YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2047
KARAR NO : 2022/9721
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda … İli ….,İlçesi …., Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 956, 957, 959, 960 ve 961 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları şerhi yazılmak suretiyle 101 ada 956, 957 ve 959 parsel sayılı taşınmazlar tarla vasfıyla, 101 ada 960 ve 961 parsel sayılı taşınmazlar ise ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı …, çekişmeli taşınmazların murisinden intikal ettiğini ve kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek, adına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların 28.03.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda kırmızı, mavi, sarı, turuncu ve pembe renklerle boyanarak gösterilen taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliğinin bulunduğunun tespiti ile bu hususun tapu kayıtlarının beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesine, taşınmazların davacı …’ın kullanımında olduğuna dair şerh düşülmesine karar verilmiş, bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların miras paylaşımı neticesinde uzun yıllar davacının fiili kullanımında olduğunu ve tespit tarihinde davacının kendi adına müstakilen zilyetliğini sürdürdüğünü, ilk derece Mahkemesince davanın kabulüne dair kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu ancak, mahkemece her bir parsel bakımından davanın tam kabulüne karar verildiği halde, kısmi kabul kararı verilmiş gibi fen bilirkişi raporundaki boyalı alanlara atıf yapmak suretiyle infazda sorun yaratacak şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazların niteliğini ve tespit tarihleri itibariyle kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava ve uydu fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava ve uydu fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazların niteliğinin, üzerinde sürdürülen kullanımın şekli ve süresinin ne olduğunun tespiti yönünden hüküm vermeye elverişli olmayan yetersiz ve soyut nitelikteki ziraatçi bilirkişisi raporu ile yetinilmiş ve çekişmeli taşınmazlar üzerinde kullanım kadastrosu tespit tarihi itibariyle davacının ekonomik amaca uygun kullanımının bulunup bulunmadığı somut olarak ortaya konulmadan, yerel bilirkişilerin ve davacı tanığının soyut ve yetersiz beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara ait uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre, taşınmazların kadastro tespit tarihi ya da bu tarihe en yakın tarihlere ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların kullanım hakkının kimden geldiğini, taşınmazların kimden kime nasıl intikal ettiğini, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne sıfatla kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, tespit tarihi itibariyle taşınmazların niteliğinin ve kullanım durumlarının ne olduğunu açıklayan, ziraatçi bilirkişisi raporunda, çekişmeli 101 ada 957 ve 961 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunduğu belirtilen zeytin ağaçlarının sayısı, yaşı, varsa aşı yaşını belirtir mahiyette, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle incelenmesi yaptırılarak, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazların kadastro tespit tarihi itibariyle üzerlerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığını, zilyetlik var ise sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 10.01.2022 tarihli ve 2019/1870 Esas, 2022/51 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.