YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3170
KARAR NO : 2022/7661
KARAR TARİHİ : 04.10.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tüm davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında Tercan ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 298 ve 303 parsel sayılı 19563,00 ve 2500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro komisyonunca reddedilen davacı …;…, …’lar tapu ve vergi kayıtları ile miras yoluyla gelen hak ve zilyetliğe dayanarak her iki taşınmaza; davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 298 parsele dava açmış; yargılama sırasında … ve …’lar ile … ve müşterekleri … yanında aynı nedene dayanarak; … ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; … ise miras yoluyla gelen hakka dayanarak her iki taşınmaz yönünden davaya katılmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davacı…, …, … …, …, … ve …, …, …, …, …, …, …’nün açmış oldukları davalarının reddine, çekişmeli taşınmazların parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; … ve müştereklerinin dayandıkları tapu kaydının revizyon görmesi sebebiyle zilyetlik iddiaların dinlenebilir olduğu, dava konusu taşınmazların; davacılar … ve müşterekleri olup 1969 yılında ölen …’ın; ölümünden sonra ise mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu ancak; …’ın ölümü ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle … mirasçıları için tek başlarına zilyetlik hükümlerine göre taşınmaz edinme koşullarının oluşamayacağı; bu nedenle … (ve mirasçıları) adına belgesizden zilyetlik araştırması yapılması gerektiği; yapılan bu araştırmada … mirasçıları …, …, … adlarına, belgesizden zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazların toplam miktarının dahi Yusuf’un diğer mirasçıları için zilyetlik araştırmasına yer bırakmayacak şekilde Kadastro Kanunu’nun öngörmüş olduğu miktar sınırlamasını aşması nedeniyle davalarının reddine karar verilmiştir.
1. Öncelikle; 6100 sayılı HMK’nin, “hükmün kapsamı” başlığını taşıyan 297. maddesinin (b) bendinde tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile TC kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin de kararda yer alması gerektiği düzenlenmiştir. Belirtilen Yasa hükmüne göre tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi zorunludur. Mahkemece (tensip zaptında doğru olarak taraf gösterildikleri halde) bu yasal düzenlemeye aykırı düşecek şekilde;gerekçeli karar başlığında 298 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmış olan … ile 298 ve 303 parseller hakkında dava açmış olan …’ın gösterilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi, çekişmeli taşınmaz hakkında doğru ve infazı kabil sicil oluşturulması bakımından kadastro tespitine itiraza ilişkin tüm taleplerin bir arada değerlendirilmesi zorunlu olduğu halde, sözü edilen kişilerin talepleri hakkında da açık şekilde olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm kurulmaması isabetsizdir.
2. Davacı … ve müştereklerinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Öncelikle; dava konusu taşınmazlar yönünden; mahkemece tespit tarihi itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme ile alınan zirai bilirkişi raporu soyut ve yetersiz olup hüküm vermeye elverişli değildir. Öte yandan Mahkeme gerekçesinin incelenmesinde; davacılar … ve müşterekleri yönünden; aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlikle edinilebilecek miktar sınırlamasını aşar şekilde taşınmaz edindikleri gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu hususta yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davacılar … ve müşterekleri ile murisleri … adına belgesiz zilyetlikten edinilen taşınmaz mallar yönüyle araştırma yapılmış ise de; dosya arasına sadece “belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz listesi” konulmakla yetinilmiş (Tercan Tapu Müdürlüğü’nün 18.11.2015; 24.03.2017; 18.04.2017 tarihli yazı cevabının eki listeler) olup, bu listeler incelendiğinde bir kısım taşınmazların hükmen tescil edildiği bir kısım taşınmazların ise kadastro tespiti sonucu itirazsız kesinleşerek tespit ve tescil edildiği yazılı olduğu halde; bildirilen parsellerin kadastro tespit tutanakları getirtilmediğinden belgesizden tespit edilip edilmedikleri, tutanak içeriklerine göre muris …’dan intikal edip etmedikleri denetlenmemiş; yine hükmen tescile esas bu hükme tescile esas dava dosyaları getirtilip hangi nedene ( belgesiz zilyetliğe mi, yahut tapu ya da vergi kaydına mı?) dayalı olarak tespit ve tescil edildikleri de denetlenmediğinden belgesiz zilyetlik yoluyla yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi; bir taşınmazın niteliğinin ve üzerindeki zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçiminin kesin olarak belirlenmesini sağlayan hava fotoğrafı incelemesi yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği yönünden usulünce zilyetlik araştırması yapılmalı ve bu bağlamda aynı kişiler tarafından, belgesiz zilyetliğe dayalı olarak aynı çalışma alanı içerisinde Hazine’ ye karşı açılan açılan ve hala derdest olan davalar bulunması halinde sağlıklı denetim yapılabilmesi için bu dosyaların birleştirilmesi gerektiği göz önüne alınmalı; ayrıca davacılar adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak miktar sınırlaması yönünden araştırma yapılmalı, bildirilen taşınmazlara ait tutanakların onaylı örnekleri ile mahkeme ilamlarının kesinleşme şerhli onaylı örnekleri dosya arasına konulmalı; tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl önceki tarihlerde çekilen hava fotoğrafları da tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı’ndan istenerek dosya arasına konulmalı; bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi ve üç kişilik zirai bilirkişi katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Taşınmazların başında yapılacak keşif sırasında, dava konusu taşınmazların ilk olarak kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları hususlarında somut olgu ve olaylara dayanan ayrıntılı bilgi alınmalı, jeodezi ya da harita mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların imar-ihyaya tabi taşınmazlardan olup olmadığı; imar-ihyaya tabi taşınmazlardan oldukları saptandığı takdirde imar-ihyanın tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeli ve buna göre tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı; ziraat mühendisleri kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliği, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü itibariyle özel mülke konu olup olamayacağını belirtir şekilde ve ne suretle kullanıma konu olduklarını açıklayan, taşınmaz bölümlerinin ve çevresinin işaretlendiği, değişik yönlerden çekilmiş ve taşınmazları geniş açıdan gösteren fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve önceki zirai raporu da irdeler tarzda gerekçeli rapor alınmalı, bunun sonucunda çekişmeli taşınmazların tespit günü itibariyle zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde; belgesizden tespit ve tescil edildiği bildirilen tutanak içerikleri ve hükmen tescile esas mahkeme ilamları üzerinde gerekirse uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak belgesizden tespit gören taşınmaz miktarı tereddütsüz olarak tespit edilmeli; bundan sonra tarafların ileri sürüp toplanmış ve toplanacak olan tüm deliller ile kadastro tespitine itiraza ilişkin tüm taleplerin bir arada birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1.) ve (2.) nolu bentlerde belirtilen nedenlerle davacı … ve müşterekleri vekilinin hükme yönelen temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.