YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2547
KARAR NO : 2023/1136
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/22 E., 2021/2011 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca …’in talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında … ili, … ilçesi, … mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … ve … adına kayıtlı olan 13467 ada 269 parsel sayılı 7.042,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6.772,02 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, ….’e husumet yönelterek, uygulama kadastrosu sırasında davacının paydaşı olduğu ait eski 545 yeni 13467 ada 269 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 7.042,64 m2 olarak belirlendiğini, buna karşın eski 811 yeni 13467 ada 5 parsel maliki davalı … ‘in taşınmazın 277,98 m2 yüzölçümündeki kısmına tel örgü çekip duvar örmek sureti ile müdahalede bulunduğunu, … … tarafından bu hususta düzeltme yapıldığını, ancak yapılan düzeltme işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek düzeltme kararının iptali ile uygulama kadastrosu sonucunda belirlenen sınırların esas alınmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde, … Belediye Başkanlığına husumet yönelterek, davacıya tebliğ edilen … Kadastro Müdürlüğünün 21.03.2012 tarihli yazısı ile paydaşı olduğu 13467 ada 269 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazın yüzölçümünün 6.772,02 m2 olatrak düzeltildiğinin bildirildiğini düzeltme yapıldığının bildirildiğini, buna karşın bu şekilde mülkiyet değişikliğine neden olacak şekilde düzeltme yapılmasının mümkün olmadığı gibi düzeltme işleminin usul ve yasaya uygun bulunmadığını ileri sürerek düzeltme kararının iptalini istemiştir.
3. Yargılama sırasında ise … ile … davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde; düzeltme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; düzeltme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2012/436 Esas, 2014/1292 Karar sayılı kararı ile … tarafından 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında mülkiyet değişikliğine neden olacak şekilde düzeltme yapılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 13467 ada 269 parsel sayılı taşınmaza yönelik düzeltme işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı …, davalı … vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.10.2018 tarihli ve 2016/2710 Esas, 2018/6076 Karar sayılı kararıyla, davalı …’in temyizi yönü ile temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verilmiş, diğer temyiz talepleri yönünden ise yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli bulunmadığı, çekişmeli taşınmazlara ait tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi, varsa tesis kadastrosu haritasında değişiklik yapan ifraz haritaları, uygulama kadastro paftası, ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri, varsa taşınmazlara ilişkin mahkeme ilamları ve eki olan haritalar ve çekişmeli taşınmazlara ait tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının getirtilmediği, taşınmaz başında keşif icra edilmeksizin ve teknik bilirkişiden rapor alınmaksızın hüküm tesis edildiği açıklanarak çekişmeli taşınmazlara ait tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi, varsa tesis kadastrosu haritasında değişiklik yapan ifraz haritaları, uygulama kadastrosuna ait pafta, ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri, varsa mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, çekişmeli taşınmazlara ait tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ile üç kişiden oluşacak harita ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılması; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan ilk tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin teknik bilirkişiye işaretlettirilmesi, fotoğraflarının çekilmesi, teknik bilirkişiden Kadastro Müdürlüğünün yaptığı düzeltme incelemesine esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak tesis kadastrosu sırasında tersimat veya başkaca teknik bir hata yapılıp yapılmadığının tespitinin istenilmesi, bu kapsamda, teknik bilirkişi kuruluna, tesis kadastrosu ile belirlenen sınır, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uygulaması ile belirlenen sınır ve 41 inci madde uygulaması ile belirlenen sınır yerlerinin tamamını ve dava konusu edilen kısmı gösterecek şekilde harita düzenlettirilmesi, çekişmeli taşınmazların arasındaki sınır değişikliklerinin veya haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, neden ileri geldiği hususunun bilimsel metodlara uygun şekilde açıklattırılması, bu surette uyuşmazlığın teknik hatadan mı kaynaklı olduğu yoksa mülkiyete yönelik mi olduğunun kesin olarak tespit edilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de düzeltme işlemi Kadastro Müdürlüğünce re’sen yapılmayıp, davalı tarafın talebi ile yapıldığına ve davacı da düzeltmenin davalı lehine yapıldığını belirterek dava açtığına göre davada taraf sıfatı bulunmayan … hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğinin göz ardı edilmesinin isabetsizliğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi kurulu raporuna göre 811 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünde yazılı yüzölçümü ile sayısallaştırma sonucu belirlenen yüzölçümü arasındaki 216,24 m² lik farkın yola terk işlemi sıarasındaki dağıtım tekniğine uygun olarak yola terk edilmesi gereken 270,63 m² kısım ile, taşınmazın geriye kalan kısmı olan 9.945,61 m² lik miktarına dağıtıldığı, böylece 811 parsel sayılı taşınmazdan yola terk edilen miktarın 270,63 m² – 216,63 m² = 54.00 m² olarak hesaplandığı, diğer taraftan davalı …’e ait eski 811 parsel sayılı taşınmazdan yola terk edilen kısmın adı yola terk tarihinde bu davalı tarafından kullanılmakta olup, bu bölümün güneybatı kısmının belirtilen davalı tarafından telle çevrilmiş olduğu, yine davalı …’e ait eski 811 parsel sayılı taşınmazın paftadaki sınırları ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan sınırlarının çakıştırılması sonucunda taşınmazın çapının yola terk edilen kısmı da içerecek şekilde üzerinde yeni oluşturulan 13467 ada 5 nolu parsel çapı ile birebir örtüştüğünü, buna karşın bu kısmın davacıya ait 13467 ada 269 parsel sayılı taşınmaz sınırları içine alındığı gerekçesi ile davalılar … ve … Belediye Başkanlığı yönünden davanın esas yönünden reddine, düzeltme işlemi Kadastro Müdürlüğünce re’sen yapılmayıp, davalı tarafın talebi ile yapıldığı ve davacının da düzeltmenin davalı lehine yapıldığını belirterek dava açtığı gerekçesi ile … yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde, önceki tarihli mahkeme kararının davalı …’in temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verilmekle kesinleştiğini, dolayısı ile bu davalı yönü ile davanın kabulü ile bu kişi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca her bir davalı yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, düzeltme kararının usul ve yasaya aykırı olup, mülkiyet değişikliğine neden olacak şekilde düzeltme yapılamayacağını, bozma ilamı gereklerinin yeterli ölçüde yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunun yetersiz olup, hatanın hangi nedenden kaynaklandığının açıklanmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirm
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesine göre yapılan düzeltme işleminin usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. … …’nün 19.03.2012 tarihli ve 2348 sayılı kararı ile davacı adına kayıtlı bulunan 13467 ada 269 parsel sayılı taşınmazın düzeltme krokisinde (A) harfi ile gösterilen 270,62 metrekare yüzölçümündeki kısmının yola terk edilmesine karar verildiğine ve düzeltme işleminin iptali istemi ile açılan eldeki davada reddedildiğine göre, davanın konusunu yola terk edilen kısım oluşturmakta olup, bu nedenle de maddi anlamda davalı … lehine sonuçlanan bir dava bulunmadığı ve Mahkemenin önceki tarihli hükmü ile de lehine vekalet ücretine hükmedilmeyip, sözü edilen hükme yönelik temyiz itirazlarının da süresinde bulunmadığından reddine karar verildiğine göre, temyize konu karar ile lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (V.C.3.1.) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine,
2. Davacı vekilinin temyiz itirazının (V.C.3.2.) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının “ASIL DAVA YÖNÜNDEN” başlıklı ilk kısmının (6) numaralı “Davalı … kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.175,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,” bendinin hüküm yerinden çıkartılması ve hüküm numaralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.