YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3481
KARAR NO : 2023/753
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Uygulama kadastrosu sonucunda, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında ve davacı adına tapuda kayıtlı olan eski 1126 parsel sayılı 760.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 116 ada 6 parsel numarasıyla ve 472.24 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuda kayıtlı olan eski 1124 parsel sayılı 928.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 116 ada 8 parsel numarasıyla ve 1.114,85 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2.Davacı, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın davalılara ait eski 1124 parsel yeni 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi gereğince reddedilmesi gerektiğini, sınırda değişiklik olmadığını, taşınmazlar arasında bulunan duvarın kadastro tespitinden önce bulunduğunu ileri sürmüş, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2014/375 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararı ile, “ispatlanamayan davanın reddine” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2019 tarihli ve 2017/10198 Esas, 2019/3143 Karar sayılı kararıyla özetle, “Mahkemece, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlarda tesis ve uygulama kadastrosu paftaları arasında farklılık bulunmasına rağmen bu farklılığın nereden kaynaklandığı, tesis kadastrosunda ölçü, tersimat veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı ve uygulama kadastrosu paftasına göre çekişmeli 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalan binanın tesis kadastrosunda neden komşu parsellere … şekilde tespit edildiği hususları fen bilirkişi raporunda açıklanmadığını, çekişmeli taşınmazların üzerinde bulunan briket duvar ve tüm binaların ne zaman yapıldıkları ve tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadıkları kesin olarak saptanmadığını, çekişmeli taşınmazlar arasında sabit sınır olarak kabul edilen briket duvarın tesis kadastrosunun yapıldığı sırasında zeminde mevcut olup olmadığına ilişkin bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu hava ve uydu fotoğraflarıyla denetlenmediğini, kadastro teknikeri bilirkişinin hüküm kurmaya elverişli bulunmayan raporuna dayanılarak karar verildiği açıklanarak mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen varlığını sürdüren doğal ya da yapay sabit sınırlarının bulunup bulunmadığını, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğunu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığını, çekişmeli taşınmazlar üzerinde bulunan bina ve duvarların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadıklarını, bu bina ve duvarların kim tarafından ve hangi tarihte yapıldıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasında çelişkiler oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkilerin giderilmesi, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesine” değinilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “iki taşınmazı birbirinden öncesinde karaçalı duvarın ayırdığını, bu durumun hava fotoğraflarındaki tespitle uyumlu olduğunu, briket duvarın ise kadastro tespitinden sonra yapıldığını, bu haliyle her ne kadar dava dilekçesinde 287,76 metrekarelik kısmın iptali istenmiş ise de, davalılar üzerine kayıtlı olan taşınmazın bilirkişi raporunda gösterilen 89,80 metrekare kısmının davacı taşınmazına dahil olması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalılar adına kayıtlı çekişmeli 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazda 26.11.2021 tarihli teknik raporda pembe renk ile taralı olarak gösterilen 89,80 metrekarelik kısmın iptali ile, davacıya ait aynı yerde kain 116 ada 6 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, taşınmazlar arasındaki sınırın düz çizgi şeklinde gösterilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüş ve ayrıca res’en gözetilecek diğer sebeplerle de kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesi gereğince reddedilmesi gerektiğini, sınırda değişiklik olmadığını, bu konuda öncesinde uyuşmazlığın da bulunmadığını, davalılar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüş ve ayrıca res’en gözetilecek diğer sebeplerle de kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesinden kaynaklanan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 3402 sayılı Kanun 22/a maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 80,70 TL peşin harcın 222,91 TL onama harcına mahsubu ile kalan 142,21 TL’nin temyiz eden davalılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.