YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3342
KARAR NO : 2023/1424
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/4 E., 2022/1 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki Uygulama Kadastrosuna İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine-… vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 2532 parsel sayılı 8.000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 165 ada 1 parsel numarasıyla 6.390,10 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesiyle; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacı adına kayıtlı 165 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle, taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında dava Hazine, … ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ na da yöneltilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın kendileri ile ilgisi olmaması nedeniyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
3. Davalı … vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2018 tarih ve 2017/7 Esas, 2018/3 Karar sayılı önceki kararı ile, dahili davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile teknik bilirkişiler … ile … tarafından ortak tanzim edilen 06.12.2017 tarihli rapora ekli krokide (a) harfi ile gösterilen 1.501,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, 165 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilavesine ve böylece taşınmazın 7.891,66 m2 yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve numarası belirtilen önceki kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (16). Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2018/806 Esas, 2020/5254 Karar sayılı ilamıyla; “mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, ilgili teknik belgelerin getirtilmesi, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması, dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi ve bu madde uyarınca yürürlüğe giren “Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi (3402 sayılı Kanun) ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine aykırı olduğu belirlendiği takdirde, komşu parsel maliklerinin, tescil harici taşınmazlar yönünden ise ilgili tüzel kişilerin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, bu şekilde yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın yenileme öncesi 2532 parsel ve yüzölçümünün 8.000 metrekare, yenileme çalışmaları sonucu 165 Ada 1 parsel ve yüzölçümünün 6390,10 metrekare olarak tescil edildiği, taşınmazın doğu, batı ve kuzey sınırlarının sabit olduğu ve bu sınırlar yönünden herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, güney sınırının ise; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere iki mahalle arasındaki sınırın güney sınırı olarak esas alındığı, bilirkişi raporu ekinde bulunan kroki komşu parseller ile bütün olarak incelendiğinde, dava konusu taşınmazın yenileme kadastrosu sonucu oluşan sınırının komşu … Mahallesi 1242 parsel numaralı taşınmaz sınırı ile de uyuşmadığı, ancak tesis kadastrosuna ait pafta ve bilirkişiler tarafından düzenlenen kroki incelendiğinde, dava konusu parsel ile komşu parsel sınırlarının uyumlu olduğu, mahalli bilirkişilerin rapor ve içeriğini destekler beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosunun parsel sınırı yanlış tespit edildiğinden dolayı hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 165 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili düzenlenen Uygulama Parsel Kadastro Tespitinin iptali ile fen bilirkişilerinin 24.12.2021 havale tarihli raporun ekinde bulunan krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 165 Ada 1 nolu parsele (a) harfi ile gösterilen 1.501.56 m2 yüzölçümündeki alanın eklenmesiyle 165 ada 1 parsel nolu taşınmazın toplamda 7.891,66 m2 yüzölçümü ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine – Kadastro Müdürlüğü vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine – Kadastro Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediği gibi, eksik araştırma ile inceleme yapıldığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve eksik araştırma ile inceleme yapıldığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Dava, uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
2. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
3. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin “Hgm-Geoportal” sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
4. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun, yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmadığı gibi bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, önceki tarihli bozma ilamında değinilmesine rağmen, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen pafta haritası, ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilmemiş; diğer taraftan dosya arasında bulunan fen bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklar şekilde, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlanmadığı gibi, söz konusu rapor içeriğinde, uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında yapıldığı belirtilen hata, krokilerde çakıştırılmak suretiyle de kesin olarak saptanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
5. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen varlığını sürdüren doğal ya da yapay sabit sınırlarının bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişkiler oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkiler giderilmeli, sınır ihtilafı olmuş ise taşınmazlar arasındaki sınırlar ve taraf gösterimleri, eldeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi, tanık beyanları dikkate alınarak varsa hataların nereden kaynaklandığı belirlenmeye çalışılmalı, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenilmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
6. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.