YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2713
KARAR NO : 2023/1144
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/168 E., 2022/21 K.
KARAR : Davanın Kabulüne
Taraflar arasındaki yüzölçümü düzeltimi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı … Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında … İli …. İlçesi …. mahallesi çalışma alanında bulunan 199 ada 2 parsel sayılı 3.824,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle … adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, Hazine ve Göller Belde Belediye Başkanlığına husumet yönelterek, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan 199 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile 200 ada 14 parsel sayılı taşınmaz arasında patika yol bulunduğunu, bu yolun genişliği yaklaşık 1,24 m2 ya da daha az olmasına karşın tesis kadastrosu sırasında bu yolun genişliğinin 2,62 m2 ölçüldüğünü ve dolayısı ile müvekkiline ait taşınmazın bir kısmının yola dahil edildiğini, bu hatanın giderilmesi için Kadastro Müdürlüğü’ne başvurulmasına rağmen talebin reddedildiğini ileri sürerek 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol ile ara sınırının yeniden belirlenmesi sureti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
3. Davacı vekili 19.04.2013 tarihli dilekçesi ile de husumeti 200 ada 14 parsel maliki …’e; 25.11.2014 tarihli dilekçe ile davalı Göller Belediye Başkanlığı’nın kapatıldığını belirterek Çatalpınar Belediye Başkanlığı’na, bozma kararından sonra ise 23.10.2019 tarihli dilekçe ile de …’na yaygınlaştırmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; idari yargının görevli olduğunu, Hazine’nin husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının iddiasına konu yolun komşu parsel maliklerinin rızasına istinaden 2,64 m2 olarak bırakıldığını, yolların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; iddia konusu yolun …’nın sorumluluk alanında bulunmadığını, dolayısı ile davalı İdare’nin husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya sebebiyet verilmediğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2013/138 Esas, 2015/772 Karar sayılı kararıyla; davacıya ait taşınmaz ile bu taşınmaza komşu yolun ara sınırı sabit nitelikte olmasına karşın kadastro tespiti sırasında sabit sınırlara uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli 199 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile 200 ada 14 parsel sayılı taşınmaz arasındaki kadastro yolunun 23.01.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda yeşil renkle taralı 33,29 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile bu kısmın 199 ada 2 parsel sayılı taşınmaza eklenerek 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2018 tarihli ve 2016/455 Esas, 2018/5767 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesince, davanın hukuki niteliğinin ve uyuşmazlığın hangi nedenden kaynaklandığının kesin olarak belirlenmeden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı fen bilirkişi raporunda, dava konusu yolla ilgili fiili durum ile kadastro paftası arasındaki uyumsuzluğun 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında ölçü, tersimat ve hesaplama hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayrıntılı ve gerekçeli şekilde izah edilmediği, ayrıca bu kapsamda tesis kadastro paftası, ölçü krokisi, çekişmeli taşınmazlara ait hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğrafları ile tüm teknik belgeler getirtilerek yöntemince uygulama yapılmadığı, keşif sırasında tanık ve yerel bilirkişi dinlenilmediği, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan ve aynı zamanda 3402 sayılı Kanun’nun 41 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin “Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelikte” belirtilen esaslara uygun olarak tanzim edilmeyen teknik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği açıklanarak çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin tesis kadastro paftası, ölçü krokisi, çekişmeli taşınmazlara ait hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğrafları ile tüm teknik belgeler ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, harita mühendisi bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, bu keşifte tesis kadastrosuna ilişkin yukarıda belirtilen tüm teknik belgelerin fen ve harita mühendisi bilirkişi eliyle mahalline uygulanarak uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesinde belirtildiği üzere ölçü, tersimat veya hesaplama hatasından mı kaynaklandığı yoksa mülkiyete yönelik mi olduğunun kesin olarak saptanması, tesis kadastrosu sırasında taşınmazların zeminde ölçülen sınırları ile paftasına aktarılan sınırlarının birbirinden farklı olmaları halinde uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında çözülebileceği, tesis paftasının oluşumu sırasında herhangi bir teknik hatanın bulunmaması halinde ise uyuşmazlığın mülkiyet ihtilafı olacağının göz önünde bulundurulması, uyuşmazlığın ölçü ve tersimat hatasından kaynaklandığının tespiti halinde, fen ve harita mühendisi bilirkişiden 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 41 inci maddesinin uygulamasına ilişkin yönetmelik belirtilen esaslara uygun, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılması, ölçü ve tersimat hatasının nasıl ve ne şekilde düzeltileceğinin rapor ve ekindeki krokide denetime açık şekilde gösterilmesi, uyuşmazlığın mülkiyete ilişkin olduğunun tespiti halinde ise, çekişmeli taşınmaz bölümünün kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakılması sebebiyle yargılamaya 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddeleri uyarınca tescil davası olarak devam edilmesi, öncelikle 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca …’nın yöntemince davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delillerin toplanması, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesinin 4 ve 5 inci maddelerinde belirtilen gazete ve mutat vasıta ilanları yaptırılması, taşınmaz başında yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde tasarruf edildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, ziraat bilirkişisinden çekişmeli taşınmaz bölümünün niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, nizalı bölümün davacıya ait bitişikteki taşınmazın devamı niteliğinde olup olmadığı, yol ile çekişmeli taşınmaz bölümü arasında yapay ya da doğal ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve bilimsel verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarıyla desteklenmiş gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasından sonra icra edilen keşif sonucu fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 21.06.2021 havale tarihli rapor ile 27.12.2022 havale tarihli ek raporda; kadastro çalışmaları sırasındaki sabit sınırların halen zeminde mevcut olduğu, zeminde sabit sınırların halen olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapıldığı, pafta ve zemin uyumunun bulunmadığı, hatanın sınırlandırma ve ölçü hatasından kaynaklandığının belirtildiği, ayrıca bilirkişi raporu içeriklerine göre 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yol ile müşterek sınırında yer yer ağaçların ve yine yolun her iki tarafında da kısmen fındık ocaklarının ve taşların bulunması sebebiyle sınırın sabit olduğunun ve değişmeye elverişli olmadığının belirtildiği, dolayısı ile davacıya ait taşınmaz ile bu taşınmaza komşu yolun ara sınırı sabit nitelikte olmasına karşın kadastro tespiti sırasında sabit sınırlara uyulmadığı gerekçesi davanın kabulüne, çekişmeli 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın sınırları ve yüzölçümünün; 27.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (Ek-2) gösterilen şekilde ve 3.943,59 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile davalı … Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kadim yol olup, özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün bulunmadığını, Hazine’nin husumet ehliyeti bulunmadığı gibi, olağanüstü zaman aşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin araştırılması gerektiğini, Hazine harçtan muaf olup harç yükletilemeyeceğini, yine Hazine yasal hasım olduğundan yargılama gideri yükletilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … Belediye Başkanlığı vekili ise temyiz dilekçesinde, hangi nedenle davada taraf olduklarının gerekçeli kararda açıklanmadığını, kadastro çalışması sırasında yapılan hata nedeni ile kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceğini, bu kapsamda aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın kadim yol olup, özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tesis kadastrosu sırasında davacı adına kayıtlı bulunan taşınmazda 3402 Sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında ölçü, sınırlandırma, tersimat ya da hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı, bu kapsamda taşınmaza komşu yol ile davacı taşınmazının ara sınırının doğru olarak belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 Sayılı Kanun’un 22.02.2005 tarihli 5304 Sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile değişik 41 inci maddesi, Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile davalı … Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz edenlerden Çatalpınar Belediyesinden alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.