YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9560
KARAR NO : 2022/174
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… ili … ilçesinde yapılan kadastro sonucu, … Köyü çalışma alanında bulunan … Mevkii 113 ada 128 parsel sayılı 11.004,29 m² yüzölçümündeki taşınmaz ile … Mevii 125 ada 27 parsel sayılı 2.095,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı … vekili, … Köyü … Mevkii 113 ada 128 ve … Mevkii 125 ada 27 parsel sayılı taşınmazların 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarından çok önce 2000 yılında vefat eden muris …’den taksim sonucu davacıya kaldığını, muras …’ye de 1987 yılında vefat eden babası …’den kaldığını, davacının dedesinin de taşınmazı uzunca yıllar kullandığını, davacının yıllardır İstanbulda yaşaması nedeniyle taşınmazla ilgilenemediğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kabulüne, … ili … ilçesi … Köyü 113 ada 128 ve 125 ada 27 nolu parsellerin tapu kaydındaki Maliye Hazinesi adına olan tescillerinin iptali ile Hami oğlu … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, yerel bilirkişi, tanık ve uzman bilirkişi raporlarına göre 3402 sayılı Kanunun 14 ve Türk Medeni Kanunu’nun 913 vd maddeleri gereğince tarif edilen zilyetlikle taşınmaz mal edinimi hükümleri gereğince davacının davasının kabulü ile adına tesciline karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Mahallinde 16.10.2015 tarihinde fen, ziraat ve orman bilirkişileriyle yapılan keşif sonrasında alınan fen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların paftayla uyumlu olduğu belirtilerek dava konusu taşınmazlardan 125 ada 27 parselin komşu 25 parsel sayılı bağ ve tarla vasfındaki taşınmazla bir bütün halinde kullanıldığı tespit edilmiş; ziraat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazların her ikisinin de 3. sınıf kıraç tarım arazisi olduğu, mera, yaylak, kışlak, orman gibi devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olmadığı, açma ve genişleme de yapılmadığı, komşu tarım arazileriyle aynı olduğu belirtilmiş; orman bilirkişisi raporunda ise, 113 ada 128 parsel için rapor hazırlamış olup memleket ve amenajman haritalarında yapılan incelemelere göre taşınmazın ormanlık alan dışında olduğu, çalı vasfında dahi bitki olmadığı, dikenli – otsu bitkilerin olduğu, orman toprağı bulunmadığı, 50 – 60 m ilerisinde 40 – 50 yaşlarında meşe ağaçlarının bulunduğu ve orman sayılan yerlerden olmadığı yönünde tespitlere yer verilmiş ise de, yapılan araştırma incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dava konusu 113 ada 128 parsel, kadastro tespiti yoluyla ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edilmiş olup taşınmazın sınırında 113 ada 45 sayılı orman parseli bulunmaktadır. Mahkemece alınan orman bilirkişi raporunda sadece memleket ve amenajman haritalarından yararlanıldığı belirtilmiş olup hava fotoğrafarından yararlanılmadığı gibi, hangi yıla ait haritalardan yararlanıldığı dahi raporda açıklanmamıştır. Ayrıca, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdit ve kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı hususu ilgili yerlerden sorulmamış bu konuda orman bilirkişisinin raporunda belirtilen bilgi ile yetinilmiştir.
Öte yandan; dava konusu 125 ada 27 parsel, kadastro yoluyla ham toprak vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup taşınmazın sınırında 125 ada 70 mera parseli bulunmaktadır. Keşif sonrası düzenlenen ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın mera ile ilgisinin olmadığı belirtilmiş ise de neye dayanılarak bu kanıya varıldığı bilirkişi raporundan net olarak anlaşılamamaktadır. Ayrıca, bu parsel yönünden yöntemine uygun mera araştırması yapılmamış, yörede mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili kurumlardan sorulup, mera tahsisi yapılmış ise buna ilişkin bilgi belge getirtilip, taşınmazın tahsisli mera olup olmadığı belirlenmemiş, taşınmazların kadim mera niteliğinde olup olmadıkları yönünden mahalli bilirkişi dinlenilmemiş, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış, dosyaya sunulan, taşınmazın evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını açıklamaktan uzak, son derece yetersiz bilirkişi raporlarıyla yetinilmiş, ziraatçi bilirkişi raporunda sadece taşınmazın diğer komşu parsellerle aynı nitelikte olduğunun belirtilmesiyle yetinilmesine ve taşınmazın sözü edilen mera parselinin devamı niteliğinde olup olmadığı yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasına rağmen bu rapor esas alınarak hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, dava konusu 113 ada 128 parsel yönünden, taşınmazın bulunduğu yörede yapılmış ise orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirilmeli, yine yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden celp edilmeli; dava konusu 125 ada 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, bu taşınmazı kapsayacak şekilde mera tahsisi bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorulup varsa tahsis kararı ve krokisi getirtilip dosyaya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi, 3 ziraat mühendisi, 1 fen elemanı ve 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı yada harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte 113 ada 128 parsel yönünden, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı tespit edilerek çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (… veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Dava konusu 125 ada 27 parsel yönünden ise, dava konusu taşınmaz ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı belirlenmeli, taşınmazın kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı; dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilmeli; hava ve uydu fotoğrafları üzerinde bilirkişilere bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleketi haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi ve hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle) inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın tarım arazisi olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve hava ve uydu fotoğraflarının çekildiği tarihlerde çekişmeli taşınmaz bölümü ile mera parseli arasındaki ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirlenilmesine çalışılmalı; çekişmeli taşınmaz bölümünün öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, dava konusu 113 ada 128 parselin orman, 125 ada 27 parselin ise mera olmadığının belirlenmesi halinde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı ve bu kapsamda; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 11.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.