Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3398 E. 2023/564 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3398
KARAR NO : 2023/564
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/16 E., 2021/94 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın onanmasına karar verilmiş, Hazine vekilinin karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından kabul edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davacı … mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında, … ili, … ilçesi, … köyünde bulunan 120 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar tarla vasfı ile 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … dava dilekçesinde; dava konusu 120 ada 2 parsel sayılı taşınmazın miras bırakandan taksim sonucu, intikal ettiğini muris ile birlikte zilyetlik süresinin 80-90 yıla ulaştığını iddia ederek miras yolu ile gelen hakka, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro tespitinin iptali ile adına tespit ve tescilini istemiştir.

3. Birleşen 2007/1534 esas sayılı davada davacı … dava dilekçesinde; dava konusu 120 ada 3 parsel sayılı taşınmazın miras bırakandan taksim sonucu, intikal ettiğini muris ile birlikte zilyetlik süresinin 80-90 yıla ulaştığını iddia ederek miras yolu ile gelen hakka, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro tespitinin iptali ile adına tespit ve tescilini istemiştir.

4. Birleşen 2007/1527 esas sayılı davada davacı … dava dilekçesinde; dava konusu 120 ada 4 parsel sayılı taşınmazın miras bırakandan taksim sonucu, intikal ettiğini muris ile birlikte zilyetlik süresinin 80-90 yıla ulaştığını iddia ederek miras yolu ile gelen hakka, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro tespitinin iptali ile adına tespit ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu parsellerin 1963 yılında yapılan toprak tevzii çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların 53 nolu Toprak Tevzii Komisyonunca Hazine adına tapusunun oluşturulduğunu, davacının ve bayiilerinin dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin olmadığını belirterek davacının davasının reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2014 tarihli ve 2007/1516 Esas 2014/442 Karar sayılı kararıyla 3402 sayılı kadastro kanununu 46/1 ve 14 üncü maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile 120 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla davacılar Reşit, İhsan ve … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan)16 . Hukuk Dairesinin 09.04.2015 tarihli 2015/2342 Esas 2015/3624 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

3. Davalı Hazine temsilcisi tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından 30.12.2015 tarihli ve 2015/16224 Esas, 2015/16621 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın üzerinde davacı yararına Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 46/1 ve 14 üncü maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve uygulama yeterli olmadığı gerekçesiyle yeniden keşif yapılarak zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve bilirkişiler tarafından düzenlenecek denetime elverişli raporlarla birlikte tüm deliller birlikte incelenerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2. İlk derece mahkemesi gerekçesinde, … Köyünün kadastro çalışmaları sırasında dava konusu parsellerin Toprak Tevzi haritalarının sayısallaştırılması sonucu 215 ve 216 numaralı parsel adı altında Mera olarak sınırlandırıldığını, Ziraat Bilirkişi Kurulu raporunda ise davalı taşınmazların gerek bitki örtüsü ve toprak yapısı itibari ile gerekse sınırları itibari ile mera ile bir ilişkisi olmadığı, taşınmazın su tutma kapasitesinin meradan çok daha iyi olduğu, komşu tarlalar ile benzer, meradan farklı özellikte olduğu ve dava konusu taşınmazların, tarla vasfında olduğunu belirtmeleri ve bilirkişi raporu uyarınca hava fotoğraflarının incelenmesinde 120 Ada 2 Parsel yönünden parselin güney batı sınırında ark olduğu, güneyinde bulunan mera ile arasında ki bu arkın ayırıcı unsur olduğu, ancak dava konusu 102 Ada 2 Parselin ekili sürülü olmadığı ve imar ihyasının tamamlanmadığı kanaatine varıldığı, 120 Ada 3 parsel yönünden yapılan incelemede dava konusu parselin tüm sınırlarının sabit olduğu, güney sınırında ark olduğu, bu ark ile güneyde bulunan mera arazisinin ayrıldığı, 3 numaralı parselin sürülü olduğu ve tarımsal olarak kullanıldığı, imar ihyasının 1988 den önce yapıldığı kanaatine varıldığı, dava konusu 120 ada 4 parselin tüm sınırlarının sabit olduğu, güney sınırında ark olduğu, bu ark ile güneyde bulunan mera arazisi ayrıldığı, 4 numaralı parselin sürülü olduğu, imar ihyasının 1988 den önce yapıldığı kanaatine varıldığını, 1955 tarihli hava fotoğrafı için değerlendirmesinde; 120 Ada 2 Parsel yönünden parselin güney batı sınırında ark olduğu, güneyinde bulunan mera ile arasında ki bu arkın ayırıcı unsur olduğu, ancak dava konusu 102 Ada 2 Parselin ekili sürülü olmadığı ve imar ihyasının tamamlanmadığı kanaatine varıldığı, 120 ada 3 ve 4 parsel yönünden değerlendirmede 3 ve 4 parseller arasında sabit sınır olmadığı, iki parselin bütün olarak dış sınırlarına göre sabit sınırlardan oluştuğu, güney sınırında ark olduğu, bu ark ile güneyinde bulunan mera arazisinin ayrıldığı, 3 ve 4 numaralı parselin bütün olarak sürülü olduğu ve tarımsal olarak kullanıldığı, imar ihyasının 1955 tarihinden önce yapıldığı belirtilmiştir. Bu durumda mahalli bilirkişilerin zilyetliğe ilişkin beyanları dava konusu 120 ada 3 ve 4 parsel yönünden desteklenmiş olsa da 120 ada 2 parsel yönünden desteklenmediği dolayısıyla davacı … ve mirasçı …’nün 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 46. maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehlerine olacak şekilde ispatladığı görüldüğünden davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; davacı … ve mirasçı …’nün davasının kabulüne, diğer mirasçıların ispatlanamayan davalarının reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile davacı … mirasçıları temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda davacılar lehine zilyetlik koşulları oluşmadığı taşınmazlar üzerinde imar ihya yapılmadığının belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davacılar … mirasçıları temyiz dilekçesinde; dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden kazandırıcı zamanaşımı sebebi ile zilyetik koşulları oluştuğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kazandırıcı zamanaşımı sebebine dayalı zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 46/1 inci maddeleri

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Hazine vekili ile … mirasçılarının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.