975 tarihli tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri ve revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmeli; bundan sonra, mahallinde, yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacının dayandığı tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirleneceği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; varsa ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının, kök tapu kaydının içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, davacının dayandığı tapu kaydının kök kaydı uygulanarak kök tapu kaydı ve sonrasında tüm ifraz tapu kayıtları okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları uygulanarak dava konusu taşınmaz yönünü ne şekilde okudukları tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulaması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları denetlenmeli; çekişmeli taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız olarak tespit edilmeli; teknik bilirkişiden, tapu kayıtlarının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğunun belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kayıtlarının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamlarının kesin olarak gösterildiği, keşfi izlemeye ve denetlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.