Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/2451 E. 2022/10258 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2451
KARAR NO : 2022/10258
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı … vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı …’nin …Hanım İbneti … Oğlu…Ağa Vakfı’nın vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının …Hanım İbneti … Oğlu…Ağa Vakfı’nın gelir fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiş, hükme karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nce istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı … vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda derdestlik dava şartı olarak düzenlenmemiş iken 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun dava şartları ve ilk itirazlar başlıklı 114/1-ı maddesinde, davanın derdest olmaması dava şartlarından sayılmıştır. Derdestlik, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus re’sen veya talep üzerine dikkate alınır ve ikinci dava, dava şartları yokluğundan esasa girilmeksizin reddedilir. Dava şartları, kamu düzeniyle ilgili olduğundan; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (6100 s. HMK. m.115/1)
Kesin hüküm, derdestliğin aksine 1086 mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda olduğu gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da dava şartı olarak kabul edilmiştir. Buna göre kesin hüküm, 6100 sayılı HMK’nin 303. maddesinde “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir…” hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre kesin hükümden bahsedebilmek için; a) Davanın taraflarının aynı olması b) Dava sebeplerinin aynı olması c) Dava konusunun aynı olması gerekir. Tarafların aynı olmasından anlaşılması gereken; her iki davada da tarafların aynı kişiler olması anlamına gelir. Ancak bir hükmün daha sonra açılan bir davada maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi için şekli anlamda kesinleşmiş olması bir başka ifade ile derdest olmaması gerekir. Hükmün kesinleştiği de HMK’nin 302/4.maddesi gereği ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.
Kesin hüküm gibi derdestlik de taraflar ve tarafların küllî halefleri için olumsuz dava şartıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle UYAP kayıtlarının tetkikinde; dosyamız davacısı ve arkadaşları tarafından … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/218 Esas sayılı dosyası üzerinden 11.05.2010 tarihinde açtıkları dava ile “davacıların …Hatun İbneti ……Ağa Vakfının galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini talep edilmiş, mahkemece, batın şartı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine ise Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince galle fazlasına müstehak vakıf evladı tespiti davasının batın şartı nedeni ile reddinin doğru olduğu, ancak “…çoğun içinde az da vardır kuralından hareketle davacıların sadece vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken, bu talebin de reddi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece, 2014/341-2014/552 sayılı kararı ile önceki kararında direnilmiş ve son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.11.2019 tarihli ve 2017/8(18)-1923 E, 2019/1217 K sayılı ilamı ile direnme kararı bozulduğu, bu aşamadan sonra dosyanın akıbetinin ne olduğu anlaşılamadığından dosyanın derdest mi yoksa karar verilerek kesinleştiği hususları araştırılmadan işin esasının incelenmesi doğru görülmemiştir.
Buna göre Mahkemece yapılacak iş; … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/218 Esas sayılı dosyası üzerinden 11.05.2010 tarihinde açılan davanın akıbeti araştırılarak dosyanın derdest olması halinde derdestlik dava şartından, kesinleşmiş ise kesin hüküm nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarihli ve 2020/1198 Esas, 2022/398 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.