YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2293
KARAR NO : 2023/1130
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1649 E., 2021/1354 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 224 ada 10 parsel sayılı 133,90 m2 yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine, taşınmazın tamamının I. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’nın kullanımında olduğuna dair şerhi verilmek suretiyle Hazine adına tespit edildikten sonra, tespite yapılan itiraz üzerine 16.12.2020 tarihli komisyon kararıyla yapılan ilk tespitin iptali ile taşınmazın zilyedi olan … adına tespitin yeniden yapılmasına ve tutanağın beyanlar hanesinin iptal edilerek, parselin tamamının III. derece arkeolojik sit alanında içerisinde kaldığının yazılmasına karar verilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 10 parsel sayılı taşınmazın daha önce kadastro çalışmaları esnasında kadastroya tabi tutulmayarak tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın son olarak 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi kapsamında kadastro çalışmasına tabi tutularak davalı adına tespitinin yapıldığını, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığını, ham toprak vasfında olduğunu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ve imar ihya faaliyetlerinin kadastro çalışmasından kısa bir süre önce başladığını, taşınmazın bu haliyle özel mülkiyete konu teşkil etmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğini belirterek, kadastro tespitinin iptali i ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu taşınmazların öncesinde bir bütün halinde vekil edeni olan davalının annesi …’ya ait iken, 1976 tarihinde ölümünden sonra mirasçılarına kaldığını, mirasçıların birlikte arpa, buğday ekerek kullandıklarını, 3 yıl önce taksim yapıldığını ve taşınmazın davacıya düştüğünü, davacının taşınmazı iki yıl önce sera yapmak üzere terasladığını, zilyetlik süresinin eklemelerle birlikte 50 yıla ulaştığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahallinde yapılan keşif ve neticesinde alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazda toprak kazılarak eğiminin azaltıldığı, taşınmazda keşif günü eğime dik yönde bulunan kısmın oyularak eğiminin azaltıldığı ve taştan teraslanarak yol amaçlı kullanıldığı, mevcut durumda taşınmazda tarımsal üretim yapılmadığı, geçmişe ait hava fotoğraflarının incelenmesinde parsel içerisinde bulunan ağaçların keşif günü itibariyle kesilerek alanın düzlendiğinin görüldüğü, geçmiş yıllarda taşınmazda tarım yapılıp yapılmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığı, keşif günü arazide görülen faaliyetlerin taşınmaza değer kazandıran faaliyetler olarak değerlendirileceği ancak tarımsal amaçlı imar ihyanın tamamlanmadığının tespit edildiği, bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği, dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar emek ve masraf sarf edilerek birtakım arazi çalışmaları yapılıyor ise de taşınmazda geçmiş yıllarda tarımsal faaliyet yapıldığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığını, taşınmazda çok önceleri teraslama yapıldığını, taşınmazda kaya olmasının imar ihyayı etkilemediğini, bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, kabule göre de, Hazine adına tescil kararı verilirken davalının taşınmazda zilyet olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, zirai bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın % 10 – 12 oranında eğimli iken toprak kazılarak % 5 – 6 ya düşürüldüğü, % 30 – 50 oranında blok kaya mevcut olup çok kayalık ve çok taşlı bir yapıya sahip olduğu, III. sınıf tarım arazisi olduğu, 1981, 1992, 2009 ve 2012 yıllarında hava fotoğraflarında bulunan ağaçların keşif günü itibarıyla kesildiği, mevcut durumda tarımsal üretim yapılmadığı ve tarımsal amaçlı imar ve ihyanın tamamlanmadığı, kullanım kadastrosu yapılmayan yerde zilyetlik şerhi verilemeyeceği anlaşıldığından davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak mahkemece hüküm kurulurken itiraza konu kadastro tespitinin de iptaline karar verilmesi gerekirken tespit hakkında hüküm kurulmaksızın sadece davanın kabulüne ve hazine adına tespit ve tescile karar verilmesi ile yetinilmesi infazda tereddüt yaratacağından, anılan yanlışlığın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalının istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuku Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına davanın kabulü ile, davaya konu parsele ilişkin kadastro tespitinin ve komisyon kararının iptaline, dava konusu … İli … İlçesi … Mahallesi 224 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine komisyon kararı ile verilen III. derece arkeooljik sit alanında kaldığına ilişkin şerhin aynen korunmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkiline annesinden kaldığını ve uzun süredir zilyet olduğunu, teraslama ve taştan temizleme işlemlerinin taşınmazda uzun yıllardır tarım yapıldığının göstergesi olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının dikkate alınmayarak tek ziraat bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, yeterli zilyetlik araştırması yapılmadığını, bilirkişi raporlarının bilimsel esaslara dayalı olmadığını, hava fotolarının açıklamalı olmadığını, müvekkilinin taşınmazda zilyet olduğuna dair şerh verilmemesinin de yanlış olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 3402 Sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro işlemine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 Sayılı Kanun’un geçici 8, 14 ve 17 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.