YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2448
KARAR NO : 2023/1865
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/899 E., 2022/114 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. … ili … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 267 ada 60 parsel sayılı 7950,67 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 1968 yılından önce yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğundan söz edilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili, … İli … İlçesi … Mahallesi 267 ada 60 parsel sayılı taşınmazın öncesinde köy olan vekil edeni Kuruçay Belediye Başkanlığının sınırları içerisinde olduğunu ve Hazine adına tespit edilecek vasıfta olmadığını, yerin davalı Hazineyle bir ilgisinin olmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı … adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; öncelikle süre yönünden itirazları olduğunu, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “tüm dosya kapsamı, keşifte dinlenilen tüm tespit ve mahalli bilirkişi beyanları (özellikle komşu mahalle olan Kocapınar mahallesinde ikamet eden mahalli bilirkişi … beyanı), davalı Hazine vekilinin keşifteki beyanları ve bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi, taşınmazın çevresinin tarım arazileri ile çevrili olması (mahalli bilirkişi beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde civardaki tarlasını hayvanlar ile süren yahut hayvancılık yapan köylülerin bu taşınmazlar üzerinde hayvanlarını otlatıp, dinlendiriyor olmaları), Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2020/265 E. 2020/390 K sayılı benzer onama ilamı ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın köy halkı tarafından hayvan otlatmak, yayılmak ve dinlendirmek amacıyla kadimden beri mera olarak kullanıldığının ispatlandığı; her ne kadar davacı tarafın belediye tüzel kişiliği adına tescil talebinde bulunmuş olsa da, meraların özel sicillerine kaydedilip sınırlandırılmaları gerektiği ve dolayısıyla herhangi bir mülkiyet bağı kurulamayacağı gerekçeleri ile, davanın kabulü ile; dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi, … mevki 267 ada 60 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 7950,67 m2 yüz ölçümü ile mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına” karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı … vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, taşınmazın mera olarak sınırlandırıp özel siciline yazıldığını, dinlenen tutanak bilirkişileri ve mahalli bilirkişilerin taşınmazın Belediyenin tasarrufunda olduğunu belirttiği halde, mera olarak sınırlandırılmasının yanlış olduğunu, bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın vasfına uygun olarak davacı … adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, dava kabul edilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın mera olarak kabul edilmesinin doğru olduğunu, bu hususa itiraz etmediklerini, ancak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, gerekçede dava konusu yerin zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında davanın kabulüne karar verilmiş olmasının, hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturduğunu, mahkeme kararlarının açık, net, anlaşılır olması gerektiğini, hava fotoğrafları dosyada olmasına rağmen dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesince kadastro tespiti yönünden iptale karar verilse dahi davacı tarafın kendi adlarına tescil talebi yönünden redde karar vermesi gerektiğini, taleple bağlılık ilkesinin uygulanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın özel mülkiyete tabi ve kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun olacak şekilde tarım arazisi niteliği ile kullanıldığını ispat yükü üzerinde olan ve adına tescil isteyen davacı tarafça ispatlanamadığı gibi davacı kamu kurumu olup kadastro işlemi ile oluşan kaydın iptalini istemekle 3402 Sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereği lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinde, öte yandan davacı adına tescil istemi ile dava açmış ise de mera niteliğindeki taşınmazların yararlanma hakkı (intifa-ı) taşınmazın bulunduğu belde ya da köy tüzel kişiliğine ait olmakla çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince davacının tescil isteminin taşınmazın mera olarak özel siciline kaydı istemini de kapsadığını kabulde zorunluluk bulunmasına, davalı Hazine’nin ise istinaf dilekçesinde açıkça “dava konusu alanın mera hükmünde olmasına karşı herhangi bir itiraz ve istinaf taleplerinin bulunmadığını ” bildirmesine, bu haliyle taraf iddia ve savunmaları, dinlenilen bilirkişiler beyanı gözetildiğinde taşınmazın niteliğinin de kamu düzenine ilişkin bulunmamasına, yine az yukarıda açıklandığı üzere çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince mahkemece taşınmaz mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmakla verilen karar ile oluşturulan hükmün çelişkili olmamasına, sonuç olarak taşınmazın tespitteki niteliğinin değişmesine ve tarafların istinaf nedenlerine göre davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davacı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi, 14, 16, 17 nci ve 36/A maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden Kuruçay Belediye Başkanlığından alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.