Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3393 E. 2023/1300 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3393
KARAR NO : 2023/1300
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2288 E., 2022/407 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/121 E., 2018/557 K.

Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un (6292 sayılı Kanun) 7/1-a maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 111 ada 646 parsel sayılı 2.090,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanun’unun ( 6831 sayılı Kanun ) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve …’ün kullanımında olduğu şerhi verilerek, arsa niteliği ile, Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Köyü 111 ada 656 parselde kayıtlı 2.014,90 m²’lik taşınmazın müteveffa annesi … adına kayıtlı eski tapu kapsamında kaldığının tespiti ile muris annesinin mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın daha önceden nizalı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan hali yerlerden olup davacı yararına imar – ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dayandığı 19.12.1988 tarih ve 13 sıra numaralı tapu senedinde sınırları belirtilen taşınmazın davalı Hazine adına tescil edilen 111 ada 646 parsel numaralı taşınmazı da kapsadığının mahalli bilirkişi beyanları ve dosyadaki bilirkişi raporları ile sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, çekişmeli 111 ada 646 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısımların veraset ilamındaki hisseleri oranında muris Hatice Atlay mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı lehine zilyetlik ve imar – ihya koşullarının oluşmadığını, yetersiz araştırma ile karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davacının dayandığı tapu kaydının geçerliliği hususunun … Kadastro Mahkemesinin 1997/103-113 Esas-Karar sayılı dosyasında tartışılıp hukuken geçerliliğini yitirdiği gerekçesi ile davanın reddedildiği, davacının, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/367 Esas sayılı dosyasında kullanıcı tespiti davasını kazandığı, tespit tutanağındaki kullanıcının da zaten oğlu olduğu ve davayı da kabul ettiği, tüm bu nedenlerle muris Hatice mirasçılarının eldeki davayı açamayacakları, davanın reddine karar vermek gerekirken kabulünün isabetsiz olduğu, zira Kadastro Mahkemesi kararının külli halef olarak tüm mirasçıları bağlayacağı, geçerliliğini yitirmiş tapuya dayanılarak 2/B niteliğindeki arazi hakkında tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın annesi adına kayıtlı olan 19/12/1988 tarih ve 13 sıra numaralı tapu senedi kapsamında kaldığını, … Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2013/367 sayılı kararı ile tapu kaydının düzeltilerek annesi adına tescil edilmesinin kabulüne karar verildiğini, 6292 sayılı Kanun’un 7/a maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkartılan taşınmazların tapularının yeniden önceki kişiler adına kayıt edilmesi gerektiğini ileri sürerek, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesi uyarınca bedelsiz iadesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dosya muhtevasına , dava dilekçesindeki talebe göre 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesi kapsamında açılan bedelsiz iade davası olarak nitelendirilmesi gereken davada adli yargının görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi, 6292 sayılı Kanun’ un 7 nci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun Ek 4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. 6292 sayılı Kanun’un ” 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek ‘ Taşınmazlar başlıklı 7 inci maddesinde;
(1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;
a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.

b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz.
c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar.
(2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz.
(3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.
(4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

2. Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır.

3. Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir.

4. Somut olayda; davacı, dava ve temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın murislerine ait tapu kaydı kapsamında kaldığını, taşınmazların 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek, bedelsiz iadeye ilişkin 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayanmak suretiyle, taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptal edilmesini ve mirasçılar adına tapuya tescilini talep etmiştir. Dolayısıyla, eldeki tapu iptali ve tescil davasının hukuki dayanağı ve sebebi 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir.

Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, süresi içerisinde idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir.

Davacı tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı Kanun’un 33 üncü md.). iddianın ileri sürülüş şekline göre, dava, davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Bu konuda Kanunun idareye vermiş olduğu yetkiler ve idari işlemler dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre çözümlenmeyi gerektiği davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacının 6292 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi gereğince açtığı davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (2577 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar, yine 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.

5. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan ret kararı verilmesi isabetsiz ise de, bu husus, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin 370/2-4 üncü maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 370/4 üncü maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin belirtilen şekilde değiştirilmesine; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 nci bendindeki “davanın reddine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine” ifadesinin yazılmasına ve hükmün 6100 sayılı HMK’nin 370/2 nci maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı …’e iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.