Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/1617 E. 2023/2358 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1617
KARAR NO : 2023/2358
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/752 E., 2021/1193 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/11 E., 2020/75 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında; Sivas ili, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davalılar … ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 49 parsel sayılı 26.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 122 ada 14 parsel numarasıyla ve 29.371,53 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2.İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından red edilen davacı … vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosunun hatalı yapıldığını ve davalılara ait taşınmazların yüzölçümlerinin arttığını, artan miktarın taşınmaza komşu tescil harici alandan kaynaklandığını, uygulama kadastrosu sırasında yapılan hataların giderilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fen bilirkişisinin (A) harfi ile gösterdiği talebe konu alan kullanılmıyor ise de bu alanın tesis kadastrosu sırasında 122 ada 14 parselde davalılar adına tapuya kaydedilip haritaya bağlandığını, (A) harfi ile gösterilen alanın artık 22-a uygulaması ile 122 ada 14 parselden ayrılmasının mülkiyet hakkının ihlali olacağını, uygulama kadastrosunda 122 ada 14 parselin tesis kadasrosuyla kesinleşmiş mülkiyet sınırları aynen aktarıldığını, sınırların tesis kadastro paftasına göre aynen alındığını, tescil harici alanlar ile olan sınırlarının paftaya göre aynen alındığını ve usul ve yasaya uygun uygulama kadastrosunun yapıldığını, taşınmazdaki miktar farkının teknolojik gelişim, fotogometrik pafta ile yapılan tesis kadastrosunda en az yüzde onluk bir hata payı olması ve taşınmazın sabit sınırlarının kıvrımlarının ölçülmemesinden kaynaklandığını, davalılara ait taşınmazın Hazineye ait taşınmazlardan herhangi bir ihlalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahallinde yapılan keşifte tespit ve mahalli bilirkişiler tarafından Hazine ile olan sınırı tam bilemediklerinin beyan edildiğini, bu bağlamda dosyanın salt büro incelemesi ile neticelendirilemeyeceğini, en azından sınırlar konusunda gerekli araştırmanın yapılabilmesi için mahalli ve tespit bilirkişileri tarafından yöreyi bilen yaşlı ve tarafsız bilirkişiler marifetiyle keşif yapılması gerektiğini, teknik bilirkişi raporunda da tescil harici alanla ilgili olarak yapılan değerlendirmede sınırların tam olarak belli olmadığının vurgulandığını, yine dava konusu fazlalığın sadece kullanılmayan alandan ve hesap hatasından kaynaklandığı konusunda rapor tanzim edildiğini, yüksek yargı kararlarında özellikle belirtildiği şekliyle tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı konusunda yeterli ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, yine A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün niteliği, önceki durumu konularında da açıklayıcı bir biçimde değerlendirme yapılmadığını, mahkeme tarafından tesis kadastrosu pafta sınırları ile güncelleme kadastro pafta sınırının aynı kroki üzerinde gösterilmemesi nedeniyle gerekli çakıştırmaları tedavül kayıtları da dahi olmak üzere analiz yapabilme ihtimali bulunmadığını, konuya ilişkin ek rapor taleplerinin ise yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, tescil harici alanda meydana gelen azalmanın tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “yenileme tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir, ayrıntılı rapor ve haritalar alınması konusunda gerekli incelemeler yapılmadığını, ziraat bilirkişisi tarafından denetime elverişli bir biçimde rapor hazırlanmadığını, özellikle dava konusu taşınmaz bölümlerinden krokisinde A harfi ile gösterilen taşınmazla ilgili olarak taşınmazın özel mülkiyete konu edilip edilemeyeceği konusunda yeterli analiz yapılmadığını, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak hata paylarının noktasal olarak verilmediğini, taşınmazların tamamı hakkında tedavül kayıtları konusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilen hususların isabetli olduğunu, alınan raporların da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.