Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3332 E. 2023/1638 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3332
KARAR NO : 2023/1638
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/58 E., 2021/201 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Orman İdaresi tarafından açılan davaların kabulüne, asıl ve birleşen dosyalarda açılan tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili, davalı TEDAŞ, davacı … vekili, davalı … vekili ve davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı … vekili dava dilekçesinde, davacı müvekkilinin Gölcük Değirmendere 2337 ve 1677 parsel sayılı taşınmazların maliki ve hissedarı olduğunu, taşınmazların orman sınırları içinde bırakıldıklarını ve tapu kaydının hukuki yönden hükümsüz hale geldiğini, taşınmazların bidayetten beri muris ve murisi evvelin tapulu mülkü olduğunu, hiçbir kısıtlama olmadan alınıp satıldığını ve intikalinin yapıldığını, 2337 parsele 23.05.2005 tarihli ve 2371 yevmiye ile 1677 parsele 27.09.1996 tarihli ve 4101 yevmiye ile orman şerhi konulduğunu, dava konusu somut olayda her ne kadar davacının taşınmazlarının elinden alınmasının yasal bir dayanağı varsa da karşılıklı hak ve adalet dengesinin sağlanması amacı ile mülkiyet hakkı sahibinin tazminat niteliğinde bir bedeli talep edebileceğini, Hazinenin dava konusu taşınmazları orman vasfı ile ilgili sınırlandırmayı bidayette tapu kaydına yazdırmadığı için sorumlu ve davacıya hak ve adalete uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, bu sebeplere binaen harçtan sarfınazar edilerek fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte 150.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

2. Birleşen Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/377 Esas sayılı dosyasında, davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi … Mevkiinde bulunan ve tapu kütüğünde 2337 parselde kayıtlı olan taşınmaz hakkında öncelikli olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek tapu kütüğüne işlenmesine, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kayıt malikleri adına olan tapusunun iptaline, davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan irtifak hakkı, haciz ve ipotek şerhlerinin tapu üzerinden kaldırılmasına ve taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

3. Birleşen Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/377 Esas sayılı dosyasında, davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesinde bulunan ve tapu kütüğünde 1677 parsel olarak kayıtlı olan taşınmazın tapuda müteveffa … adına kayıtlı olduğunu, …’nın 06.12.1976 tarihinde vefat ettiğini, söz konusu taşınmazla ilgili olarak davalı mursilerinden …. tarafından Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/718 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 1677 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiğini, ayrıca Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğünün 04.04.1974 tarih ve 619 yevmiye numaralı şerhi ile taşınmazın 1082 m2’lik kısmına enerji nakil hattı üst geçit hakkı verildiğini, davanın TEDAŞ’a ihbar edilmesini ve dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesinde bulunan ve tapu kütüğünde 1677 parselde kayıtlı olan taşınmaz hakkında öncelikli olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kayıt malikleri adına olan tapusunun iptaline ve davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan irtifak hakkı, haciz ve ipotek şerhlerinin tapu üzerinden kaldırılmasına, taşınmazın tamamının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

4. Bozma ilamından sonra birleşen Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/69 Esas sayılı dava dosyasında, davacı … vekili dava dilekçesinde; davacının …. ilçesi … köyü 1677 ve 2337 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, taşınmazın tapu kaydına orman şerhi işlendiğini, taşınmazın muris adına kayıtlı olup tapu kaydının iptali işleminin yapılmadığını, aynı parsellerde diğer hissedarların Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/492 Esas sayılı dosyasında açtıkları davanın neticelendiğini halen temyiz aşamasında olduğunu, dava konusu somut olayda her ne kadar davacının taşınmazının elinden alınmasının yasal bir dayanağı varsa da karşılıklı hak ve adalet dengesinin sağlanması amacı ile mülkiyet hakkı sahibinin tazminat niteliğinde bir bedeli talep edebileceğini, Hazinenin dava konusu taşınmaza orman vasfı ile ilgili sınırlandırmayı bidayette tapu kaydına yazdırmadığı için sorumlu ve davacıya hak ve adalete uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, bu sebeplere binaen harçtan sarfınazar edilerek fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak faizi ile birlikte 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile dava değerini 105.327,67 TL ‘ye artırmıştır.

5. Davacı Nahman Sürer vekili 20.11.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, tazminat talebini 108.635,61 TL’ye; 29.04.2016 tarihli dilekçesi ile 118.594,73 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
1. Asıl davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle görev, zamanaşımı ve husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

2. Asıl davada davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikli olarak görevsizlik nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise husumetten ve sonuç olarak esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

3. Birleşen Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/377 Esas sayılı dosyasında davalı … vekili cevap dilekçesinde; Gölcük Tapu Müdürlüğünün de davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, davacı kurumun yasalarda öngörülen hak düşürücü süreleri nazara almayarak davayı ikame ettiğini, davanın öncelikle bu nedenle tartışılmaksızın reddini talep ettiklerini, davacı kurumun zamanaşımı sürelerine de riayet etmemiş olduğunu, usule ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddedilmesi gerektiğini, taşınmazın müvekkil ve murisi evvelleri tarafından bir asırdan bu yana kullanıldığını ve tapu kayıtlarında da kendi adlarına kayıtlı olduğunu, bahse konu taşınmazın orman vasfında olmadığını ve hiçbir zaman orman olarak bilinmediğini, devletin güvenilirliği ile tapu kayıtlarının güvenilirliği ilkelerinin çiğnendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

4. Davalı … vekilince birleşen Mahkemenin 2014/377 Esas sayılı dosyası için verilen cevap dilekçesinde; dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 1075 ada 17 (eski 1677 parsel) parsel sayılı taşınmaz üzerine 154 Kv İzmit II – Bursa Enerji İletim Hattının isabet ettiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan enerji iletim hattı için TEK Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu tarafından 25.03.1971 tarihli ve 1971/13-8 nolu karar ile kamu yararı kararı verildiğini ve bu kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 24.04.1971 tarihli ve 5611/23086 sayılı kararı ile onaylandığını, dava konusu parsel üzerinde 1973 yılında kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığını, dava konusu parsel üzerinde kamulaştırma işlemlerinin tesis edildiği tarihlerde kamulaştırmaya esas belgelerde taşınmazın niteliğinin bağ olduğunun açık bir şekilde görüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

5. Davalı TEDAŞ vekilince birleşen 2014/377 Esas sayılı dosyası için verilen cevap dilekçesinde; Orman Kanunu’na göre orman vasfının bulunabilmesi için tabii olarak yetişen ya da emekle yetiştirilen ağaç veya ağaçcık topluluğunun bulunması gerekmektiğini, elektrik direğinin içinde orman vasfını gerektirir herhangi bir ağaç ya da ağaçcık topluluğunun bulunmasının fiziken mümkün olmadığını, ayrıca özel mülkiyete konu olan bir taşınmazın kamulaştırıldıktan ve direk yeri olarak mülkiyet hakkının tapuya tescilinden sonra üstelik orman tahdit alanının dışında olmasına rağmen sadece üzerinde orman örtüsü bulunduğu gibi gerçek dışı bir iddia ile huzurdaki davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

6. Birleşen 2018/69 Esas sayılı davasında davalı vekili cevap dilekçesinde; aleyhlerine açılan davanın öncelikle görev, zamanaşımı ve husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2017 tarihli ve 2014/492 Esas, 2017/205 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazineye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; 118.594,73 TL tazminatın dava tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine, davacılar adına varsa taşınmaz üzerindeki takyidatların bedele yansıtılmasına, Orman İdaresine karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine, Gölcük 1. ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin birleşen 2014/377 Esas sayılı dava dosyaları açısından; davanın kabulü ile; Değirmendere Mahallesi 1677 ve 2337 parsel sayılı taşınmazların davalılar adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı … vekili, davalı … ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.01.2019 tarihli ve 2018/3876 Esas, 2019/199 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazların hala davacı … davalı kişiler adına tapuda kayıtlı olduğu, ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de tapu kütüğünün tapulama çalışması sırasında davacı gerçek kişiler adına oluşturulduğundan daha sonra tapu kaydı üzerine orman şerhi konulması sebebiyle davacıların taşınmazlardaki tasarruf hakkının kısıtlandığı ve zararın oluştuğu, birleşen dosyada davacı … İdaresinin kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığı ve davalı kişilerin de davanın reddini talep etmeleri karşısında taşınmazların kesinleşen tahdit içinde kısmen veya tamamen kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi gerektiği, ne var ki; mahkemece çekişmeli taşınmazların orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı yönünde orman bilirkişiden rapor alınmadığı, davaya konu 1677 parselin tapu kaydına TEK lehine 04.04.1974 tarihinde konulmuş irtifak şerhi bulunduğu, ancak mahkemece şerh sahibinin davaya dahil edilmediği, ormanlar üzerine hiç bir kısıtlayıcı şerh bulunamayacağı, orman olduğu belirlenecek bölümler üzerindeki şerhlerin silinmesine karar verilmesi halinde karardan etkilenecek olanların davada taraf olarak yer alması gereğinin gözden kaçırıldığı, mahkemece iki kez keşif yapıldığı, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında da taşınmazların arazi olarak kabul edildiği, dosyaya getirtilen belgelerden taşınmazların arazi olarak kabulü ile net gelir metoduna göre değerinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak ilk keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın değeri belirlenirken objektif değer artışı %50 olarak kabul edilmişken, ikinci keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda objektif değer artışının %80 olarak kabul edildiği, mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği, davaya konu 1677 parsel üzerindeki irtifak şerhinden dolayı ilçe tarım ürün maliyet ve verim cetvelleri getirtilmeden, bilirkişi raporları denetlenmeden hüküm kurulduğu belirtilerek; açıklanan sebeplerle öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, taşınmazların bulunduğu yörede yapılan tahdit çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalar taşınmazların orman tahdit sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, yeniden yapılacak olan keşif ile tahdit içinde kalan kısımlar yönünden net gelir yöntemine göre ve taşınmazların tapu kaydı henüz iptal edilmediğinden dava tarihi itibarıyla taşınmazlarda meydana gelen gerçek zarar miktarı tapu kaydı üzerindeki irtifak hakkı da dikkate alınarak saptanması, değerlendirme tarihi olan 2013 yılına ait Gölcük ilçesi ürün maliyet ve verim cetvelleri de ilçe tarım müdürlüğünden getirtilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kalmaları nedeni ile davalılar adına olan tapularının iptalinin gerektiği, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeni ile uğranılan zararının Türk Medeni Kanunu’nun 1007 nci maddesine dayalı olarak tazminin gerektiği, taşınmazların arazi vasfında olup dava tarihi itibari ile davacıların paylarına isabet eden tazminat miktarlarının gelir metoduna göre belirlenmesi gerektiği açıklanarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 116.396,88 TL tazminatın dava tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı …’ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı … İdaresi hakkında açılan davanın pasif husumet noksanlığı sebebi ile reddine, birleşen Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/377 ve Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/377 Esas sayılı davaların kabulü ile; Yukarı Mahalle mahallesi 1238 ada 16 parsel (eski … Mahallesi 2337 parsel) ve … Mahallesi 1075 ada 17 parsel (eski … Mahallesi 1677 parsel) sayılı sayılı taşınmazların davalılar adlarına tescilli olan tapu kayıtlarının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak orman vasfı ile Hazine adına tapu siciline tesciline, birleşen 2018/69 Esas sayılı dava dosyası bakımından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 88.333,73 TL tazminatın dava tarihi olan 05.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı …’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı; davalı …, davalı TEDAŞ, davacı …, davalı … vekili ve davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; orman kadastrosunun 1994 yılında ilan edildiğini, tapu maliklerinin 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz etmediklerini, alacaklarının zamanaşımına uğradığını, hakdüşürücü sürelerin de geçtiğini, tazminat isteminin dayanağının olmadığını, hesaplanan bedelin gerçeği yansıtmadığını taşınmazda orman ağaçları olmasına rağmen tarla olarak değerlendirildiğini, objektif değer artışının uygulanmaması gerektiğini, 2 kez ıslah dilekçesi verilmesi nedeni ile ıslahın geçersiz olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının %5 ve üzeri hesaplanması gerektiğini, taşınmazların bedelinin daha düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı TEDAŞ vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazda yer alan enerji nakil hattının müvekkile ait olmadığını, öncelikle davanın müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmesini ve müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.

3. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde, 1075 ada 17 (eski 1677 parsel) parsel sayılı taşınmaz üzerine 154 Kv İzmit II – Bursa Enerji İletim Hattı isabet ettiğini, 1973 yılında kamulaştırma işlemi yapıldığını, bu işleme ait belgelerden taşınmazın bağ niteliğinde olduğunun anlaşıldığını, taşınmazın tapu kaydındaki niteliğinin de bahçe olduğunu, tapu kaydına güvenerek irtifak hakkı tesis edildiğini, taşınmazın hiçbir zaman orman vasfında olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

4. Davacı … ve … ayrı ayrı sundukları temyiz dilekçelerinde; objektif değer artışı ile ilgili bozma ilamında belirtilen çelişkinin giderilmediğini, bu artış oranının %50 den az olmaması gerektiğini, bozma ilamında belirtilen gereklerin yerine getirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, arazi vasfındaki taşınmazlara gelir metodu uygulanmak sureti ile değer belirlendiğine, dava dilekçesinde belirtilen dava değeri dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı …, davalı TEDAŞ, davacı …, davalı … vekili ve davacı …’in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı …, davalı TEDAŞ, davacı …, davalı … vekili ve davacı … vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.