Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/2521 E. 2022/7333 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2521
KARAR NO : 2022/7333
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … İdaresi, kısmi ilan süresi içinde 15.09.2008 havale tarihli dilekçesi ile, Hazine ve Ortaklı Köy Tüzelkişiliğini hasım göstererek açtığı davada, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmada, … ile Mazıdağı ilçesi Ortaklı Köyünde 101 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilana çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan, dava dilekçesi ekinde koordinatlarını bildirdiği sahaların da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, 101 ada 1 parselin kadastro tespitinin iptali ile belirtilen yerlerin de 101 ada 1 parsele eklenmesine, vasıflarının orman olarak tespitine, mülkiyetlerinin Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Yargılama sırasında davaya konu yerler hakkında arazi kadastrosu yapılarak 114 ada 12, 15, 17, 18, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32 ve 33 parsel numaralarıyla senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak düzenlenen kadastro tespit tutanakları, taşınmazların orman kadastrosuna itiraz davasına konu olduklarından bahisle malik ve vasıf haneleri boş bırakılarak Kadastro Mahkemesine gönderilmesinden sonra Mahkemece, yukarıda anılan parsellerle birlikte davaya konu alanın 5 ada ve 40’a yakın parseli kapsadığı, dosya araştırmasının ve ileride yapılacak keşfin hukuken ve fiilen çok zor olacağı belirtilerek, 114 ada ve bu ada içerisindeki bahsi geçen parsellere ilişkin davanın tefrik edilerek mahkemenin 2009/7 Esas sırasına kaydedilmesine karar verilmiş ve bilahare bu esas üzerinde yapılan yargılama sırasında Ortaklı Köy Tüzelkişiliği adına düzenlenen 114 ada 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden tefrik kararı verilerek bu taşınmaz hakkındaki dava ayrı bir esas sırasına kaydedilmiştir.
Mahkemece, 114 ada 12, 15, 17, 18, 24, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 32 ve 33 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 2009/7 Esas sırası üzerinde yapılan yargılama sonunda, davanın, taşınmazın zilyetlerine karşı açılabileceği gerekçesiyle verilen davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin önceki hüküm, davacı … İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2010 tarih ve 2010/6776-10632 Esas, Karar sayılı ilamıyla; “kadastro tespiti sırasında tespit tutanağındaki hak sahibi olarak belirlenen şahısların davaya dahil edilip, davanın esasının incelenmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddi ile 114 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 17 ve 24 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi … adına, 114 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi 1/2 payının … adına, 1/2 payının ise … adına, 114 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 30 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 31 parsel sayılı taşınmazın … adına, 114 ada 32 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına, 114 ada 33 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kısmi ilan süresi içinde orman kadastrosuna itiraz olarak açılmış olup, sonradan aynı zamanda kadastro tespitine itiraza da dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
Mahkemece, dahili davalı gerçek kişiler adına kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman ve ziraat bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazların eğiminden bahsedildiği halde, eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış; taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından bulundukları yeri kapsar en eski tarihli dahil hava fotoğraflarının tamamı üzerinde usulünce inceleme yapılmamış; çekişmeli taşınmazlara ilişkin fotometrik ve fotogrametrik paftalar getirtilmemiş; keşif sırasında taşınmazların panoramik fotoğrafları çekilerek dosyaya eklenmemiş; orman bilirkişi raporunda 1954 tarihli memleket haritası ve 1954 tarihli hava fotoğrafının incelenerek değerlendirme yapıldığı ve hava fotoğrafında dava konusu parsellerin tamamına yakını koyu veya kısmen koyu renkte göründüğü halde, orman bilirkişi tarafından bu koyu renk görünen yerlerle ilgili herhangi bir açıklama yapılmamış, taşınmazların tarımsal özellikte olduklarının belirtilmesi ile yetinilmiş; yine orman bilirkişi tarafından memleket haritasında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun anlatım kısmında, taşınmazların tamamına yakınının yeşil renkli veya kısmen yeşil renkli ormanlık olarak ifade edilen alanda kaldığı belirtilmesine rağmen, raporun sonuç kısmında taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmak suretiyle raporun kendi içinde çelişki yaratıldığı halde bu çelişki üzerinde durulmamış; ayrıca dava konusu parselleri tamamen çevreleyen 101 ada 1 orman parselinden, çekişme konusu yerlerin toprak yapısı itibariyle ayırıcı unsurların neler olduğu açıklanmamış; komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ve oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilip mahalline uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri ile denetlenmemiş ve ziraat bilirkişisi tarafından taşınmazların kuru mu yoksa sulu tarım arazisi vasfında mı oldukları yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; yine tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi döneme ait hava fotoğrafları getirtilip, stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; temyize konu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre, başta dava konusu olan 114 ada 28 parselle ilgili olarak, yargılamanın 17.03.2010 tarihli 5. celsesinde ara kararla tefrik kararı verildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’ nin 28.05.2013 tarihli geri çevirme ilamıyla anılan parselin akıbetinin sorulduğu ve Mahkemece 20.12.2021 tarihinde tutulan dosya kapsamındaki tutanaktan, bu parsel hakkında tefrik kararı verilmesine rağmen tefrik işlemlerinin yapılmadığı gözetilerek, 114 ada 28 parselle ilgili söz konusu ara karardan dönülüp dönülmeyeceği hususunda yeniden bir değerlendirme yapılmak suretiyle bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazıl şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de; kadastro hakimi, dava konusu taşınmazlar hakkında doğru sicil oluşturmaya elverişli ve infazı sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda halde Mahkemece, kadastro tutanağındaki nitelik hanesi boş olan çekişmeli taşınmazların, nitelik hanesi hükümle doldurulmaksızın karar verilmesi ve kısmi ilan süresi içinde davacı … İdaresi tarafından açılan davada Hazinenin hasım olarak gösterilmesi nedeniyle eldeki davada taraf sıfatı bulunan Hazinenin karar başlığında gösterilmemesi ve gerekçeli kararın Hazineye tebliğ edilmemesi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.