Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/1199 E. 2022/9814 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1199
KARAR NO : 2022/9814
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili …ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 156 ada 2 parsel sayılı 1.773,36 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla vasfıyla, davalı adına tespit edilmiştir.
İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili, taşınmazın kadastro tespit işleminin yanlış olduğunu ve davalı lehine zilyetlik yoluyla iktisap şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 156 ada 2 ve 127 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildikten sonra, 07.10.2020 tarihli tahsis kararıyla hükmün “davaya konu … İli …İlçesi … Köyü 156 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline,” şeklinde tashihine karar verilmiş, davacı Hazine tarafından hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman yasaları çerçevesinde yapılan incelemede orman sayılan yerlerden olmadığının anlaşıldığı ve yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu yerin davalı ve miras bırakanı tarafından kullanılageldiği, 1951-1976-1984-2002 tarihli hava fotoğraflarında imar-ihyanın olduğu, ekili- dikili alanlara rastlanıldığı ve parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanılan bir yer olduğu, Kadastro Kanunu 14. Maddesi uyarınca öngörülen zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bilirkişi raporları denetlenmemiş, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmemiş ve eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Şöyle ki; mahallinde 23.06.2020 tarihinde yapılan keşif sonrası oman ve jeodezi mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın ekili sürülü olmadığı, içinde taş öbeklerinin bulunmakta olup, birkaç badem ağacı ve … öbekleriyle kaplı olduğu belirtildiği halde, ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporunda, taşınmazın sadece sınırlarında taş yığınlarının bulunduğu ve sınırında 45-60 yaşlarında 1 armut ve 1 kayısı ağacının mevcut olduğu belirtilmiş olup, raporun ekindeki uydu fotoğraflarının incelenmesinde de taşınmazda bulunan ağaç sayısının ikiden daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum karşısında, bilirkişi raporlarının gerçeğe uygun düzenlenip düzenlenmediği ve taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, 1 orman mühendisi, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 1 fen elamanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, kamu orta malı mera yada orman vasfı taşıyıp taşımadığı, mera ve orman parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, çekişmeli taşınmazın kullanım biçimini, zilyetlik süresini, toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini, üzerinde bulunan ağaçların sayısını, cinsini ve taşınmaz üzerindeki dağılımlarını açıklayıp, tarımsal niteliklerini belirten, kamu orta malı mera vasfında olup olmadığını ortaya koyan, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeleyen, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; orman ve jeodezi mühendisi bilirkişilerinden, keşifte uygulanan hava fotoğrafları üzerinde stereskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliğinin ne olduğu, ne şekilde kullanıldığı, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığı hususlarında, üzerindeki ağaçların sayısını ve cinsini belirtir şekilde, bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor düzenlemeleri istenilmeli; mahkeme hakiminin, taşınmazın niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı ve böylelikle çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tarih itibariyle davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak saptanmalı; bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.