YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2023
KARAR NO : 2022/9817
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında; … ili, ….,ilçesi, ….., Köyü çalışma alanında bulunan 128 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 1253,30 metrekare, 129 ada 17 parsel sayılı taşınmaz 2610,91 metrekare,129 ada 19 parsel sayılı taşınmaz 621,65 metrekare, 129 ada 39 parsel sayılı taşınmaz 2468,95 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar, 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, 128 ada 2 parsel bağ vasfıyla, diğer taşınmazlar tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiş, Hazine tarafından kadastro komisyonuna yapılan itirazlar reddedilmiş, taşınmazların davalı adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili, dava dilekçesi ile taşınmazların kadastro tespit işleminin yanlış olduğunu ve davalılar lehine zilyetlik şartları oluşmadığını ileri sürerek hatalı kadastro tespitinin iptalini ve taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın temyize konu parseller açısından reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince Hazinenin istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz üzerinde 1951-1971-1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre imar-ihyanın bulunduğu, ekili dikili alanlara rastlanıldığı, parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, davalılar tarafından sahiplenme kastıyla tasarrufunda ve zilyetliğinde bulundurulduğu ve zilyetliğe ara vermeden tarımsal amaçlı olarak devam ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece, taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 2 tespit ve bir mahalli bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını; yerel bilirkişi … Şahin, davalılara taşınmazların dedelerinden kaldığını, sebze ekmek suretiyle kullanıldığını, yaklaşık 25 yıldır boş halde durduğunu, davalıların kendi aralarında yaşadıkları tartışmalar nedeni ile 30 yıl önce kendi iradeleriyle taşınmazı boş bırakıp gittiklerini, 50 yıl evvel kendilerine kiraya verdiklerini 10 yıl kullandıklarını ama daha sonra kullanmadıklarını beyan etmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı ve taşınmazda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyet ve tasarrufun başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu, bu kullanımın uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından verilen raporda, taşınmazların ekili – sürülü olmadığı, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmiş olup, ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazların uzun yıllardır ekilmediği net olarak gözlemlenmektedir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tarafından da, taşınmazların ekilip biçilmediği ve boş olarak durduğunun açıkça ifade edilmesi karşısında, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımının iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan; temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyasıyla aynı gün veya yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarının incelenmesinde, bu davanın konusu olan taşınmazın bulunduğu … Köyündeki başkaca taşınmazlar hakkında davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda dava açıldığı, bu davaların yargılaması sırasında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu ve bu haliyle … Köyünde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmaz üzerinde davalı tarafların ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1990 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleşmediği gözetilerek, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve taşınmazların davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 13.10.2021 tarihli ve 2021/1082 Esas, 2021/1169 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.